Haber Detayı

Ümit Özdağ’dan ortak rapor tepkisi: Öcalan’ı İmralı’dan kravat takılarak nasıl çıkarılacağının yol haritası
Gündem ekonomim.com
22/02/2026 11:55 (3 saat önce)

Ümit Özdağ’dan ortak rapor tepkisi: Öcalan’ı İmralı’dan kravat takılarak nasıl çıkarılacağının yol haritası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Meclis’te kurulan çözüm komisyonunun ortak raporunu eleştirerek raporda “umut hakkı” ve “Kürt sorunu” ifadelerinin yer almamasına rağmen AİHM ve AYM kararları çerçevesinde hasta ve yaşlı mahkûmlar için af düzenlemesi öngörüldüğünü belirterek, bunun teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasının önünü açabileceğini öne sürdü.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Meclis’te kurulan çözüm komisyonunun yayımladığı ortak rapora ilişkin eleştirilerde bulundu.

Raporda “umut hakkı”, “Kürt sorunu”nun bulunmadığını hatırlatan Özdağ, “‘Umut hakkı’ kavramına Türk milleti büyük bir tepki duyduğu için bu kavramın kullanılmadığını, yerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanacağı belirtilerek yaşlı ve hastalıklı mahkumların affedileceğinin belirtildiğini kaydetti.

Özdağ, “Bu düzenlemelerle adeta Abdullah Öcalan’ı, İmralı’dan kravat takılarak nasıl çıkarılacağının yol haritası da bu rapora yerleştirilmiş” dedi.

Sözcü yazarı Saygı Öztürk’e konuşan Özdağ, şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye Büyük Millet Meclisi Öcalan Komisyonu’nun çıkarmış olduğu rapor, PKK’nın bütün temel tezlerini kabul eden ve Türkiye Cumhuriyeti’nin milli, üniter ve laik devlet felsefesini ortadan kaldıracak bir metin olarak tarihe geçecektir. “Türkiye’de ‘Türk ve Kürt halkları’ diye iki halktan bahsediliyor” Esasen metinden İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın, PKK’nın, DEM Parti’nin hiç rahatsız olmadığı, aksine büyük bir mutluluk duyduğu görülüyor.

Çünkü bu raporla birlikte çok net bir şekilde Türkiye’de, ‘Türk ve Kürt halkları’ diye iki halktan bahsediliyor.

Raporda, ‘Türkler ve Kürtler aynı coğrafyanın sahipleri, aynı ülkenin yurttaşları, aynı inancın mensupları, aynı medeniyet ve kültürün varisleri birlikte var olmuş kardeş ve kaderdaş halklardır’ denilerek Türk milleti tanımını ortadan kaldırıyor.

Bu metinde hiç 'Türk milleti’ geçmiyor.

Bu belgeye göre Türkiye’de birbirinden farklı kardeş iki halk var.

Bu milli devletin anlayışının, kurucu felsefe anlayışının ortadan kalktığının en somut ifadesidir.

Metinde, bu coğrafyanın Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni ve diğer kesimleri on yıllar boyunca süregelen acıların ve çatışmaların tekrarına rıza göstermemektedir.

Burada hem Türk milleti etnisitelere ve mezheplere ayrıştırılıyor hem de PKK terörü, ‘çatışma’ ve ‘acı’ olarak ifade ediliyor.

D evlete ve halka karşı terör eylemlerini yabancı genelkurmayların ve istihbarat servislerinin desteğiyle sürdürülen bir terör örgütü gerçeği var.

Bunun gizlendiğini görüyoruz.

Yine bu raporda ‘Sorunların kalıcı çözümü için eşitlik, demokratik katılım, yerel katılım, kültürel saygı’ denilerek yeni kültürel haklar verileceğinin ön açılımı gerçekleştiriliyor. ‘Müşterek hukuk’ ifadesiyle yeni bir hukuksal yapıya geçileceğini de açıkça ortaya koyuyor.

Yani, yeni bir durumla karşı karşıyayız. “Güvenlik korucularımızın onur ve gururu ne olacak?” (Anayasamızda eşitlik temelli vatandaşlığın bulunduğunu ve bunun kurulduğunu kaydederek) O zaman siz hangi eşit temelli vatandaşlıktan bahsediyorsunuz?

Demek ki PKK’nın temel tezi olan ‘Eşit vatandaşlık’ anlayışını kabul ettiniz ki bu satırları yazabiliyorsunuz.

Raporda, demokratikleşme, eşit yurttaşlık, hak, özgürlüklerin güvenceye alınması ile ekonomik kalkınma boyutlarının birlikte düşünmesi beklenmektedir.

Bu rapor, 1923’ten bu yana eşit yurttaşlık olmadığını bu ifadelerle ortaya koymuş oluyor.

O zaman PKK’nın en temel tezini kabul etmiş oluyorsunuz.

Raporda hayret verici şeyler var.

Şöyle söyleniyor: ‘En başından itibaren Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu korumayı esaslayan bir yaklaşım benimsenmiştir.

Tekrar Türkiye’yi Türk ve Kürt diye ikiye bölerken PKK ile ve DEM ile yapılan anlaşma Kürt’ün onuru olarak nitelendiriliyor.

Peki PKK’ya, DEM’e karşı olan Türk devletinin, Türk milletinin yanında, PKK terörüyle mücadele eden PKK terörünün hedef aldığı beşikteki bebeklerini katlettiği Kürt, Zaza kökenli yurttaşlarımızın onuru ve gururu ne olacak?

Güvenlik korucularımızın onur ve gururu ne olacak?

Bunların hepsinin, bu raporla çöpe atıldığını görüyoruz” “Bu, PKK’nın onurunu kurtarmak isterken, Türk milletinin gururunu kıran bir rapor" Peki dağda PKK terörüyle mücadele eden askerlerimize, gazilerimize, korucu kardeşlerimize psikolojik destek veriyor musunuz?

Güneydoğuda, sınır ötesinde çarpışan bütün gazilerimize iş veriyor musunuz ki PKK’lı teröristlere vereceksiniz?

Güneydoğuda çarpışan, yaralanan vücudunda 5-6 mermi olduğu halde yasadan dolayı gazi sayılmayan insanlara iş verdiniz mi, psikolojik destek verdiniz mi ki dağdan elinde silahıyla gelecek PKK’lıya destek vereceksiniz?

Bu, PKK’nın onurunu kurtarmak isterken, Türk milletinin gururunu kıran bir rapordur.

Bundan sonra yapılacak çalışmalardan söz edilirken ‘Müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.

Çok net bir şekilde PKK’lıların affedileceği burada ifade ediliyor.

PKK’lıların nasıl korunup kollanacağı, topluma uyum kapasitesini arttırılması açısından ekonomik ve sosyal imkanların geliştirilmesi öncelikler arasında yer alınması TBMM’ye önerilmiş." “Umut hakkı” Umut hakkı kavramına toplumda büyük tepki olduğu için bu ifadenin kullanılmadığını belirten Özdağ, bunun yerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanacağını, bu kapsamda yaşlı ve hasta mahkûmlar için af düzenlemesinin gündeme gelebileceğini ifade etti.

Özdağ sözlerine şu cümlelerle devam etti: "Bu düzenlemelerle adeta Abdullah Öcalan’ı, İmralı’dan kravat takılarak nasıl çıkarılacağının yol haritası da bu rapora yerleştirilmiş.

Hasta ve yaşlı tutuklu, hükümlüler için ‘Yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alarak infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir’ denmiş. “Bu rapor, 'Türk milleti’ tanımının farklılaştırılacağını gösteriyor” Kayyum müessesesi ile ilgili yapılan değerlendirmede, bir belediye başkanı terör örgütü ile ilişkiden, teröre destekten dolayı görevden alınırsa onun yerine devlet atama yapmayacak.

Belediye meclisi içerisinden birisi seçileceği belirtiliyor.

PKK’nın, DEM’in taleplerinden birisi daha kabul edilmiş.

Bu rapor, Anayasanın 66. maddesinin değiştirileceğini ve ‘Türk milleti’ tanımının farklılaştırılacağını, anayasanın giriş bölümüne ‘Türk, Kürt, Arap’ şeklinde üç farklı halkın Türkiye’de yaşadığına dair bir yaklaşımın gireceğini gösteriyor.

Anayasanın ilk üç maddesiyle oynanmasa bile anayasanın ilk üç maddesini anlamsız hale getirecek ve yerel yönetimlerle Ankara arasındaki ilişkileri yerel yönetimlerin lehine düzenleyeceğini haber veren düzenlemeler içeriyor." İstanbul'un havası en kirli ve en temiz ilçeleri belli olduGündem Türkiye dahil 14 ülke, Büyükelçi Huckabee'nin açıklamalarını kınadıDünya  

İlgili Sitenin Haberleri