Haber Detayı

İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Özatıcı: "Beni Geçtiğimiz Hafta Yargılayan Savcı Bu Hafta Rozet Takamaz"
Güncel haberler.com
21/02/2026 18:00 (2 saat önce)

İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Özatıcı: "Beni Geçtiğimiz Hafta Yargılayan Savcı Bu Hafta Rozet Takamaz"

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek'in atanmasını eleştirerek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sorunlarını ve siyasi baskıları gündeme getirdi. Özatıcı, Türkiye'deki siyasi yapının tek adam rejimine dönüştüğünü vurguladı.

(DENİZLİ) - İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasını değerlendirirken, "2022 yılında siz bir yargı mensubusunuz.

Sonra 2022 yılında Adalet Bakan Yardımcısı oluyorsunuz.

Daha sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı oluyorsunuz.

Sonra Adalet Bakanı oluyorsunuz.

Demek ki sizi Adalet Bakan Yardımcılığından Adalet Bakanlığı'na götüren süreçte yaptığınız Cumhuriyet Başsavcılığındaki iş ve eylemler sizi oraya taşımış.

Onların da ne olduğunu hepimiz biliyoruz değil mi" dedi.İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, Denizli Gazeteciler Cemiyeti'nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Özatıcı, şunları kaydetti:"Mustafa Çiftçi'nin paylaşımlarına baktığımız zaman inceledik.

Onlarca, yüzlerce paylaşım var.

O paylaşımlar içerisinde hiç Milli Bayramlar yok.

Hiç Atatürk yok.

Sadece İlim Yayma Vakfı'na dair bir referans ve yakınlık görüyoruz.

Bundan önceki İçişleri Bakanı da bu arada İlim Yayma Vakfı'na yakındı.

İlim Yayma Vakfı'nın da Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan'dır.

Buradan şu sonucu çıkartıyoruz ki Türkiye'de İçişleri Bakanlığı müessesesi Bilal Erdoğan'a demek ki yakın olmaktan geçiyor.

İkincisi Adalet Bakanı ile alakalı bir tespit. 2022 yılında siz bir yargı mensubusunuz.

Sonra 2022 yılında Adalet Bakan Yardımcısı oluyorsunuz.

Daha sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı oluyorsunuz.

Sonra Adalet Bakanı oluyorsunuz.

Demek ki sizi Adalet Bakan Yardımcılığından Adalet Bakanlığı'na götüren süreçte yaptığınız Cumhuriyet Başsavcılığındaki iş ve eylemler sizi oraya taşımış.

Onların da ne olduğunu hepimiz biliyoruz değil mi?" "Adalet Bakanlığı'na götüren süreçte yaptığınız Cumhuriyet Başsavcılığındaki iş ve eylemler" Siyasi yargılamalar, İmamoğlu davası, Özdağ davası, diğer davalarla beraber bir takım siyasi işler.

Geçtiğimiz hafta cübbeniz var, cübbenizde düğme yok.

Bir hafta sonra Adalet Bakanısınız, cübbeniz yok, rozetiniz var, partiniz var.

Böyle bir sistem içerisinde zaten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ucube olması buradan kaynaklanıyor.

Yani meselenin özü şu: Bütün bir siyasi iradenin ve idarenin bir kişinin aklına, tercihlerine, heveslerine, iki dudağı arasından çıkacak kelimelerin akıbetine terk edildiği bir düzenin olması sorununu yaşıyoruz.

O atamalara baktığım zaman bu sistemin ne kadar ucube olduğunu görüyorum.

Beni geçtiğimiz hafta yargılayan savcı bu hafta rozet takamaz.

Böyle bir sistem dünyanın hiçbir yerinde yok.

Bu başkanlık sistemi de değil ayrıca.

Bu niye ucube diyoruz?

Çünkü hiç örneği yok bunun.

Bu ne parlamenter demokrasi ne başkanlık sistemi.

İkisi de değil.

Şöyle yorumlar yapılıyor: 'İşte bu atamalarla birlikte baskı daha da artacak, operasyonlar başlayacak'.

Bence siyasetçi konuştuğu sözün ağırlığını ve etkisini iyi ölçmek zorundadır, çünkü milletin ihtiyacı olan şey bu değil.

AK Parti bir saldırı formasyonu alıyor olsa bile meselemiz bu olmamalı.

Meselemiz şu olmalı: Baskı ne kadar yüksek olursa olsun, burada ne kadar yüksek bir tazyik olursa olsun, biz millete dayanarak, milletin teveccühü ile ilk yapılacak seçimde bu tek adam rejimine son vereceğiz.

Her hal ve şartta bunu başaracağız.

Bunu söylemek lazım.

Umutvar olmak lazım." "Bunun vebali de ağır olacak" Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda kubul edilen rapora ilişkin de görüşlerini açıklayana Özatıcı, sözlerini şöyle tamamladı:"Bu rapora imzacı olmadığımız için bundan şahsen ben de gurur duyuyorum.

Raporda yeni bir millet tanımı yapılıyor.

Yani artık hani Atatürk diyor ya, 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran halka Türk milleti denir.' diyor.

Türk milleti kavramı kaldırılmış, çıkarılmış.

Onun yerine millet nasıl tanımlanıyor?

Türkler, Kürtler, Araplar.

Türkler, Kürtler, Araplar diyerek milleti üçe bölen, üç uluslu bir federe, bir istibdat rejiminin altyapısı hazırlanmış.

Buna da sadece Cumhur Koalisyonu değil, DEM Parti zaten bunu ister de buna ana muhalefet partisi de imza atmış.

Yani Türk milleti kavramı yok, geçmiyor.

Raporun içerisinde her 'millet' geçtiğinde Türkler, Kürtler, Araplar deniyor; bunu da söyleyen Erdoğan zaten biliyorsunuz.

İkincisi raporun 15. sayfasında 50 bin Türk vatandaşının katili, askerimizin, polisimizin, kundaktaki bebeğimizin katili bir terörist başı Öcalan'a 'kurucu lider' ifadesi kullanılıyor.

Bunu Devlet Bahçeli söylüyor, onu biliyorduk zaten.

MHP söylüyordu.

Ama şimdi artık AKP'de, CHP'de, Yeni Yol'da kim varsa, İYİ Parti hariç diğer bütün siyasi partiler siz gittiniz bunun altına imza attınız.

Siz de artık Apo'ya 'kurucu önder', 'kurucu lider' diyenler kervanına eklendiniz.

Dolayısıyla bunun vebali de ağır olacak."

İlgili Sitenin Haberleri