Haber Detayı
Amerikalı komünist Joseph Jamison anlattı: ABD’de gençlik sola kayıyor
ABD’li komünist yazar Joseph Jamison, Ortaklaşa dergisine yaptığı açıklamada, "Gençler arasında sola doğru kesin bir kayma var. Gençler sendika yanlısı; işyerlerinde sendika kurmak gibi zorlu işlere girişmeye daha istekliler" dedi.
Hem uluslararası düzlemde hem de ABD siyasetinde hareketli bir döneme girildi.
Minneapolis’te Renee Nicole Good’un bir ICE ajanı tarafından öldürülmesi ülkede büyük tepki karşılandıı.
Ortaklaşa dergisinden Murat Akad, ABD’deki siyasi durumu ABD’li komünist yazar Joseph Jamison’la konuştu.Aslında kuruluşu daha eskiye dayansa da dünya ICE’nin adını Trump ile duydu.
Sosyal medyada Nazilere benzetilen ICE elemanlarının neredeyse paramiliter bir güç gibi faaliyet gösterdiğini aktaran çok sayıda video var.
Jamison, ICE’ı ve siyasi işlevini anlatırken Trump’ın göçmen politikasını ve kökenlerine dikkati çekti.'TRUMP’IN İDEOLOJİSİ SAĞCI POPÜLİZM'Trump’ın temel ideolojisinin sağcı popülizm olduğunu belirten Jamison, “Cumhuriyetçi Parti’de daha önce baskın olan ideolojilerin aksine, sağcı popülizm “halk” adına, “küçük adam” adına “elitlere” karşı konuştuğunu iddia eder; ancak özünde halkın sorunları için günah keçilerini suçlar: belgesiz göçmenler, Afrikalı Amerikalılar, Müslümanlar, Meksikalılar, Orta Amerikalılar, Somalililer (Minneapolis’te yoğunlaşmış) ve benzerleri.ICE (Göçmenlik Kontrol ve Uygulama), Sınır Devriyesi ve Ulusal Muhafızlar federal hükümetin İç Güvenlik Bakanlığı’na bağlı üç kurum olup, kitlesel sınır dışı işlemlerini yürütmektedir.
Trump, öncelikle “en kötülerin en kötüsü” olan, şiddet içeren suçlar işlemiş yasadışı göçmenleri hedef alacağına söz vermişti.
Ancak gerçekte çok farklı bir politika ortaya çıktı.
Minneapolis sakinlerine göre temel taktik, ICE konvoylarının tek başına dolaşan ve beyaz olmayan herhangi bir kişiyi arayıp, araçlardan inip, onları bir minibüse sürükleyip, ardından uzaklaşması gibi görünüyor.” dedi.ABD GENÇLİĞİ’NDE SOLA DOĞRU KAYMA VARFloyd protestolarının kitleselliği dikkat çekmişti.
Ama Filistin’deki soykırıma gösterilen tepkiler çok daha kitlesel oldu.
Üniversitelerdeki eylemlilikler kolay kolay rastlanmayacak nitelikteydi.
Öte yandan son yıllarda dikkat çekici grevler de yaşanıyor.
Özellikle gençliğin daha fazla siyasal bilinç kazandığı görülüyor.“Gençler arasında sola doğru kesin bir kayma var.” diyen Jamison, Bu durumun henüz toplumun geneline yayılmadığını belirtti.Jamison, durumu “Gençler sendika yanlısı; işyerlerinde sendika kurmak gibi zorlu işlere girişmeye daha istekliler.
Zaten bir sendikaları varsa, greve gitmeye daha istekliler.
İki yıldır ABD destekli İsrail’in Gazze’ye yönelik vahşetini televizyondan izledikten sonra, Filistin yanlısı ve Siyonist propagandadan, eski kuşakların maruz kaldığı on yıllarca süren antikomünist propagandadan daha az etkileniyorlar.
Altı yıl önce, George Floyd protestolarına da gençler öncülük etmişti.
Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinde en büyük etken gençlerdi.
Mamdani 34 yaşında, Uganda doğumlu ve Hint kökenli, Müslüman ve kendini “demokratik sosyalist” olarak tanımlayan bir göçmen.
Trump da dahil olmak üzere sağ kanattaki rakipleri, kampanya boyunca onu sürekli olarak komünistlikle suçladılar.
Ancak bu suçlamaların gençler üzerinde pek bir etkisi olmadı.” ifadeleriyle anlattı.2025’in sonlarında yürürlüğe giren Strateji Belgesi’ni, Monroe Doktrini’ne dönüş tartışmalarını değerlendiren Jamison, şöyle konuştu:“Ulusal Güvenlik Stratejisi, başkanın periyodik olarak Kongre’ye gönderdiği, ABD dış politika hedeflerini belirleyen bir belge.
Bir soruya yanıt olarak belgenin işlevi şöyle açıklanıyor: Batı yarımküresinin, ABD’ye kitlesel göçü önlemek ve caydırmak için makul ölçüde istikrarlı ve iyi yönetilen bir yapıda kalmasını sağlamak istiyoruz… Hükümetleri uyuşturucu tacirlerine, kartellere ve diğer uluslararası suç örgütlerine karşı bizimle işbirliği yapan bir yarımküre… Yabancı müdahalelerden veya kilit varlıkların ele geçirilmesinden uzak kalan bir yarımküre… Başka bir deyişle, Monroe Doktrini’ne bir “Trump Eki” uygulayacağız ve bunu hayata geçireceğiz.Başkan James Monroe’nun 1823’te ortaya koyduğu doktrin, Avrupalı güçlerin Batı yarımküresine müdahalesine ABD’nin karşı olduğunu iddia ediyordu.
Aslında Monroe, Avrupalı sömürgeci güçlerin yeniden müdahalesine karşı çıkıyordu. 1904’te Monroe Doktrini’ne Theodore Roosevelt’in yaptığı ek, ABD’nin hedef ülkeler üzerinde “polis gücü” uygulayacağını ve mali durumlarını, hükümetlerini ve dış ilişkilerini düzeltmek için büyük bir sopa kullanacağını ilan etti.‘ÇİN’İN LATİN AMERİKA’DAKİ ETKİSİ ABD’NİN EGEMENLİĞİNE YÖNELİK YENİ BİR TEHDİT OLARAK ALGILANIYOR’Monroe’dan beri, ABD kapitalizmi her zaman Latin Amerika ve Karayipler’i ekonomik ve politik olarak, genellikle yeni sömürgeci yollarla, ancak bazen de Porto Riko’da olduğu gibi açık sömürgeci yollarla domine etmeye çalıştı.
Şu an itibariyle, Çin’in Latin Amerika’daki etkisinin genişlemesi, ABD yöneticileri tarafından ABD’nin egemenliğine yönelik yeni bir tehdit olarak algılanıyor.
Trump döneminde, Venezuela, sosyalist Küba veya Nikaragua gibi ABD’den bağımsızlıklarını ilan eden devletler, ABD’nin ekonomik yaptırımlarının ve bazen de askeri müdahalelerinin hedefi haline geliyor; bunu 3 Ocak 2026’da Venezuela’da gördük.ABD’DE İÇ SAVAÇ OLASILIĞISon yıllarda ABD için, daha önce duymadığımız şekilde, iç savaş olasılığından tartışılıyor.
Hollywood dizilerine, filmlerine de konu olan bu senaryoları ele alan Jamison, mevcut koşullar altında bir iç savaş olasılığının düşük olduğunu ifade etti.ABD toplumundaki silahlanmaya dikkati çeken Jamison, “Son derece silahlanmış bir toplum ve bol miktarda silahlı şiddet var.
ABD’de şu anda 348 milyon silah var ve bu, ülke nüfusundan fazla.
Silah sahipliği kırsal alanlarda, Güney ve Batı’da yoğunlaşmış durumda.
Silahlı şiddet, ülkenin her yerinde büyük bir toplumsal sorun; silah üretim firmalarından ve bazı sağcı kesimlerden oluşan silah lobisi güçlü ve Cumhuriyetçi Parti’de köklü bir yere sahip.
Her türlü silaha kolay erişim nedeniyle akıl hastaları, suçlular ve bazen de suikastçılar tarafından gerçekleştirilen katliamlar ve çocukların neden olduğu kazara ölümler yaşanıyor.
Okullarda silahlı saldırı olayları yaşandı.
İlericiler, toplu silahlı saldırılara karışabilecek kişilerin eline silah geçmesini önlemek için silah sahipliğine kısıtlamalar getirilmesini savunuyor.” dedi‘TRUMP YÖNETİMİNİN GÖÇMENLERE YÖNELİK ARTAN ŞİDDET BASKISI DAHA BÜYÜK BİR ŞİDDET RİSKİNİ DOĞURUYOR’Trump yönetiminin göçmenlik baskısında kullandığı artan ve giderek şiddetlenen baskı, daha büyük ölçekli karşı şiddet riskini beraberinde getiriyor.
Minneapolis ve diğer yerlerdeki ICE karşıtı protestolar şimdiye kadar barışçıl geçti; ICE karşıtı protestoları yöneten güçler Trump’ın gerilimi tırmandırmak istediğini anlıyor ve bu nedenle bilinçli olarak şiddet içermeyen taktikler izliyorlar.
Sokaklardaki kaos ve şiddet sahneleri, artan ICE baskısını haklı çıkarmaya ve göçmen topluluğunu korkutmaya yardımcı oluyor.Odatv.com