Haber Detayı
Kurtuluşun ve kuruluşun ‘İktisat Kongresi’
17 Şubat tarihi ve içinde bulunduğumuz hafta; “Medeni Yasa”nın 100. “İktisat Kongresi”nin de 103. yılını simgeler. Ulusal kurtuluş ateşinin daha dumanı tüterken İzmir’de toplanan kongre, kurtuluştan kuruluşa uzanan sürecin çok önemli bir dönemecidir.
17 Şubat tarihi ve içinde bulunduğumuz hafta; “Medeni Yasa”nın 100. “İktisat Kongresi”nin de 103. yılını simgeler.
Ulusal kurtuluş ateşinin daha dumanı tüterken İzmir’de toplanan kongre, kurtuluştan kuruluşa uzanan sürecin çok önemli bir dönemecidir.
Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun temel taşlarındandır.
Tıpkı İzmir’in “kurtuluşun ve kuruluşun kenti” olduğu gibi, İktisat Kongresi de “kurtuluşun ve kuruluşun kongresi”dir.
Bu önemli ve tarihsel olayın yıldönümünde, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar, zorluklar; İzmir İktisat Kongresi’ni (İİK) günümüzde de önemli hale getiriyor.
Yaşanan süreçte, bu kongreyi yeniden hatırlamanın ve hatırlatmanın tam zamanıdır.
Çünkü bugünlerde de tarihsel bir iktisadi çıkışa ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.
Özellikle o dönemin koşullarından, kararlarından gerekli dersleri çıkararak ve elbette günümüze taşıyarak. 103 YIL ÖNCE İzmir’de 17 Şubat 1923’te başlayıp 4 Mart 1923’te tamamlanan İİK, ulusal kurtuluştan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanına giden kuruluş sürecinin temel taşlarındandır.
Hem siyasal hem de ekonomik açıdan önemli bir dönemeçtir.
Zorlu bir mücadeleyle ulusal bağımsızlığın kazanılmasının ardından, ekonomik bağımsızlığın da elde edilmesi ve bunun sağlam temeller üzerinde yapılandırılması gerekiyordu.
İşte Mustafa Kemal’in önderliğinde İzmir’de toplanan kongrenin temel işlevi ve amacı buydu.
Ulusal kurtuluşun kazanımlarının iktisadi temelde kalıcılaştırılması ve yeni dönemin ekonomi politikalarının belirlenmesi hedeflendi.
Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde yükseleceği sağlam temeller atıldı.
Tabii böyle önemli bir kongrenin İzmir’de toplanması, İzmir açısından da büyük önem taşımaktadır. 103 YIL SONRA Günümüzde ülkemiz, halkımız, zor ve zorlu bir dönemden geçiyor.
Ekonomik koşullar giderek daha da ağırlaşıyor.
Enflasyon ve işsizlik gibi temel iktisadi sorunlar, halkımızın belini büküyor.
İnsanımızın, vatandaşımızın günlük hayat kavgası, her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Bu ekonomik kıskaç ve kısır döngü, doğrusu insanları canından bezdiriyor, halkımızı mutsuz kılıyor.
İşte tam bu noktada, yeni ekonomi politikası arayışları gündeme geliyor. 103 yıl önce, ülke ekonomisinin küllerinden yeniden doğuşu gibi, günümüzde de yeni ekonomik çıkışlara, farklı politikalara ihtiyaç var.
Bu durum da ister istemez İİK’yi yeniden hatırlamayı, irdelemeyi ve ondan günümüze aktarılacak dersler çıkarmayı gündeme getiriyor.
KAMUCU-HALKÇI İKTİSAT İİK’nin 103. yılında, isterseniz gelin birlikte bugünün ekonomik sorunlarına bir göz atalım.
Ana başlıklar halinde, ülkenin temel ekonomik sorunlarının ve bu sorunlara getirilebilecek çözümlerin altını çizelim.
Borç sarmalı içinde kıvranan ekonominin yeniden ayağa kaldırılması ve düzlüğe çıkarılması için ulusal temelde yeni bir iktisat politikası oluşturulması gerektiğine inanıyoruz.
Günümüzde ekonominin böyle bir anlayışla yeniden yapılandırılması gerekiyor.
Böylesi bir yaklaşım; ister istemez ulusal temelli ve kamucu, halktan yana bir iktisat politikasını zorunlu kılıyor.
Halkın ihtiyaçlarına ve önceliklerine uygun olarak ekonomi tümüyle yeniden yapılandırılmalıdır.
KONGRE UNUTULMAMALI Biz bu yazımızla, kongrenin yıldönümüne dikkat çekmek istedik.
Unutanlara, unutturanlara, İİK’yi hatırlatalım dedik.
Öyle görünüyor ki İİK’nin 103. yıldönümü, birçok kurum ve kuruluş tarafından ya unutuldu ya da yeterince önemsenmedi ve anlamınaönemine uygun biçimde anılmadı.
Oysa içinde bulunduğumuz zorlu ekonomik koşullar nedeniyle, İİK’yi daha güçlü ve etkili bir şekilde anmamız gerekiyordu diye düşünüyoruz.
Gelecek yıldönümlerinde, bu anmaların daha kapsamlı-etkili-kitlesel biçimde yapılmasını diliyor ve bekliyoruz. *** Muzaffer İzgü ve ikiz kızları Değerli mizah yazarımız Muzaffer İzgü, çok sevdiğimiz bir ağabeyimizdi.
Muzaffer ağabeyle tanışlığımızın neredeyse kırk yıla uzanan bir geçmişi var.
Rahmetli kayınpederim Burhan Esen’in de yakın dostuydu.
Gülmece alanında birlikte kalem oynatmışlardı.
Sayfa arkadaşlıkları Akbaba mizah dergisine kadar uzanıyordu.
Muzaffer ağabeyi hatırlayıp düşündükçe; ortak yaşanmışlıklar bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçiyor.
Kültürel etkinlikler, söyleşiler, kitap imza günleri: Alsancak’ta oturduğu yıllarda, yürüyüşe çıkıp bizim İletişimevi’nde verdiği sohbet molaları.
SARIGÖL ANIMIZ Onu düşündükçe, belleğimizin kıvrımlarında ortak anılarımız, sohbetlerimiz dönenip duruyor.
Hele o karınca gibi çalışkanlığıyla ürettiğiyarattığı kitapları, öyküleri, yazıları, çocuklarla olan birliktelikleri.
Muzaffer İzgü denince aklımıza hemencecik çocukların düşmesi işte bundandır.
Yüreğimize nakşolmuş fotoğrafta; Muzaffer ağabeyin hep çocuklarla olan birlikteliği, gözlerinin ve yüreğinin ışıltısını yansıtan görüntüsü var. 34 yıl önce, eşi Günsel Hanım’ın ve eşimle kızımın da bulunduğu İzmirli bir grup sanatçı dostumuzla yaptığımız Sarıgöl seyahatini ve orada yaşadığımız güzellikleri hiç unutamıyoruz. 1992’de Sarıgöl Belediyesi’nce düzenlenen “Gençlik Günleri” etkinliğine birlikte katılmıştık.
Sarıgöllü dostlarımız konukları paylaşarak kendi evlerinde konuk etmişlerdi.
İZGÜ VE CUMHURİYET Muzaffer ağabey yalnızca bir eğitimci ve yazar değildi.
O özelliklerinin çok ötesinde aynı zamanda ilerici, yurtsever ve mücadeleci bir aydındı.
Cumhuriyet değerlerine ve Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği ideallere sonuna kadar bağlıydı.
Yaşamı boyunca bu ilkeleri ve değerleri savundu.
Bu uğurda hep mücadele verdi.
Muzaffer İzgü’nün önemsediği ve çok değer verdiği kurumlar içinde Cumhuriyet gazetesi başat bir yer tutuyordu.
Gazetemizi Cumhuriyetin temel kolonu, kendisini de Cumhuriyet gazetesi ailesinin bir parçası olarak görürdü.
İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu başta olmak üzere birçok yazarımızla yakın dostluğu vardı.
Ortak sohbetlerimizde Cumhuriyet gazetesini ne denli önemsediğinin ve yakından takip ettiğinin tanığıyız.
NEVİN-SEVİN KARDEŞLER Bütün bu konuları, bugünlerde bir araya geldiğimiz İzgü ailesinin ikiz kızları Nevin ve Sevin İzgü kardeşlerle yeniden konuştuk.
Sevgili babaları Muzaffer İzgü ile sevgili anneleri Günsel İzgü’yü anılarla yad ettik.
Başta İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu olmak üzere eski Cumhuriyetçileri andık.
İzgü kardeşler, çok anlamlı bir davranışla, Cumhuriyet gazetemize-vakfımıza bağışta bulundular.
Bizce, babaları Muzaffer İzgü ve İzgü ailesi adına çok doğru ve örnek bir iş yaptılar.
Bu vesileyle, değerli büyüğümüz Muzaffer İzgü’yü bir kez daha saygıyla, sevgiyle anıyor; İzgü kardeşlere içtenlikle teşekkür ediyoruz. *** Köy Enstitülü çınarlarımız Köy Enstitüleri, eğitim ve kültür tarihimizin ulusal, özgün ve unutulmaz zenginliğidir.
Kısa sürmesine karşın etkileri günümüze kadar uzanan önemli eğitim kurumlarıdır.
Aynı zamanda ülkemizin eğitim ve kültür yaşamına çok önemli isimler kazandırmıştır.
Yukarıdaki fotoğrafta, bu tarihi çınarlardan üçünü (Mahmut Makal-Mevlüt Kaplan-Fakir Baykurt) yan yana görüyoruz.
MEVLÜT KAPLAN UNUTULMAZ Köy Enstitülerinin yaşayan son temsilcilerinden Mevlüt Kaplan’ı geçtiğimiz hafta sonu sonsuzluğa uğurladık.
Mevlüt öğretmenimiz tüm yaşamını eğitime, kültüre ve Köy Enstitülerinin ideallerine adamış örnek bir aydındı.
Çalışkanlığı ve üretkenliği ile genç kuşaklara örnekti.
Kurduğu yayınevi ve çıkardığı kitaplarla, Köy Enstitüleri aydınlığını yurdun dört bir yanına taşıdı.
Cumhuriyet ailemizin de yakın bir dostu ve destekçisi olan Kaplan’la söyleşmekten mutluluk duyardık.
Ziyaretlerinde onun anılarını ve deneyimlerini dinlemekten keyif alırdık.
İnanıyoruz ki Mevlüt Kaplan öğretmenimiz hiç unutulmayacak, anılarında ve kitaplarında hep yaşayacaktır.