Haber Detayı

Modern kapasite ve Ar-Ge gücüyle kendini kanıtladı, yeni sınavı regülasyonlar olacak
Ekonomi ekonomim.com
20/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Modern kapasite ve Ar-Ge gücüyle kendini kanıtladı, yeni sınavı regülasyonlar olacak

Türkiye’nin dünya pazarlarında güçlü olduğu sektörler arasında alüminyumu da rahatlıkla sayabiliriz. Yüzde 62 pay ile Avrupa’nın en büyük tedarikçi ülkesi, öncelikle. Toplam 2,1 milyon ton olan üretimin 1,2 milyon tonu ihraç ediliyor. Yeni nesil tesisleri, Ar-Ge’ye dayalı üretim yapıyor ve yeşil sanayi rotasında önemli adımlar atıyor. Sektörün gündeminin ilk sırasında Çin ile rekabet ve regülasyon uygulamalarına yönelik alacağı tedbirler var

Müberra Taşçı Güreş Alüminyum sektörü Türkiye’de, hızlı ve istikrarlı büyüyen bir yapıya sahip.

Son 25 yılda sektörde önemli bir yatırım hamlesi gerçekleşti.

Yüksek kapasiteli modern tesisler kuruldu.

Ar-Ge hizmetleriyle öne çıkan fabrikalar, yeşil enerji başta olmak üzere sürdürülebilirlik konusunda da önemli adımlar attı, atmaya da devam ediyor.

Avrupa pazarının en büyük tedarikçi ülkesi Türkiye, bu alanda 30’un üstünde sektöre hizmet sunuyor.

Gıdadan, otomotive, inşaata, elektronikten, kimyaya, makineye, savunma ve havacılığa son dönemlerde hızını artıran sağlığa kadar pek çok sektör, alüminyum ürünlerine daha çok ihtiyaç duyar hale geldi.

Esnek yapısı ve kolay işlenir özellikleri alüminyumu, sanayinin temel hammaddelerinden biri yapıyor.

Bir çikolatanın hassas sargı ambalajında da görebildiğiniz gibi plastik su bardaklarının ağız kısmını kapatan, su sızdırmayan aparat olarak da karşımıza çıkabiliyor.

Sektör 3 temel avantaja sahip Türkiye alüminyum sektörü, yüksek kapasitesine, Ar-Ge ve sürdürülebilirlik temelli yatırımları da ekleyerek yoluna güçlü adımlarla devam ediyor.

Bu 3 temel yaklaşımı öncelikleyen, yatırım heyecanı yüksek oyuncularının sayısının artıyor olması, Türkiye ekonomisi ve ihracatı açısından büyük önem taşıyor.

Zira, yüzde 100 ve sonsuz şekilde geri dönüşümü, hafifliği, iletkenliği, geçirgenliği olmaması, dayanıklılığı, esnek yapısı alüminyumu sanayi devriminden bu yana artan şekilde endüstrilerin ilgi odağı yaptı.

Hemen hemen tüm sektörler geniş şekilde kullanıyor alüminyum ürünlerini.

Son dönemde, sağlıkta, hassas ambalajlarda, savunmada, havacılıkta, özellikle yeni nesil araçlarda kullanım alanları hızlı büyüyor.

İletkenliği ve hafifliği sayesinde otomotiv endüstrisinde alacağı daha çok mesafe var.

Yıllık 500 bin ton üretim ve 3 milyon ton işleme kapasitesine sahip alüminyum sektörü, ihracatta gelişmiş pazarlar ağırlıklı büyüme trendini sürdürüyor.

Almanya, ihracatta ilk sırada, Avrupa pazarı en büyük ihracat rotası ve ABD’ye dönük yatırım ve satışlar da hızlı artış eğiliminde.

Üretim ve yenilikçi yönü yeni pazarlarda da hızlı yol almasına fırsat sağlayacak sektörün.

Hammaddede büyük oranda ithalata dayalı sanayi, geri dönüşümün hızlanması, yerli yatırımların artmasıyla birlikte iç pazardan da daha fazla yararlanacak.

Alüminyum çubuk ve profil ihracatında dünyada 3’üncü, Avrupa’da 2’nci sırada.

Sürdürülebilirlik, süreklilik, dijital dönüşüm ve yeşil üretime en fazla odaklanan sektörlerin başında gelmesi, alacağı daha çok mesafe olduğunu ortaya koyuyor.

Yeşil enerji konusunda kararlı ve hızlı adımlarla epey mesafe alındı.

Yeni yatırımlarla bu alanda hedeflerini tamamlayacak sektörlerin başında geliyor.

Sektörün gündemindeki en önemli konu başlıklarından bir tanesi de küresel regülasyonlar.

Bu noktada, Türkiye’nin önemli sanayi gruplarından Kibar Holding bünyesinde faaliyet yürüten ve sektöre yön veren yatırımlarıyla öne çıkan Assan Alüminyum Genel Müdürü Göksal Güngör’ün değerlendirmesi, sektörün regülasyonlar konu başlığına ilişkin gündeminin özetini oluşturuyor: “Türkiye alüminyum yarı mamul sektörü, özellikle yassı alüminyum ve ekstrüzyon ürünlerinde güçlü bir konuma sahiptir.

Avrupa'da, ana ihracat pazarlarımızda uzun yıllardır başarıyla rekabet etmekteyiz.

Kuzey Amerika önemli bir potansiyel ihracat pazarı olmaya devam ediyor.

Ancak, ABD'nin ticaret politikalarının daha korumacı bir yaklaşıma kayması, bu potansiyeli gerçekleştirmeyi zorlaştırmaktadır.

Türkiye, AB'nin Hindistan gibi ülkelerle yaptığı STA'lara taraf değildir.

Bu durum, bu pazarlarda rekabetin artmasına ve Türkiye alüminyum sektörünün olumsuz etkilenmesine yol açmaktadır.

Gümrük birliği güncelleme çalışmaları kapsamında, biz de STA'lardan faydalanabilirsek, bu tek taraflı olumsuz etkilenmeden kurtulabiliriz.

Dünya alüminyum piyasalarında korumacı ticaret yaklaşımlarının ön plana çıkmasında, Çin'in damping gibi haksız ticaret yöntemlerine başvurmasının büyük bir payı vardır.

Ne yazık ki, alınan bu önlemler Türkiye alüminyum sektörünü de olumsuz etkileyebilmektedir.

ABD ve Avrupa'da alüminyum tüketimi artarken, yüksek enerji maliyetleri gibi iç dinamikler nedeniyle bizim gibi tesislerin ham maddesini oluşturan primer (birincil) alüminyum üretimi giderek azalmaktadır (ekonomik olarak uygulanabilirliği zorlaştığı için).”

İlgili Sitenin Haberleri