Haber Detayı

Kulluk ve arınma ayı
Ramazan yeniasir.com.tr
19/02/2026 06:50 (3 saat önce)

Kulluk ve arınma ayı

Tahsin Koçyiğit yazdı... Zamanı çoğu zaman farkında varmadan tüketiriz. Çocukluk, gençlik derken günler günleri, aylar ayları kovalar; mevsimler değişir, yıllar geçer, hazan mevsimi gelir çatar. Oysa zaman, rastgele akıp giden bir nehir değil; ilahî bir ölçü, kusursuz bir denge ve hikmetle işleyen...

Tahsin Koçyiğit yazdı...

Zamanı çoğu zaman farkında varmadan tüketiriz.

Çocukluk, gençlik derken günler günleri, aylar ayları kovalar; mevsimler değişir, yıllar geçer, hazan mevsimi gelir çatar.

Oysa zaman, rastgele akıp giden bir nehir değil; ilahî bir ölçü, kusursuz bir denge ve hikmetle işleyen bir düzendir.

Kur'ân-ı Kerim, güneşin ve ayın hareketlerinden söz ederken bu düzene dikkat çeker; onların belirli yörüngelerde, belli bir hesap üzere hareket ettiğini bildirir.

İşte bu ilahî ölçü sayesinde insan, vakti tanır; günü geceden, ayı yıldan ayırır.

Ve yine bu ilahî düzen içerisinde, mü'minlerin hayatında müstesna bir yere sahip olan Ramazan ayı her yıl vakti geldiğinde gönüllerimize misafir olur.

MÜBAREK BİR ZAMAN DİLİMİ Ramazan, sadece takvim yapraklarında yer alan bir zaman dilimi değildir.

O, mü'minin hayatında derin izler bırakan, ruhu eğiten, kalbi arındıran, insanı kendisiyle ve Rabbiyle yeniden buluşturan bir mekteptir.

Bu ayın gelişi, sıradan bir ayın başlamasından çok daha öte bir anlam taşır.

Zira Ramazan; sabrın, şükrün, merhametin ve teslimiyetin yoğun şekilde yaşandığı, kulluğun hayatın merkezine alındığı mübarek bir zaman dilimidir.

Ramazan kelimesinin kökenine dair yapılan açıklamalar da bu ayın anlam dünyasını zenginleştirir.

Dil âlimleri Ramazan'ı; yeryüzünü temizleyen yağmura, kızgın taşları yakan hararete veya kılıcı bileyleyen işleme benzetmişlerdir.

Bu benzetmelerin her biri, Ramazan'ın insan hayatındaki dönüştürücü etkisini anlatır.

Nasıl ki yağmur toprağı temizler, sıcak ateş metalleri arıtır, bileylenen kılıç keskinleşirse; Ramazan da mü'minin kalbini günahlardan arındırır, iradesini güçlendirir ve manevî direncini artırır.Oruç ibadeti, Ramazan'ın merkezinde yer alır.

Ancak oruç, sadece yeme ve içmeden uzak durmak değildir.

Oruç; dilin yalandan, gözün haramdan, kalbin kötü niyetten korunmasıdır.

Açlık ve susuzlukla terbiye edilen nefis, insana acziyetini hatırlatır.

Bu hâl, kulun Rabbine daha yakın hissetmesine vesile olur.

Aynı zamanda başkasının hâlinden anlamayı öğretir; yoksulun, muhtacın, çaresizin derdiyle hemhâl olmayı sağlar.

Böylece Ramazan, bireysel bir ibadet ayı olmanın ötesine geçerek toplumsal bir duyarlılık iklimi oluşturur.

Ramazan ayı, Kur'ân ile olan bağımızı da yeniden gözden geçirmemiz gereken bir zaman dilimidir.

Zira Kur'ân, bu ayda indirilmeye başlanmıştır.

Teravihlerle, mukabelelerle, bireysel okumalarla ilahî kelam daha çok hayatımıza girer.

Okunan ayetler sadece dillerde değil, kalplerde yankı bulduğunda Ramazan amacına ulaşır.

RAMAZAN MÜSTESNA BİR AY Çünkü Kur'ân, okunmak için olduğu kadar yaşanmak için de gönderilmiştir.

Peygamber Efendimizin Ramazan hakkında ifade ettiği; 'Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluştur' müjdesi, Ramazan'ın manevî derinliğini açıkça ortaya koyar.

Rahmetle başlayan bu yolculuk, tövbe ve bağışlanma ile devam eder, sonunda ise ilahî kurtuluş ümidiyle taçlanır.

Ancak bu müjde, gayret ve samimiyetle anlam kazanır.

Zira Ramazan, insanı dönüştürmeyi hedefler; ama bu dönüşüm, kulun niyeti ve çabasıyla mümkündür.Bu ayda yapılan ibadetler, sergilenen güzel ahlâk, gösterilen sabır ve fedakârlık; mü'minin kulluğunu görünür kılar.

Ramazan, insanın kendine şu soruyu sorması için bir fırsattır: 'Ben nasıl bir kulum ve nasıl bir kul olmalıyım?' Bu sorgulama, sadece Ramazan'la sınırlı kalmamalı; Ramazan sonrasında da hayatın her alanına taşınmalıdır.

Asıl kazanç, Ramazan'da kazanılan güzel alışkanlıkların yılın geri kalanına da sirayet etmesidir.

Sonuç olarak Ramazan; zamanın bereketlendiği, gönüllerin yumuşadığı, kalplerin arındığı müstesna bir aydır.

Bu ayı sadece bir gelenek olarak değil, bir diriliş vesilesi olarak görmek gerekir.

Samimi bir niyetle tutulan oruçlar, huşu içinde kılınan namazlar, gönülden yapılan dualar ve içten işlenen iyilikler; Ramazan'ı gerçek anlamıyla yaşamamıza vesile olur.

Bu duygu ve düşüncelerle Ramazan ayının, bireysel ve toplumsal hayatımıza huzur, bereket ve bilinç getirmesini temenni eder; bu mübarek günleri hakkıyla değerlendirmeyi Yüce Allah'tan niyaz ederim.

İlgili Sitenin Haberleri