Haber Detayı

Bütünleşen Türkiye sürecinde rapor tamamlandı: 7 maddelik yol haritası kamuoyu ile paylaşıldı
Gündem aydinlik.com.tr
18/02/2026 12:07 (2 saat önce)

Bütünleşen Türkiye sürecinde rapor tamamlandı: 7 maddelik yol haritası kamuoyu ile paylaşıldı

TBMM’de yürütülen bütünleşen Türkiye sürecinde kritik eşik aşıldı. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yaklaşık 60 sayfalık ve yedi bölümden oluşan kapsamlı raporu kamuoyuna açıklandı.

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında 21’inci kez toplandı. 88 saatlik mesai ve 4 bini aşkın sayfalık tutanak temelinde hazırlanan rapor; örgütün silah bırakma ve fesih sürecinden, idari ve hukuki düzenlemelere, toplumsal bütünleşmeden demokratikleşme adımlarına kadar geniş bir çerçeve sunuyor.

Komisyonda yasal düzenlemeler için en az 31 “evet” oyu gerekecek.

RAPOR 21’İNCİ TOPLANTIDA AÇIKLANDI Uzun süredir üzerinde çalışılan kapsamlı rapor, 21’inci toplantıda kamuoyuyla paylaşıldı.

Yaklaşık 60 sayfadan oluşan raporun hazırlanmasında 4 bin sayfayı aşan toplantı tutanakları esas alındı. “Terörsüz Türkiye” hedefinin artık bölgesel bir vizyona dönüştüğünü ifade eden Kurtulmuş, sürecin idari ve hukuki düzenlemelerle destekleneceğini vurguladı.

Rapor, yedi ana bölümden oluşuyor ve sonuç-değerlendirme kısmıyla tamamlanıyor.

Ayrıca metne eklenmiş beş ayrı ek bölüm de bulunuyor.

Komisyonda kanuni düzenlemelerin kabul edilebilmesi için 51 üyeden en az 31’inin “evet” oyu gerekiyor.

YEDİ BÖLÜMLÜK YOL HARİTASI ÇİZİLDİ Raporda yer alan bölümler şu başlıklardan oluşuyor: -Birinci bölüm: Komisyonun çalışma süreci -İkinci bölüm: Temel hedefler ve tartışmalar -Üçüncü bölüm: Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri -Dördüncü bölüm: Dinlenen isimlerin beyanlarından çıkan mutabakat alanları -Beşinci bölüm: Örgütün feshi ve silah bırakma süreci -Altıncı bölüm: Yasal düzenleme önerileri -Yedinci bölüm: Demokratikleşme adımları Özellikle 6’ncı ve 7’nci bölümler, sürecin bundan sonraki aşamasını şekillendirecek somut önerileri içermesi nedeniyle dikkat çekti.

MECLİS VURGUSU: ‘EN GÜÇLÜ KALKANIMIZ’ Raporda, mevcut uygulamaların takibinde Meclis yönetiminin rolünün netleştirilmesi ve idarenin hareket alanının daha güçlü biçimde çerçevelenmesinin toplumsal güveni artıracağı belirtildi. “Meclis’in gücü, tecrübesi ve temsil yapısı provokasyonlara karşı en güçlü kalkanımızdır” ifadesi öne çıktı.

İçeriden ve dışarıdan gelebilecek hamleleri bertaraf edecek en önemli unsurun demokratik yapı olduğu vurgulandı.

Bu nedenle çalışmaların yalnızca siyasi aktörlerle sınırlı kalmadığı; toplumun farklı kesimlerinin de sürece dahil edildiği kaydedildi.

TBMM’de görev yapan tüm milletvekillerinin, parti ve bölge fark etmeksizin millet adına sürece katkı sunduğu ifade edildi.

SİLAH BIRAKMANIN TESPİTİ VE TEYİDİ YAPILACAK Altıncı bölümün ilk başlığı, örgütün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi gerekliliği oldu.

Rapora göre, bu süreç yalnızca silahlı tehdidin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacak.

Aynı zamanda yeni dönemin hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi açısından başlangıç noktası oluşturacak.

Tespit ve teyit mekanizmasının; ilgili devlet kurumları arasında eşgüdüm içinde, objektif, ölçülebilir, şeffaf ve denetlenebilir kriterlere göre işlemesi gerektiği vurgulandı.

Silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda ise genel bir anlayış birliği bulunduğu belirtildi.

TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMEYİ GÜÇLENDİRECEK YASAL DÜZENLEME Raporda, silah bırakma süreciyle birlikte toplumsal bütünleşmeyi güçlendirecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici nitelikte bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.

Bu yasanın, süreci ve sonrasını yönetebilecek kapsamda olması; demokratik siyaset zeminini güçlendirecek şekilde tasarlanması önerildi.

Ancak kapsamın yorum yoluyla genişletilemeyecek kadar net, bütüncül ve anlaşılır olması gerektiği de özellikle belirtildi.

Kanunun; silah ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, şiddete kalıcı biçimde son verilmesini ve meselenin bütünüyle güçlü bir siyasi zemine çekilmesini amaçlaması gerektiği kaydedildi. ‘CEZASIZLIK VE GENEL AF ALGISI OLUŞMAMALI’ Rapor, örgüt mensuplarının durumuna ilişkin düzenlemelerde ceza ve infaz hukukundaki mevcut hükümlerden de yararlanılabileceğini belirtiyor.

Bu kapsamda hazırlanacak düzenlemeler çerçevesinde ilgili kişiler hakkında mutlaka adli işlem yapılması gerektiği değerlendiriliyor.

Özellikle şu uyarı dikkat çekti: Yapılacak yasal düzenlemeler toplumda cezasızlık ya da genel af algısı oluşturmamalıdır.

Bu çerçevede, düzenlemelerin adalet duygusunu zedelemeyecek bir hassasiyetle ele alınması gerektiği vurgulandı.

TOPLUMSAL UYUM İÇİN TAKİP MEKANİZMASI Silah bırakan kişilerin toplumsal hayata uyum sağlayabilmesi için ekonomik ve sosyal tedbirlerin devreye alınması gerektiği belirtildi.

Sürecin, bireylerin toplumsal düzen içinde yaşamlarını sürdürebilmelerine yardımcı olacak hazırlık çalışmalarını kapsaması gerektiği ifade edildi.

Toplumsal bütünleşmenin sağlıklı ilerleyebilmesi için adalet ve eşitlik anlayışının tüm kesimlerde kökleşmesi gerektiği vurgulandı.

Her bireyin ortak geleceğe eşit fırsatlarla dahil olmasını esas alan kapsayıcı politikaların belirlenmesi gerektiği kaydedildi.

Bu kapsamda, bölgeye yönelik yatırımların ve sosyal programların geliştirilerek sürdürülmesi bekleniyor.

Raporda ayrıca, sürecin izlenmesi ve raporlanmasını sağlayacak bir mekanizmanın yürütme içinde oluşturulması önerildi.

Bu mekanizmanın uygulamaların etkinliğini ve hedeflere ulaşma düzeyini değerlendireceği; gerektiğinde zaman kaybetmeden tedbir alınmasına imkan sağlayacağı belirtildi.

Hazırlanacak raporların TBMM’ye sunulması gerektiği ifade edilerek Meclis denetimi ön plana çıkarıldı.

Kamu kurumları arasında eşgüdümün sağlanmasının, yetki karmaşasının önlenmesinin ve idari hesap verebilirliğin temin edilmesinin önemine dikkat çekildi.

SÜREÇTE GÖREV ALANLARA YASAL GÜVENCE Raporda, sürece katkı sunan ve komisyon çalışmalarında görev alan kişilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması da önerildi.

Komisyon toplantılarına katılan, görüş bildiren ve teknik katkı sağlayan isimlerin hukuki statüsünün netleştirilmesinin sürecin sağlıklı işlemesi açısından gerekli olduğu belirtildi.

DEMOKRATİKLEŞME ADIMLARINA ÖNCELİK Yedinci bölümde ise Türkiye’nin demokratik standartlarını yükseltmeye yönelik önerilere yer verildi.

Güvenli bir toplumsal ve siyasal ortamın, demokrasinin eksiksiz işlemesi ve kurumsallaşmasının ön koşulu olduğu vurgulandı.

Demokrasinin, fikirlerin eşit koşullarda ve özgür bir ortamda ifade edilebildiği bir zemin olduğu hatırlatılarak; bu zeminin güçlendirilmesine yönelik adımların komisyonun temel görevlerinden biri olduğu ifade edildi.

Fotoğraf: (AA)

İlgili Sitenin Haberleri