Haber Detayı
ABD, Orta Doğu’daki askeri varlığını artırdı
ABD, İran’la Cenevre’de süren nükleer müzakereler sırasında Orta Doğu’daki askeri varlığını artırdı. F-22 ve F-16 savaş uçaklarının yanı sıra USS Abraham Lincoln uçak gemisinin Umman açıklarında tespit edilmesi, bölgede tansiyonun yüksek seyrettiğine işaret ediyor.
ABD, İran’la nükleer müzakerelerin sürdüğü bir dönemde Orta Doğu’daki askeri varlığını artırdı.
Uçuş takip verileri ve uydu görüntüleri, bölgeye çok sayıda savaş uçağı ve donanma unsurunun sevk edildiğini gösterdi.
Uçuş takip platformu Flightradar’a göre, ABD’den ve Avrupa’daki üslerden F-22 stealth ile F-16 savaş uçakları Orta Doğu’ya hareket etti.
Haberlere göre 10’dan fazla F-22 ve 30’dan fazla F-16 bölgeye yönlendirildi.
Sevkiyat, ABD ile İran arasında Cenevre’de yürütülen nükleer müzakerelerle eş zamanlı gerçekleşti.
BBC Verify’in uydu görüntülerine dayandırdığı haberine göre, ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln Umman açıklarında tespit edildi.
Nükleer enerjiyle çalışan uçak gemisi, üç güdümlü füze destroyeri eşliğinde görev yapıyor.
Yaklaşık 90 hava aracı ve 5 bini aşkın personel taşıdığı belirtilen geminin ocak ayı sonunda Körfez bölgesine sevk edildiği, ancak konumunun yeni netleştiği aktarıldı.
BÖLGEDE 12 SAVAŞ GEMİSİ Uydu verilerine göre Orta Doğu’da toplam 12 ABD savaş gemisi konuşlanmış durumda.
Arleigh Burke sınıfı destroyerler, kıyı operasyon gemileri ve uzun menzilli taarruz kapasitesine sahip unsurlar bölgede görev yapıyor.
Bazı gemiler Bahreyn’deki ABD donanma üssünde bulunurken, iki destroyerin Doğu Akdeniz’de, bir geminin ise Kızıldeniz’de faaliyet gösterdiği bildirildi.
ABD’nin ayrıca dünyanın en büyük savaş gemisi olarak bilinen USS Gerald R.
Ford’u da Orta Doğu’ya gönderdiği ve geminin önümüzdeki haftalarda bölgeye ulaşmasının beklendiği kaydedildi.
Askeri hareketlilik, ABD ile İran arasında Cenevre’de yürütülen nükleer müzakerelerle aynı döneme denk geldi.
Tahran yönetimi ise Hürmüz Boğazı’nda askeri tatbikat başlattı.
Uzmanlar, Washington’un bölgedeki askeri varlığını artırmasını diplomatik süreçle eş zamanlı yürütülen bir caydırıcılık stratejisi olarak değerlendiriyor.
Tarafların atacağı adımların, Orta Doğu’daki güvenlik dengelerini doğrudan etkilemesi bekleniyor.