Haber Detayı

50 yılda bir görülen fırtına İzmir’i vurdu
İzmir yeniasir.com.tr
17/02/2026 06:50 (2 saat önce)

50 yılda bir görülen fırtına İzmir’i vurdu

İzmir, 15 Şubat’ta son yılların en güçlü fırtınasını yaşadı. Rüzgar saatte 137,5 km’ye ulaşırken, deniz seviyesi 60 cm yükseldi ve kıyılarda su etkisi 1,5 metreyi buldu. Prof. Dr. Doğan Yaşar, olayın istatistiksel olarak 50 yılda bir görülebilecek şiddette olduğunu belirtti.

İzmir, son yılların en güçlü meteorolojik olaylarından birini yaşadı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2.

Bölge Müdürlüğü verilerine göre 15 Şubat'ta kent genelinde ölçülen en yüksek rüzgar hızı 137,5 km/ saate ulaştı.

Menderes'in Çileme köyü, Çiğli Havalimanı, Dikili'nin Çukuralan, Güzelbahçe Feneri ve Balçova başta olmak üzere birçok noktada fırtınanın hızı saatte 100 km'ye ulaşırken, rüzgar çatıların yerinden sökülmesine, ağaçların devrilmesine neden oldu.

Karşıyaka Bostanlı ve Konak Pasaport istasyonlarından alınan verilere göre İzmir Körfezi'nde deniz seviyesi son 24 saatte yaklaşık 60 santimetre yükseldi.

Kuvvetli lodosun oluşturduğu 90 santimetre ile 1 metre arasındaki dalgalarla birlikte kıyı hattında hissedilen toplam su etkisi yer yer 1,5 metreye ulaştı.

Bu durum özellikle düşük kotlu bölgelerde deniz baskını, dalga aşması ve yağmursuyu sistemlerinde geri basma riskini artırdı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU ekipleri, kıyı hattında ve riskli bölgelerde su tahliyesi ve kontrol çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. 'SIRADAN BİR OLAY DEĞİL' İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr.

Işıkhan Güler, 'İzmir'de şu an güneyli rüzgârlar zaman zaman 35-40 knot hızlara ulaşıyor.

Körfez genelinde dalga yüksekliği 90 santimetre ile 1 metre arasında ölçülüyor.

Uzun süredir etkili olan düşük basınç sistemi ise deniz seviyesinde yaklaşık 60 santimetrelik bir yükselmeye neden olmuş durumda.

Bu iki etki birleştiğinde kıyı hattında 1,5 metreye varan bir su etkisi oluşuyor.

Ön hesaplamalarımıza göre bugün gözlenen dalga koşulları istatistiksel olarak şiddette bir olaya işaret ediyor.

Bu sıradan bir lodos kabarması değildir' diye konuştu.

Güler, Alsancak ve Karşıyaka kıyılarında gözlenen geri basmaların yapısal bir sorundan değil, eş zamanlı meteorolojik şartlardan kaynaklandığını vurgulayarak, 'Düşük basınç deniz seviyesini doğal olarak yükseltir.

Rüzgâr bu suyu kıyıya doğru ittiğinde dalga aşmaları görülebilir.

Aynı dönemde yağışın devam etmesi, yağmursuyu sistemlerinin denize deşarjını zorlaştırarak mazgallardan geri basmaya neden olur.

Bu geçici bir meteorolojik tablodur.

Basınç yükselip rüzgâr zayıfladığında deniz seviyesi normale dönecektir.

Bugün öğle saatlerinde basıncın 1000 mb'nin altına düşmesinin bekleniyor.

Bu nedenle deniz seviyesinde kısa süreli yeni bir artış daha yaşanabilecek' dedi.

DENİZİN YÜKSELME SEBEPLERİ DENİZİN yükselmesinde uzmanlara göre üç ana etken aynı anda devreye girdi.

Alçak basınç deniz seviyesinde yaklaşık 60 cm yükselmeye neden olurken, kuvvetli lodos (35-40 knot) denizi kıyıya doğru iterek 90 cm ile 1 metrelik dalgalar oluşturdu.

Yağış ise suyun denize akışını zorlaştırarak geri basma riskini artırdı.

Bu üçlü etki birleşince özellikle düşük kotlu alanlarda deniz baskını riski ortaya çıktı.

Yetkililer, kıyı tahkimatlarının normal dalga şartlarına göre tasarlandığını ancak çok kuvvetli rüzgâr, düşük basınç ve yükselen deniz seviyesinin aynı anda etkili olduğu ekstrem durumlarda dalga aşmalarının görülebileceğini vurguluyor.

Bu durumun yapısal bir yetersizlik değil, olağanüstü meteorolojik şartların geçici sonucu olduğu belirtildi. 'SON YILLARIN EN KURAK AYI YAŞANDI Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof.

Dr.

Doğan Yaşar da yaşanan fırtınayı 'son 50 yılda bir görülebilecek bir rekor' olarak değerlendirdi. 'En son baktığımda rüzgâr rekoru 120 km/saatti.

Bu kez 137,5 km/saat ölçüldü.

Bütün rekorlar kırıldı' diyen Yaşar, yağışlarla birlikte yeni meteorolojik rekorların da gelebileceğini söyledi. 2025'in son 52 yılın en kurak yılı olduğunu hatırlatan Yaşar, 2026'nın ise bol yağışlı ve sellerle anılabilecek bir yıl olma ihtimalinin yüksek olduğunu dile getirdi.

Yaşar, iklim olaylarının rastgele gelişmediğini belirterek, '2008 son 60 yılın en kurak yılıydı, 2009 en yağışlı yılı oldu.

Dünya Meteoroloji Örgütü de ekim ayından beri özellikle Ocak-Nisan döneminde yağış beklendiğini açıklıyor' diye konuştu.

Prof.

Dr.

Yaşar, İzmir'deki riskin yalnızca meteorolojik şartlarla sınırlı olmadığını, kentin zemin yapısının da uzun vadeli bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Konak, Alsancak, Basmane, Çankaya ve Bostanlı gibi bölgelerin büyük bölümünün dolgu alanı olduğunu hatırlatan Yaşar, 'İzmir batıyor, deniz yükseliyor.

Hollanda'da deniz yükselir ama kara sabit kalır.

Bizde hem deniz yükseliyor hem kara çöküyor' ifadelerini kullandı.

Kentte zemin çökmesinin yılda yaklaşık 1 santimetre seviyesinde sürdüğünü belirten Yaşar, altyapı sistemlerinin de bu hareketten etkilendiğini, uzun vadede daha kapsamlı planlama ve uyum politikalarına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

İlgili Sitenin Haberleri