Haber Detayı
Hamdi Erçelik: Operasyonel verimlilik, maliyetler ve doğru konumlanma önem kazandı
Jeopolitik gelişmeler ve güvenlik risklerinin de etkisiyle yeniden dengelenme sürecine giren küresel denizcilik sektöründe, sertleşen rekabet karşısında operasyonel verimlilik, maliyet kontrolü ve doğru stratejik konumlanma hiç olmadığı kadar kritik önem kazandı.
Hamdi ERÇELİK Türkiye Liman İşletmecileri Derneği Yönetim Kurulu BaşkanıPandemi sonrası küresel denizcilik, geçici büyümeden yapısal yeniden dengelemeye geçti.
Yeni gemi kapasitesinin hızla devreye alınması arz fazlası meydana getirdi.
Ayrıca, navlunları gerileten bu durum rekabetin de sertleşmesini sağladı.
Jeopolitik gelişmeler ile güvenlik riskleri rotalarda sapmalara yol açarak ton-mil talebini dönemsel olarak desteklese de bu etki kalıcı bir rahatlama getirmedi.
Tüm bunların yanı sıra ABD’nin uyguladığı korumacı tarifeler ile AB’nin iklim odaklı düzenlemeleri ticaret akışlarında dalgalanmaya neden oldu.
Dolayısıyla sektör büyürken öngörülebilirlik zayıfladı.
Bu nedenle işletmeler açısından operasyonel verimlilik, maliyet kontrolü ve doğru stratejik konumlanma artık kaçınılmaz bir rekabet gereği hâline geldi.Öte yandan ABD’nin yeni ve genişletilmiş gümrük tarifeleri, küresel akışlarda yön değişikliklerine ve tedarik zincirlerinde yeniden konumlanmaya yol açıyor.
Artan maliyet baskısı, bazı yük gruplarında alternatif pazar ve üretim merkezlerini öne çıkarırken; bu durum deniz ticaretinde rota optimizasyonlarını ve liman tercihlerini doğrudan etkiliyor.
Aynı dönemde Orta Koridor, Zengezur Koridoru, Kalkınma Yolu ve Hindistan-Orta Doğu ve Avrupa Koridoru gibi lojistik hatlara entegrasyon çabaları hızlanmış; ülkeler liman, demir ve kara yolu bağlantılarını kapsayan çok modlu yatırımlarını gözden geçiriyor.
Nearshoring (yakın kıyıya taşıma) eğilimi bölgesel hub’ların değerini artırdığı gibi yedeklilik ve kapasite dengeleme öncelik hâline geldi.
Böylece sektör yalnızca ticari dalgalanmalarla değil, altyapı ve jeoekonomik rekabetin yeniden şekillendiği bir evreye girdi.Jeopolitik riskler ve Akdeniz Koridoru kritik Bununla beraber Karadeniz’deki savaş ortamı ile Kızıldeniz–Süveyş hattındaki riskler, küresel ticaretin süre ve maliyet dinamiklerini kalıcı biçimde etkiliyor.
Sefer sürelerinin uzaması ve maliyet artışları, bölgedeki belirsizliği artırıyor.
Ancak, hizmet güvenilirliğini ve hinterland bağlantılarını güçlendiren limanlar görece avantaj sağlayabiliyor.
Güvenilir, kesintisiz hizmet sunan ve hinterland bağlantıları güçlü limanlar bu ortamda ayrışabiliyor.
Bu çerçevede rota esnekliği, çok modlu entegrasyon ve operasyonel dayanıklılık liman rekabetinin temel belirleyicileri hâline geldi.Türkiye’deki limancılık sektörünün 2025 yılındaki performansına baktığımızda ise farklı dinamiklere rağmen Cumhuriyet tarihinin rekorları kırıldı.
Söz konusu dönemde elde edilen verilere bakıldığında:* Toplam yük elleçlemesi yüzde 4 artışla 553,2 milyon tona ulaştı.* Kuru dökme + genel yük 226,8 milyon ton ile yüzde 8 büyüdü.* Sıvı dökme yük 169,7 milyon ton ile yüzde 4,6 arttı.* Konteyner hacmi yüzde 3,5 artarak 14 milyon TEU seviyesine çıktı.* Ro-Ro araç taşımaları yüzde 9 artışla 2 milyon 967 bin 284 adet oldu.* Kruvaziyer yolcu sayısı yüzde 12,5 artışla 2 milyon 138 bine ulaştı.* Denizyoluyla yurt dışı yük taşımaları ise yüzde 3,8 artarak 414,4 milyon tonu gördü.Bu tablo, küresel yavaşlamaya rağmen Türkiye limanlarının hem dış ticaretin hem de bölgesel lojistik akışların ana taşıyıcısı olmaya devam ettiğini gösteriyor.Bölgesel hub olmak için gereken fırsatlara sahibiz Ayrıca, Türkiye’nin Orta Koridor ve bölgesel hub potansiyelini kullanabilmesi için liman-demiryolu ve geri saha bütünlüğünün güçlendirilmesi gerekiyor.
Sonuç olarak 2025 yılı rekor performansı, Türkiye limancılığının dayanıklılığını kanıtladı.
Bu yılın ilk verileri ise küresel konjonktürün kırılganlığını ve sürdürülebilir büyümenin önemini hatırlattı.
Türkiye limanlarının kalıcı rekabet gücü; planlı kapasite yönetimi, lojistik entegrasyon, yeşil dönüşüm ve öngörülebilir düzenleyici çerçeve ile mümkün.Yeni rekabet parametrelerini anlamak elzemIMO’nun 2030 hedefleri ve AB düzenlemeleri (ETS, FuelEU Maritime, AFIR) karbon maliyetlerini içselleştiriyor.
Yaklaşan takvim, limanların yatırım önceliklerini yeniden şekillendiriyor.
Sahil elektriği (OPS), yenilenebilir enerji altyapısı, elektrikli ekipmanlar ve dijital operasyon sistemleri artık yalnızca çevresel uyum değil; hat tercihlerini ve maliyet yapısını etkileyen stratejik araçlar oldu.
MRV, enerji verimliliği ve gerçek zamanlı veri analitiği, hizmet kalitesi ile karbon ayak izinin birlikte yönetimini sağlıyor.
Dolayısıyla Türkiye’deki limanlar açısından dönüşüm yatırımlarının başarısı; finansmana erişim, teşvik mekanizmalarının netliği ve işletme süreleriyle yatırım geri dönüş süreleri arasındaki uyuma bağlı.
İklim regülasyonlarının fiilî sonuçları belirginleştikçe, yatırımlarını zamanında ve bütüncül planlama ile hayata geçiren limanlar rekabette öne çıkacak.