Haber Detayı
Orhan Pamuk’tan Masumiyet Müzesi açıklaması: Kemal’le paylaştığım iki şey var
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi dizisiyle ilgili "İzleyenler bana da kızıyor, ben Kemal değilim! Kemal’le paylaştığım iki şey var." ifadelerini kullandı.
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar Orhan Pamuk, ‘Masumiyet Müzesi’ dizisi gösterime girdikten sonra T24'ten Murat Sabuncu'ya konuştu.
Pamuk, söyleşide ‘Masumiyet Müzesi’nin en temel hikâyesinin ‘erkeklerin kadınları esir alan aşk anlayışı’ olduğunu söyledi.
Pamuk, değerlerinin farklı olduğunu vurguladığı Kemal karakteriyle paylaştığı ortak nokta için “Kemal yaşadığı aşk hikâyesi nedeniyle herkes tarafından alay edildiği için sınıfından düşüyor; ben de edebiyat merakım yüzünden, solculuğumdan o sınıftan düştüm, dışlandım” dedi. "Ben Kemal değilim" Pamuk, romanın Füsun'la birlikte baş kahramanı olan Kemal için “Kötü bir karakter.
Ben Kemal değilim ama Kemal gibileri tanımakla geçti hayatım” diyen Pamuk, bu karakterle iki noktadaki benzerliği olduğunu belirtirken, şunları söyledi: “Kemal’le paylaştığım iki şey var.
Bir; Nişantaşı’nda büyüdük.
İki; yaşadığı aşk hikâyesinden herkes tarafından alay edildiği için sınıfından düşüyor; ben de edebiyat merakım yüzünden, solculuğumdan o sınıftan düştüm, dışlandım” ifadesini kullandı.
Pamuk, “Romancının paradoksu şudur; ‘Kemal ben değilim dersiniz’ ama okurun inanmamasını istersiniz.
Kemal ben değilim ama o kadar güzel yazmışım ki okur ‘bunu yaşamadan yazmış olamaz, mutlaka yaşamış olmalı’ diyor.
Bu en iyi iltifattır (…) Masumiyet Müzesi’ni izleyenler Kemal'e kızmakla kalmıyor bana da kızıyorlar,her şeyimiz harika demek için edebiyat yapılmaz, bunlar için vakit kaybetmeye değmez.” 'Masumiyet'e "eskiden hepimiz masumduk, şimdi kötüyüz" gibi bir anlam yüklemediğini belirten Pamuk, 'masumiyet'le yukarıdan aşağıya herkese hitap eden tek kanallı televizyon dünyasını, zenginlerin de yoksulların da aynı filmleri izlemesini, sınıfsal farklılıklara rağmen ortaklaşılan kültürü, bir konuya dair bilgisizliği, saf olma hâlini kastettiğini anlattı.
Diziyi, rejiden oyunculuklara ve mekân düzenlemelerine kadar çok beğendiğini anlatan Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi dizisiyle Hollywood'da ve Yeşilçam'da örnekleri sık görülen "şikâyetçi yazar" konumuna düşürülmediğini belirtti. "Memnuniyet duygusuyla seyrettim" Pamuk, "Romanıma sadık bir şekilde, onları zorlaya zorlaya, kollarını büke büke romanımı kelime kelime senaryoya çektirttim.
Ama diziyi onlar yaptı.
Mekânlar dahil harika yapmışlar.
Memnuniyet duygusuyla seyrettim" görüşünü paylaştı. "Masumiyet Müzesi'nin geçmesini istediğim en temel hikâyesi; Türkiye’de âşık olan erkek söylemi, kadını esir aldığı, kendi aşk söylemine âşık olduğudur.
Erkek o kadar hâkimdir ki dünyaya kendisini ve aşkını över, kadından söz etmez” diyen Pamuk, “Türkiye’deki aşk hikâyelerinin yüzde 80-90 oranında böyle olduğunu” anlattı. "Oyunculukta çok başarısız oldum" Dizide kısa bir oyunculuk deneyimi de yaşayan Pamuk, "Oyunculukta çok başarısız oldum.
Orada bir çeşit Orhan Pamuk heykeli, mankeni gibi dolaşıyorum ayak altında, ben oyuncu olamam" dedi.
Masumiyet Müzesi'nin 'artı 18' bir dizi olduğunu, karakteri itibarıyla cinsellik sahnelerinde utanma hissine kapıldığını vurgulayan Pamuk; dizide Kemal'i canlandıran Selahattin Paşalı'nın, Eylül Lize Kandemir'in canlandırdığı Füsun'un rujunu dudaklarına sürerkenki ifadesi için, "Belki de Türk dizi tarihinin en güzel sahnelerinden biri" düşüncesini paylaştı.
Pamuk, "Milano'da Kemal'i öldürdüğüm otelde çok kaldım" dedi.