Haber Detayı

İDDMİB/Tecdelioğlu: Sanayiciler yorgun, çoğu yedek akçesini bitirmiş durumda
Ekonomi ekonomim.com
17/02/2026 00:00 (1 saat önce)

İDDMİB/Tecdelioğlu: Sanayiciler yorgun, çoğu yedek akçesini bitirmiş durumda

İDDMİB Başkanı Çetin Tecdelioğlu “Artan maliyetlerden dolayı rekabet gücümüzü kaybediyoruz. Sanayiciler yorgun. 2 ay dayanacak halimiz kalmadı. Çoğu şirket yedek akçeyi bitirmiş durumda” dedi.

MERVE YİĞİTCAN İstanbul Demir ve Demir Dışı Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Başkanı Çetin Tecdelioğlu, Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü, ancak büyümesine engel olacak bir finansman politikası izlendiğini söylerken, firmaların sermaye yapısının çok zayıfladığını, dış kaynak oranlarının çok yüksek olduğunu, birçoğunun borçla işlerini döndürebildiğini anlattı.

Enflasyonu sanayicinin üretmediğinin altını çizen Tecdelioğlu, “Enflasyon sanayicinin suçu değil ama enflasyonun artırdığı maliyetlerden dolayı rekabet gücümüzü kaybediyoruz” dedi.

Tüm sanayicilerin yorulduğunu dile getiren Tecdelioğlu, “2 ay dayanacak halimiz kalmadı.

Birçok sanayici satmak istiyor, işinden çıkmak istiyor, işini küçültüyor.

Yatırım iştahı yok.

Çoğu şirket yedek akçeyi bitirmiş durumda” dedi.

Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenen Ambiente 2026 fuarında bir araya geldiğimiz Tecdelioğlu ile demir/demir dışı metaller sektörünü, küresel ekonomideki gelişmeleri ve iç piyasadaki son görünümü konuştuk.

Dünyada artan korumacılık politikalarının sektörleri zorladığına işaret eden Tecdelioğlu, bundan dolayı şu anda dünyanın her köşesinde sanayicilerin üzerinde bir mutsuzluk ve kaygının söz konusu olduğunu söyledi.

Kaygının olduğu yerde de ticaretin zorlandığına dikkat çeken Tecdelioğlu, “Ayrıca enflasyonist bir dünyanın içindeyiz.

Türkiye özelinde maliyet baskısı çok daha hissedilebilir hale geliyor.

Maliyeti etkileyen en önemli unsurlardan biri de finansman” diye konuştu.

Faktoringe yönelimde artış var “Ülke büyüyor ama büyümesine engel olacak bir finansman politikası izleniyor” diyen Tecdelioğlu, “Sermaye yapımız çok zayıf.

İşletmelerin dış kaynak kullanım oranı yüzde 70’lerde.

Şirketler yüzde 70 borçla bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Döviz bazlı borçlanmayla ilgili Merkez Bankası'nın koyduğu çıpa firmaları ciddi anlamda etkiliyor. (Döviz kredilerindeki büyüme sınırı) Ülke yüzde 3 büyürken, bu oran yüzde 0,5’e indiriliyor.

Bu anlaşılamaz bir durum.

Finansman çok pahalı.

Politika faizi 100 baz puan düştü, ama bu kez reeskont kredilerinin faizi gerilemedi. 100 baz puan faiz indiriminin reel sektöre faydası olmadı.

Firmalar finansmanı yönetemiyor.

Factoring eğiliminde son dönemde artış var” ifadelerini kullandı.

Hiç bu kadar zorlanmamıştık Enflasyonun Türkiye’nin her kesimi için en büyük sorun olduğunun altını çizen Tecdelioğlu, “Enflasyon sanayicinin yarattığı bir sonuç değil.

Ancak enflasyon kaynaklı artan maliyetlerden dolayı rekabet gücümüzü kaybediyoruz.

Çalışan maliyetinin toplam maliyetler içindeki payı eskiden yüzde 8 civarındayken, şu anda yüzde 21-22’lere kadar çıktı.

Şu an asgari ücretle çalışanlar için de durum çok zor.

Yüzde 30’un üzerinde maaş zamları yapılıyor, ama kimse mutlu olmuyor.

Uzun yıllardır sanayiciyiz.

Hiç bu kadar zorlandığımızı hatırlamıyorum” dedi.

Şu anda tüm sanayicilerin yorulduğunu, birçoğunun 2 ay dayanacak hali kalmadığını dile getiren Tecdelioğlu, “Birçok sanayici satmak istiyor, işinden çıkmak istiyor, işini küçültüyor.

Yatırım iştahı yok.

Çoğu şirket yedek akçeyi bitirmiş durumda” diye konuştu.

Sanayi stratejisi geliştirmeliyiz Türkiye’de kesinlikle bir sanayi stratejisi oluşması gerektiğini söyleyen Tecdelioğlu, şöyle devam etti: “Sektörel bazda stratejiler oluşturulmalı.

Şu an sektörümüz 5,6 milyar dolar ihracat yapıyor.

Yaklaşık 6 milyar dolarlık bir sanayinin stratejisi olmalı.

Geçenlerde paslanmaz çeliğe yüzde 3,95’lik bir antidamping geldi, vergi yüze 16'ya çıktı, 2 sene önce ise yüzde 8'di.

Pahalı ve Türkiye'de olmayan hammaddeyle ihracat yapmaya çalışıyoruz ve ihracat rakamlarımız geriliyor.

Miktarda yüzde 15, değerde yüzde 3 düşüş var.

Şu an katıldığımız Ambiente Fuarı’ı 3 yıldır erozyona uğruyor. 2500 metrekare milli katılım yaparken, bu yıl 2 bin metrekarede yapıyoruz. 110 firma getirirken şu an 81 firmayı getirebildik. (Sanayiciler olarak) Günü kurtarır haldeyiz, geleceğimizi kurtaracak bir strateji oluşturmamız lazım.” Pazarımızı Çin’e kaybetmemeliyiz Birçok sektörde olduğu gibi demir/demir dışının Çin ile ilgili ciddi bir sıkıntı yaşadığını vurgulayan Tecdelioğlu, “Dünya Çin'in girişini yasaklarken, biz Çin'e 6 ay vize uygulaması başlattık.

Oysa biz Çin'e giderken vize almakta zorlanıyoruz.

Çin her bölgede, her şehirde, her sektörde sivil toplum örgütlerini yakından takip ederek ticareti ve sektörü okuyor, ona göre strateji oluşturuyor.

E-ticaretle sektörlere tabandan girmeye çalışıyor.

TEMU'ya vergilendirme ile ilgili bir önlem alınsa bile Çin, Türkiye'deki firmaları satın alarak rekabetçi olmaya devam edecek.

Bu önlemler sadece günü kurtarıyor.

Bizim pazarımızı Çin’e kaybetmememiz lazım.” Çinlilerin Türkiye'ye yatırım getirmesine karşı olmadığına açıklık getiren Tecdelioğlu, “Türk ortakla beraber bir işbirliği yaparsa buna açığız.

Karşı olduğum kısım, Çinlilerin Türkiye'de ticaret depoları açması, malı pazara sokması, e-ticaretle küçük küçük parsiyel mallar getirerek sıfır gümrükle detay pazarına girmesi.

Bu rekabet gücümüzü azaltıyor.

TEMU'nun günlük hareketi Türkiye’de çok yüksek seviyelerdeydi.

Bu küçük parçalar binlerce konteyner yapıyor.

Pazarımızı bir anda o küçük parçalarla kaybetmiş oluyoruz” diye konuştu.

Hindistan için de aynı risklerin söz konusu olduğunun altını çizen Tecdelioğlu, “Hindistan bugünün 5 yıl önceki Çin'i olabilir.

İç piyasamız için değil ama yurt dışı ihracat pazarı için Hindistan bir risk.

Hindistan bize göre ucuz bir ülke.

Avrupa pazarındaki payımızı ciddi anlamda tehdit edebilir.

Özellikle Avrupa pazarı için yeni Çinimiz Hindistan olabilir” uyarısında bulundu.

Gençlere sanayiyi sevdiremiyoruz Sanayinin önündeki sorunlardan bir diğerinin de kalifiye iş gücü olduğuna dikkat çeken Tecdelioğlu, yeni nesle sanayiyi ve sanayiciliği sevdiremediklerini söylerken, “Bence doğru anlatamıyoruz.

Eğitim sistemimizde sanayinin içinde bir kariyer planlaması olabileceğine ve bu kariyerde belli bir maaş mertebesine gelineceğini tam izah edemiyoruz.

Hizmet sektöründeki işler daha cazip geliyor.

Meslek liselerinin adını değiştirmeliyiz, bir statü kazandırmalıyız.

Çalışma Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın ortak çalışmasıyla bu liselerden mezun olanların asgari ücret çarpı 1.2, 1.3, 1.5 gibi bir çarpanla iş bulacağı garanti edilmeli.

Gençler, ‘Ben bu liseye gidersem asgari ücretin üstünde bir para alırım’ diyebilmeli” önerisinde bulundu.

Bu noktada uluslararası iş gücünün de Türkiye’ye getirilmesi noktasında çalışmaların yapılması gerektiğini dile getiren Tecdelioğlu, şu tespitlerde bulundu: “Biz kişi başı 17 bin dolar seviyelerinden milli gelire ulaştıysak, bizim emek yoğun sektörlerde üretim yapıp rekabetçi olabilmemiz artık çok zor.

Bunu sağlayabilmenin yolu ise uluslararası iş gücünü transfer etmek...

Evet Türkiye’de bir işsizlik söz konusu ancak sanayide çalışacak iş gücünü bulamıyoruz.

Ağır sanayide operatör yok, dışarıdan getirebiliyoruz.

Bugün ağır sanayide iyi bir ustanın maaşı asgari ücretin 3 katıdır. 10 yılı aşan iyi bir usta ise asgari ücretin 4 katını alıyor.

Gençler, bir fabrikada usta olmayı değil; garson olmayı, güvenlik olmayı, kargocu olmayı tercih ediyor.

Kazanç düşük ve kariyer planı yok ama yine de tercih ediyorlar.

Üniversitelerin sanayi ile ilgili yeni bir devrim yapması lazım.

Sanayi ile ilgili hayal kurmalarını sağlamamız lazım.”

İlgili Sitenin Haberleri