Haber Detayı

Milli ekonomi!
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
14/02/2026 04:00 (3 saat önce)

Milli ekonomi!

7-8 Şubat’ta Viyana’da 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne katıldık.

7-8 Şubat’ta Viyana’da 11.

Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne katıldık.

Ekonomi, siyaset yazarı, televizyon yorumcusu arkadaşlarımız Ümit Zileli, İsmail Dükel, Ali Çağatay, Murat Muratoğlu, Cem Seymen, Remzi Özdemir ’le birlikte 21 ülkeden 50’ye yakın konuşmacıyı dinledik. 1991’de Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra kapitalist sistemin karşısında küresel ölçekte bir seçenek “kalmadı” !

Çin’in deneyimi ayrı bir araştırma konusu.

Bu çöküşün hemen ardından dönemi iyi yorumladığını iddia edenlerin başında gelen Fukuyama şu başlıklı bir kitap yazmıştı: Tarihin Sonu!

Arkadaşa göre sosyalist deneyimin çökmesiyle birlikte kapitalizm kesin zaferini ilan etmişti.

İdeolojiler ölmüştü, tarihin sonuna gelinmişti.

Biz de o günlerin kalemi kulağında genç bir köşe yazarı olarak bunun kabul edilemeyeceğini vurgulamıştık.

Türkçenin uyak gücünü de kullanarak şöyle demiştik: Uyyy Fukuyama, Kör ol da okuyama!

Fukuyama tarihin sonu dedi ama yazdığı kitapların da sonu gelmedi! *** Milli ekonomi modeli (MEM), Prof.

Dr.

Haydar Baş ’ın 2000’li yılların başında son şeklini verdiği ekonomiyi, devleti, bireyi bütün yönleriyle ele alan başka bir önerme.

Kongreye bildiri sunanlar, mevcut egemen vahşi kapitalizmin dayatmalarına karşı ülkelerin kendi para birimlerini, dolayısıyla kendi milli ekonomilerini önceleyen bir sürecin “hayal” olmadığını vurguladılar.

Bunu salt bir önerme olarak değil, araştırmalarla ve saha örnekleriyle anlattılar.

Viyana Teknik Üniversitesi’nden Prof.

Hermann Knoflacher ulaşımın olağanüstü hızlanmasını ayrı bir araştırma konusu yapmış.

Ulaşım hızlandıkça insanlar daha fazla trafikte kalmaya başlamış.

Çünkü bu hızlılık duygusu nedeniyle insanlar işiyle evi arasındaki mesafeyi çok açmış!

Günümüzde insan günde ortalama altı kez yer değiştiriyormuş!

Portekiz’den Prof.

Soumodip Sarkar , Çin’deki köylülerin yapay zekâ ile ulaştıkları başarıyı anlattı.

Çin köylüsü kentte 10 metrekarelik bir dükkana ayda 30 bin dolar kira veriyormuş ama 1 milyon dolar kazanıyormuş.

Birleşik Arap Emirlikleri’nden Prof.

Mosab Tabash , Ortadoğu ilkelerinde de salt küresel yapıya teslim politikalar olmadığı vurguladı, milli ekonomi seçeneğinin kendi ülkesinde de konuşulduğunu belirtti.

Orta Asya ülkelerinden de çok sayıda konuşmacı vardı.

Azerbaycan’ın ağırlığı dikkat çekiyordu.

Bu coğrafyada dolarizasyonun sonuçları ciddi tartışılıyor.

Özbekistan Buhara Üniversitesi’nden Juraev Abror Turobovich Türkiye’den katılanların da çok net anlayabileceği bir Türkçeyle bildirisini sundu.

Üretimle bağımsızlık arasındaki dengeyi anlattı.

Konuşmasını üç kelimeye indirmek gerekirse şöyle dedi: Üretim eşittir egemenlik!

Endonezya ve Malezya kökenli katılımcılar ise dinin ahlak ve eşitlik temelinde günümüzde taşınabilecek özelliklerine vurgu yaptılar.

Türkiye’de özellikle gerçekçi enflasyon hesaplamasıyla tanınan Prof.

Veysel Ulusoy , konuşmasına şu başlığı koymuştu: Adalet üretmeyen güç, bozulmuş bir güçtür!

Türkiye’nin Anadolu illerindeki üniversitelerden katılanlar en çok şuna vurgu yaptılar: Gelir garantisinin olmayışı, insanları sadece işten değil, yaşamdan da soğutuyor! *** Prof.

Haydar Baş, Bağımsız Türkiye Partisi’nin (BTP) genel başkanı olarak toplumda da karşılık bulan bir kimliğe sahipti. 2011 seçimleri öncesinde Silivri’de tutukluyken seçim sabahı bir gardiyanın kapıyı şöyle açtığını anımsıyorum: -İş, ekmek, aş, Haydar Baş!

Şöyle devam etmişti: “Abi en gerçekçi slogan bu ama keşke gerçek olsa!” Viyana konferansının kapanış konuşmasını BTP’nin bugünkü genç genel başkanı Hüseyin Baş yaptı.

Baş MEM’in temel ilkesini şöyle özetledi: “Bize bir ezber öğrettiler; kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsızdır.

Gerçek tam tersidir.

İnsan kaynak üretebilir, bu anlamda kaynaklar sınırsız, ihtiyaçlar sınırlıdır.

İhtiyaç anlamında sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen hırsıdır.” Baş’ı önceki akşam da Sözcü TV’de izledik.

Onun verdiği sayılarla küresel gerçek şu: “Dünyada 10 milyar insana yetecek gıda üretiliyor.

Buna karşılık 1 milyar insan aç, 2.5 milyar insan gıda güvenliğinden yoksun!

Sorun üretim yetersizliği değil, paylaşım dengesizliği!”

İlgili Sitenin Haberleri