Haber Detayı
Asılacak kadın
Başlığı Pınar Kür’ün ünlü romanından apardım, çaktırmayın.
Başlığı Pınar Kür ’ün ünlü romanından apardım, çaktırmayın.
Gerçi hikâyeleri farklı ama yine de işlediği suç göz önüne alındığında bence müebbet ceza az.
Asılmalı diyeceğim ama idam cezası kalktı neylersin.
Kim o asılacak kadın?
Ayşe Barım, kim olacak.
Gezi Direnişi’nde günlerce sokaklarda sabahlayan, gazdan nefessiz kalan, tazyikli su ve cop yiyen on binlerin yapamadığını bir tane menajer mi, kast ajansı sahibi mi ne üç beş tane artisti parka getirerek yapsın?
Emrinde ordusu, binlerce polisi olan Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya üç beş artistle kalkışmak az buz iş değil.
Yalnız anlamadığım “şiddet ve cebir yolu ile” bu işi yapması.
Onu ve sanatçılarını Gezi Parkı’nda görmüştüm.
Uyuşuk uyuşuk oturuyorlardı öyle.
Cebir ve şiddeti hangi ara kullandılar anlamadım.
Yok, kitlenin günler süren direnişi ona ve menajerliğini yaptığı artistlere mal ediyorlarsa bu alenen hırsızlık.
On binlerin nakıs teşebbüs olarak kalan devrimini çalmak demek.
Hem de taş atıp kolu yorulmadan.
En çok Davulcu Vedat ’a haksızlık.
Adam kalksın Dolmabahçe Stadyumu inşaatından kepçe çalsın, kullanmayı bile bilmediğinden yalpalaya yalpalaya TOMA’ları önüne katsın, esamesi okunmasın, hükümet eliyle bütün paye Ayşe Barım’a verilsin.
Mitingde ateşli konuşmalar yapan Mücella ablanın, Çiğdem Mater ’in bile pabucu dama atıldı.
En çok da şimdi Reis’e toplu yıkama yağlama ayinleri düzenleyen Yavuz Bingöl, Tamer Karadağlı, Şafak Sezer, Metin Yıldız ’a üzüldüm.
Gezi Parkı’na gelmekle kalmayıp Tünel’den Taksim’e kadar yürüyüş bile yapmalarına karşın hükümet onları ciddiye alıp dava açmadı.
Demek ki etkisiz elemanlarmış.
Yalnız benim bildiğim, bu hanımefendi ve artistleri Gezi Parkı’na geldiğinde zaten iş bitmişti.
Park ele geçirilmiş, meydan direnişçilerin seyrangâhı olalı epey olmuştu.
O kitleler o tarihlerde adını bile bilmediği, yüzünü görmediği Ayşe Barım’dan nasıl etkilenmiş de sokağa dökülmüşler enteresan.
Hadi diyelim ki İstanbul’dakileri etkiledi, peki diğer illerdeki insanları nasıl sokağa dökmeyi başardı diye sormadan edemiyor insan.
SADECE EYLEMCİ DEĞİL, İNATÇI DA Gezi eylemlerinde bugünlerde iktidarı destekleyen, o direnişe günlerce destek veren sanatçılara dokunulmadığı halde Ayşe Barım’a cezanın kesilmesinin arkasında başka bir bit yeniği var sanki.
TRT’nin dizilerine sanatçı verse, Saray’ın yapımcılarıyla ortak işlere imza atsa, Arap şeyhlerine sanatçılarını gönderse mesala bunlar başına gelir miydi?
Pek tabii gelmezdi.
Bu kadıncağız zannımca sadece eylemci değil, aynı zamanda inatçı da.
Hem kel hem fodul derler böylelerine.
Savcı mütalaasında Barım için “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet talep etmişti.
Anlaşılan Ayşe Barım, kitleleri etkilediği gibi hâkimleri de etkilemiş olmalı ki suçunu “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” a çevirerek 15 yıl hapis cezası verildi.
Yetmezmiş gibi bir de “iyi hal” indirimi uygulanıp ceza 12 yıl altı aya düşürüldü.
Kravat mı takmış da iyi hal indirimi uygulanıyor?
Çiçeği burnunda Adalet Bakanımız Akın Gürlek bu mahkeme heyetini Adilcevaz’a sürse yeridir.