Haber Detayı
TÜRMOB Başkanı Yıldız: ‘Vergi sistemi karmakarışık hale geldi, sadeleşmeli’
Türkiye’de vergi sisteminin giderek karmaşık hale geldiğini söyleyen TÜRMOB Genel Başkanı Yıldız, ‘Bugün bir şirketin hangi oranda vergi ödeyeceğini net biçimde söylemek için uzun bir hesap yapmak gerekiyor. Teşvikler, sektör ayrımları ve farklı uygulamalar sistemi sade olmaktan çıkardı’ dedi
Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB)’un 25.
Genel Kurulu’nun ardından göreve başlayan Genel Başkan İrfan Hüseyin Yıldız, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında hem mesleğin kamusal rolüne hem de Türkiye ekonomisinin temel sorun alanlarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Ekonomik verilerin sağlıklı üretilmesinin ve mali disiplinin korunmasının ülke yönetimi açısından hayati önemde olduğunu vurgulayan Yıldız, vergi sistemi başta olmak üzere birçok yapısal başlıkta reform çağrısı yaptı.
TÜRMOB’un sahadan gelen bilgiler ışığında Türkiye ekonomisindeki temel sorunlara ve çözüm önerilerine odaklandığını bildiren Yıldız’ın açıklamaları özetle şöyle: ENFLASYONLA MÜCADELEDE GEREKENLER Enflasyon oranlarındaki seyir, fiyat istikrarının hâlâ merkezi bir politika alanı olduğunu göstermektedir.
Kalıcı başarı için para ve maliye politikaları uyumu, kamu tasarrufları ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi gerekmektedir. ‘BÜYÜMENİN NİTELİĞİ TÜKETİMDEN ÜRETİME DÖNMELİ’ Millî gelirdeki büyümenin büyük katkısı tüketimden gelmekte, üretimin katkısı ise azalmaktadır.
Büyüme yapısı; tüketim yerine üretim, yatırım, verimlilik artışı ve ihracat odaklı bir yapıya dönüştürülmelidir.
Katma değerli ürün ve hizmet üretimi kritik öneme sahiptir. ‘BORÇLANMA KATLANILAMAZ BİR YÜKE DÖNÜŞMEMELİ’ Vergi tabanı genişletilmeli ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele kararlılıkla sürdürülmelidir.
Borçlanma, ödenebilir olmaktan çıkıp katlanılamaz bir yüke dönüşmemelidir. ‘KAYIT DIŞILIK YÜZDE 30’A YAKIN’ Kayıt dışı ekonomi, vergi tabanını daraltan, sosyal güvenlik sistemini zayıflatan ve rekabeti bozan yapısal bir sorun olmaya devam etmektedir.
OECD ülkelerinde ortalama %15-20 iken Türkiye’de bu oran %25-30 civarındadır.
Yüksek vergi yükleri, denetim kapasitesi eksikliği, nakit ekonomisinin yaygınlığı, göç ve düşük vasıflı iş gücü gibi faktörler kayıt dışılığı artırmaktadır.
MASAK’ın kara para takibi, dijitalleşme (e-Fatura, e-Arşiv) ve banka hareketlerinin izlenmesi kayıt dışılığı azaltmada ilerleme sağlasa da kalıcı çözümler için vergi sisteminde reform ve toplumsal vergi uyumunun artırılması kritik öneme sahiptir.
KARA PARA OPERASYONLARI Kara para, kayıt dışı ekonominin bir parçası.
MASAK ile temas hâlindeyiz ve meslek mensuplarına şüpheli işlemler konusunda bildirim yükümlülüğü bulunmakta.
Ancak mücadele yalnızca ihbar mekanizmasıyla sınırlı kalmamalı.
Nakit ekonomisinin daraltılması, tüm büyük işlemlerin banka sistemi üzerinden yürütülmesi ve yapısal dönüşüm sağlanması gerekmektedir. ‘İŞ GÜCÜNE KATILIM ORTALAMANIN ALTINDA’ Geniş tanımlı işsizlik oranı hâlâ yüksek bir seviyededir.
İş gücüne katılım oranı (%53,2) ve istihdam oranı (%49,1) OECD ortalamalarının oldukça altındadır.
Gençler ve kadınlar başta olmak üzere kalıcı ve nitelikli istihdamın teşvik edilmesi, sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesi açısından hayati öneme sahiptir. ‘ESNAF KENDİ MUHASEBESİNİ TUTMAMALI’ Esnaf odalarının muhasebe tutabileceği ve vergi beyanında bulunabileceği yönündeki tebliğ hukuki değildir ve mali müşavirlik mesleğinden beklenen kamusal faydaya zarar vermektedir.
Bütün finansal verilerin meslek mensuplarının denetiminden geçmesi kamu yararı açısından zorunludur. ‘VERGİ ORANLARINI ARTIRMAK YERİNE VERGİ TABANINI GENİŞLETSİNLER’ Türkiye’de vergi sistemi çok karmaşıktır; bir şirketin vergi oranını belirlemek bile zorlayıcı olabilir.
Yüksek vergi oranları vergi kaçakçılığını teşvik etmektedir.
İbn-i Haldun, yüzyıllar önce “Vergi oranları arttıkça vergi gelirleri azalır.” sözünü etmiştir.
Örnek olarak %4’lük tapu harcı, alıcı ve satıcı arasında düşük beyana yol açarak daha sonra gayrimenkul satış kazancı kayıplarına neden olmaktadır.
VERGİ REFORMU KOMİSYONU TÜRMOB, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ile görüşmelerinde vergi sisteminin yeniden yapılandırılması önerisini sunmuş ve destek almıştır.
Amaç, oranları artırmak yerine vergi tabanını genişleterek ve kayıt dışılığı azaltarak daha fazla vergi toplamaktır.
TÜRMOB, kalıcı çözümler için Hazine ve Maliye Bakanlığı, TOBB ve TÜSİAD gibi paydaşlarla ortak bir reform çalışması yapmayı hedeflemektedir.
Politik iradenin sahiplenmesi, yasal düzenlemeler için kritik öneme sahiptir. ‘ENFLASYON DÜZELTMESİ 300 MİLYARA MÂL OLDU’ 2023 yılında uygulanan enflasyon düzeltmesi, uluslararası standartlara (IAS 29) tam uyumlu olmayıp yalnızca parasal olmayan bilanço kalemleri üzerinden yapıldı.
Bu durum, sermayesi güçlü işletmelere vergi avantajı sağlarken borçlu ve zayıf işletmelerde ek vergi yükü oluşturarak vergi adaletsizliğine yol açtı.
Uygulama sonucunda Hazine, kurumlar vergisi cephesinde yaklaşık 300 milyar TL vergi kaybına uğradı.
TÜRMOB, Maliye Bakanlığını bu konuda daha önce uyarmış ancak dikkate alınmamıştır.
TÜRMOB’un talebi, bilançoların düzeltilmesi ancak bunun vergiye olumsuz bir etkisinin olmaması yönündeydi.
Uygulama üç yıl ertelendi; bu süreçte yeniden değerleme imkânı getirilerek aktiflerin değerlenmesi sağlanmıştır. ‘AVUKATLARA YÖNELİK VERGİ İNCELEMELERİ HAKLI’ Hizmet sektörleri (kuyumcu, avukat, doktor vb.) kayıt dışılığın yaygın olduğu alanlar.
Maliye Bakanlığı istatistiklerine göre bu meslek gruplarının beyan ettikleri matrahlar asgari ücret seviyesinin bile altında kalabilmektedir.
Mali İdare, banka kayıtları ve kesilen stopajlardan hareketle avukatlık sektöründe incelemeler başlatmıştır.
TÜRMOB, kayıt dışılıkla mücadelenin tüm sektörlerde desteklenmesi gerektiğini belirtmektedir.
Hizmet sektöründe en yüksek vergi beyanının mali müşavirlerde olduğu gururla ifade edilmiştir. ‘DEPREM BÖLGESİ BEYAN SÜRESİ UZATILMALI’ Deprem bölgesindeki küçük esnaf, 2023-2025 yılları için beyanname vermekten muaf tutulmuştur ancak büyük işletmeler bu muafiyetin dışındadır. 30 Kasım itibarıyla mücbir sebep hâli sona ermiş ancak bölgedeki meslektaşlar ve esnaf hâlâ konteynerlerde çalıştıkları, belgelerin kaybolduğu, elektrik ve internet kesintileri gibi zorluklar yaşadıkları için sıkıntı yaşamaktadır.
Dördüncü geçici vergi beyan dönemi (yeniden getirilen) için TÜRMOB, deprem bölgesindeki mükelleflerin bu beyandan muaf tutulmasını veya beyan süresinin uzatılmasını talep etmiştir.
Aksi takdirde sağlıklı beyan verilmesi mümkün olmayacaktır.
ULUSLARARASI ŞEFFAFLIK ENDEKSİ Türkiye’nin uluslararası yolsuzluk algısı endeksinde düşüş yaşanması üzücüdür.
Bu durum, kurumsal reformların, vergi sistemi adaletinin ve kayıt dışılıkla mücadelenin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Kapsayıcı, güçlü ve adil bir yapıya kavuşulması hâlinde bu algının da düzeleceğine inanılmaktadır.
AZ KAZANANDAN AZ, ÇOK KAZANANDAN ÇOK VERGİ Yıldız, işçi sınıfının özellikle son birkaç yıldır yüksek sesle dile getirdiği “az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması” yönündeki talebe ilişkin Aydınlık’ın sorusuna şu yanıtı verdi: “Türkiye’de vergi gelirlerinin %63’ü dolaylı vergilerden oluşurken Avrupa ortalaması %30’dur.
Doğrudan vergilerin oranı ise çok düşüktür.
Bu durum, anayasal ilke olan ‘az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alma’ prensibini zedelemekte ve gelir dağılımı adaletsizliğini derinleştirmektedir.
Toplanan vergilerin %80’i kaynakta kesilen veya dolaylı vergilerle toplanmakta, beyan usulüyle toplanan vergiler ise sadece %7 civarındadır.
Bu yapısal sorunun çözümü için kapsamlı bir vergi reformu gerekmektedir. ‘VERGİ DİLİM ARALIĞI ÇOK KISA’ “Mevcut gelir vergisi dilimleri, asgari ücretli olmayan çalışanların ücretlerini hızla üst dilime taşıyarak erimesine neden olmaktadır.
Dilimlerin her yıl yeniden değerleme oranında artırılması gerekmektedir ki çalışanların geliri korunabilsin.
Bu, sosyal devletin bir gereği ve çalışanların korunması açısından önemlidir.”