Haber Detayı

Hatay’daki işkence davasında ikinci duruşma... 13 Jandarma personeli yargılanıyor
Türkiye cumhuriyet.com.tr
13/02/2026 00:34 (5 saat önce)

Hatay’daki işkence davasında ikinci duruşma... 13 Jandarma personeli yargılanıyor

6 Şubat depremlerinin ardından gözaltına alınan Ahmet ve Sabri Güreşçi kardeşlere işkence yapıldığı ve Ahmet Güreşçi’nin işkence sonucu hayatını kaybettiği iddiasıyla 13 jandarma görevlisinin yargılandığı davanın ikinci duruşması Hatay’da görüldü. Anne Nesime Güreşçi Oğlumu çöpe atar gibi attılar. Tutuklasalardı, öldürmeye hakları yoktu” derken, müşteki avukatları, sanık savunmaları ve sağlık raporlarında çelişki olduğunu ifade etti. Mahkeme, sanıklar hakkındaki tutuklama talebini reddetti.

6 Şubat depremlerinin ardından gözaltına alınan Ahmet ve Sabri Güreşçi kardeşlere işkence yapıldığı ve Ahmet Güreşçi’nin işkence sonucu hayatını kaybettiği iddiasıyla 13 jandarma görevlisinin yargılandığı davanın ikinci duruşması Hatay 1.

Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmaya müştekiler, sanıklar, Antep Baro Başkanı Bülent Duran ve Çağdaş Hukukçular Derneği avukatları katıldı. 13 sanıktan ikisi duruşma salonunda hazır bulunurken, diğerleri SEGBİS aracılığıyla bağlandı.

Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesinde, sanıkların 11 Şubat 2023’te Antakya’daki bir hırsızlık iddiası kapsamında Güreşçi kardeşleri Altınözü Büyükburç Mahallesi’ndeki çadırlarından gözaltına aldığı belirtildi.

İddianamede, Ahmet Güreşçi’nin gözaltında gördüğü ağır işkence sonucu yaşamını yitirdiği, Sabri Güreşçi’nin ise kemik kırıklarıyla ağır yaralandığı ifade edildi.

Sanıklar hakkında “işkence sonucu ölüme neden olma” ve “işkence sonucu kemik kırılmasına neden olma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 18 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

SANIK ALİ ARIK: SAVCI SAĞLIK RAPORUNU GEREK GÖRMEDİ SEGBİS ile bağlanan sanık Ali Arık, suçlamaları reddederek gözaltı öncesinde darp izleri bulunduğunu öne sürdü.

Sağlık raporu alınmamasına ilişkin soruya ise savcının gerek görmediğini söyledi.

Elektrik kesintileri ve arızalı kameralar nedeniyle kayıt olmadığını iddia etti.

Sanık Atalay Yüksel, gözaltı sırasında mukavemetle karşılaştıklarını, araçta arbede yaşandığını ve Ahmet Güreşçi’nin başını demire vurduğunu savundu.

Nezarete teslim ettikten sonra ayrıldığını, daha sonra lavaboya götürürken de başını duvara vurduğunu ileri sürdü.

Sanık Yakup Erol ise olay günü çok yorgun olduğunu, uyuduğunu ve herhangi bir ses duymadığını söyledi.

İlk ifadesindeki darp izi beyanı sorulduğunda şahısları arkadan gördüğünü belirtti.

TANIK DOKTOR ÖMER AKIN: RAPORUN NASIL VERİLDİĞİNİ HATIRLAMIYORUM Tanık doktor Ömer Akın, morg önünde ağlayan bir kadının “Bu kadar dövülür mü” dediğini aktardı.

Deprem koşullarında elektrik ve internet olmadığı için adli muayene raporu düzenleyemediklerini söyledi.

Ancak müşteki avukatlarının 11 Şubat 2023 tarihinde verilen başka bir raporu gösterdiğinde ise Doktor Akın, nasıl verildiğini hatırlamadığını ifade etti.

NESİME GÜREŞÇİ: ÇOCUĞUMU CEZAEVİNE ATABİLİRLER AMA ÖLDÜRMEYİ KABUL ETMİYORUM Anne Nesime Güreşçi, oğullarının silah doğrultularak alındığını, Ahmet’e ters kelepçe takıldığını ve araçta darp edildiğini söyledi.

Karakol önünde battaniyeye sarılı halde birinin çöp atar gibi atıldığını gördüğünü söyleyerek şunları kaydetti: “13 kişi geldiler, direkt silah yönelttiler.

İki el de ateş ettiler.

Sabri’yi şikâyet var diye aldılar, Ahmet’e de ters kelepçe yaptılar ve araca bindirdiler.

Araçta kafasına vurmaya başladılar.

Saatler geçti, çocukları göstermediler.

Karakol önünde beklerken bir battaniye sarılı birini çöpe atar gibi attılar.

Meğer o benim oğlummuş.

Çocuğumu cezaevine atabilirler ama öldürmeyi kabul etmiyorum.” SİBEL GÜREŞÇİ: DEVLETE GÜVENİYORDUK.

SAĞ GÖTÜRDÜLER, ÖLÜSÜNÜ VERDİLER Tanık olarak dinlenen Sabri Güreşçi’nin eşi Sibel Güreşçi, “Eve gelip iki el ateş edip, Sabri ve Ahmet’i aldılar.

Sonra karakol önünde beklerken gözümüzün önünde battaniye içinde birini götürdüler.

Devlete güveniyorduk.

Sağ götürdüler, ölüsünü verdiler” dedi.

Sibel Güreşçi, sanık avukatlarının Sabri ve Ahmet Güreşçi’nin yasadışı madde kullanıyorlar mıydı?” sorusuna “Eşim ara sıra uyarıcı madde kullanıyordu, Ahmet kullanmazdı” dedi. “AVUKATLARIN ÇEKİM YAPMASI ENGELLENDİ” Müşteki avukatı Ümit Büyükdağ, 11 Şubat akşamı olayı duyduktan sonra Altınözü’ne gittiklerini ve savcıyla görüştüklerini belirtti.

Savcının kendilerine “Böyle bir talihsizlik yaşandı, sorumluların cezalandırılmasını sağlayacağız” dediğini aktaran Büyükdağ, savcıyla görüşme sürerken iki meslektaşlarının karakola gittiğini, Sabri Güreşçi’nin yaşananları onlara anlattığını ve delil toplamak amacıyla video çektiklerini söyledi.

Ancak bu çekimlerin engellendiğini ifade etti. “KİŞİ DÜNYANIN EN AĞIR SUÇUNU İŞLEMİŞ OLSA BİLE ÖLDÜRÜLMESİ Mİ GEREKİR?” Ertesi gün savcıyla yeniden görüşemediklerini, Sabri Güreşçi ile görüştüklerini belirten Büyükdağ, Sabri’nin bir gün önce Adana’ya hastaneye götürüldüğünü söyleyerek, şunları kaydetti: “Doktora ‘yağma yaparken yakalandılar, vatandaşlar dövdü, çok bakmasanız da olur’ demişler.

Bu kişi dünyanın en ağır suçunu işlemiş olsa bile öldürülmesi mi gerekir?

Üstelik bunu yapanlar, gözaltındaki bir kişiyi korumakla yükümlü görevliler?” “BİR GÜN ARAYLA ALINMIŞ İKİ TANE RAPOR VAR” Savcılığın daha sonra Sabri Güreşçi’yi Adli Tıp’a sevk ettiğini belirten Büyükdağ, ellerinde bir gün arayla Adana’dan alınmış iki ayrı adli tıp raporu bulunduğunu söyledi.

İlk raporda Sabri Güreşçi’nin sağlam göründüğünü, iki gün sonra alınan raporda ise kırıklar ve ağır darp bulgularının yer aldığını ifade ederek bu iki rapora bakarak işkencenin ortada olduğunu savundu.

Şüphelilerin dosyadan hiçbir zaman elini çekmediğini ileri süren Avukat Büyükdağ, evrakların sonradan düzenlendiğini, saat ve tarihlerin birbiriyle çeliştiğini söyledi.

Bir doktorun dahi neye imza attığını bilmediğini belirterek, “Devletin personeli işkence ile bir kişiyi öldürüp bir kişiyi ağır yaralayarak sahte evrakla suçunu kapatmaya çalışıyor.

Bir kişi ölmüş, bir kişi yaralanmış; iki yıl sonra savcı hâlâ evrak beklediğini söylüyor.

Ortada bir tutuklu dahi yok” dedi.

Sosyal medyada paylaşım yapan kişilere dahi yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol uygulandığını belirten Büyükdağ, buna karşın bir kişinin ölümüne ve bir kişinin ağır yaralanmasına neden olmakla suçlanan sanıklar hakkında adli kontrol bile uygulanmadığını söyledi. “İNSANLAR ENKAZ BAŞINDAYKEN İŞKENCE YAPANLARI UNUTMAYACAĞIZ” Çağdaş Hukukçular Derneği’nden müşteki avukatı Dilan Can Ateş ise dernek olarak tüm deprem bölgelerine gittiklerini, Hatay’a da başlangıçta avukatlık yapmak için gelmediklerini söyledi.

Ancak bölgede çok sayıda hukuksuzluk ve can güvenliği sorunu tespit ettiklerini belirterek avukatlık faaliyeti yürütmek zorunda kaldıklarını ifade etti.

Depremin acısını kendilerinin de yaşadığını vurgulayan Ateş, “İnsanlar enkaz başındayken işkence yapanları unutmayacağız.

İşkencede zaman aşımı yoktur” dedi.

Resmi evrakta sahtecilik yapıldığı iddiasıyla ayrıca suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.

Mahkeme heyeti, müşteki avukatlarının tutuklama taleplerini reddetti.

Duruşma, eksik hususların giderilmesi için 25 Haziran tarihine ertelendi.

İlgili Sitenin Haberleri