Haber Detayı

Türk milletinin büyük mirası: Orhun nehri ve vadisi
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
13/02/2026 00:00 (4 saat önce)

Türk milletinin büyük mirası: Orhun nehri ve vadisi

Orhun Nehri ve Vadisi, sadece bir coğrafi alan değil, aynı zamanda Türk Milleti’nin kimliğini, tarihini ve kültürel mirasını barındıran, dünya için değerli bir hazinedir. Göktürkler’in ve Uygurlar’ın başkenti olan Ordu-Balık ile Moğol İmparatorluğu’nun başkenti Karakurum’un bulunduğu yerdir…

Türklerin yeryüzünde ilk var olduğu ve oradan dünyaya dağıldığı yer Orhun Vadisi’dir.

Dünya Mirası Orhun Irmağı’nın önemi, Türk tarihinin ve kültürünün temel taşlarından olan Orhun Yazıtları’na ev sahipliliği yapması, Türklerin ilk yazılı metinlerini barındırması, devlet yönetim anlayışlarını, sosyal yaşamlarını ve dünya görüşlerini yansıtması, Moğolistan’ın kültürel ve tarihi merkezlerinden biri olmasıdır.

Bu vadi, Göktürkler’in ve Uygurlar’ın başkenti olan Ordu-Balık ile Moğol İmparatorluğu’nun başkenti Karakurum’un bulunduğu yerdir.

Göktürk ve Uygur gibi büyük Türk devletlerinin merkezi ve tarihi başkentlerinin bulunduğu stratejik bir alan olduğu için UNESCO tarafından korunmaya alınmıştır.

Ötüken Dağı’nın eteklerinde yer alan vadi, Tengricilik inancına göre kutsal kabul edilir ve kağanların ruhlarının yaşadığı yer olarak görülür.

Bu da vadinin stratejik ve manevi önemini artırır.

Özetle, Orhun Nehri ve Vadisi, sadece bir coğrafi alan değil, aynı zamanda Türk Milleti’nin kimliğini, tarihini ve kültürel mirasını barındıran, dünya için değerli bir hazinedir.

A) Moğolistan’da nehirler B) Dağlar.

ŞAMAN BEZ BAĞLAMA GELENEĞİ VE DİLEK AĞAÇLARI Şaman bez bağlama geleneği (saçı/çaput bağlama, yalama, çalama), Orta Asya ve Türk Şamanizm’inden köken alır.

İnsanlar dilekleri, sağlıkları veya istekleri için kutsal kabul edilen ağaçlara, kayalara veya suya renkli bez parçaları bağlar.

Bu bezler vücudun bir parçasını temsil eder ve bağlayan kişinin ruhuyla bağlantı kurarak dileklerin yerine gelmesini sağlar.

Bu gelenek günümüzde hâlâ Anadolu’da “dilek ağaçları” ve adak yerlerinde “saçı” olarak devam eder.

Modern Türkiye’de Atalar kültü ve Umay Ana’dan etkilenerek türbe ve dilek ağaçlarına çaput bağlama şeklinde devam eder ve kökeni doğa ruhlarına saygı göstermeye dayanır.

Eski Türk dininin bir parçasıdır ve her doğal varlığın (ağaç, dağ, nehir) ruhu olduğuna inanılır.

Genellikle kayın ağaçları gibi kutsal kabul edilen ağaçlara ve pınarlara bağlanır.

Sağlık, zenginlik, iyi şans, bereket, iyi av veya dileklerin kabulü için yapılır.

A) Meşhur Kaplumbağa Kayası B) Şaman kültüründe görülen adak noktası.

Alt sağ köşede sunulan bir adak.

Arka planda granit kayalarında düşey eklem sistemi görülmektedir.

KAPLUMBAĞA KAYASI Moğolistan’daki “Kaplumbağa Kayası”, Türk ve Moğol kültüründe bilgelik, uzun ömür, sabır, dayanıklılık ve doğayla uyumun güçlü bir sembolüdür; bu mistik oluşumlar, göçebe halkların dualarında kutsal bir anlam taşır ve koruyuculuk ile evrenin sürekliliğini ifade eder.

Kaplumbağa, evini sırtında taşıması ve uzun yaşamı nedeniyle hem Türk hem de Moğol inançlarında kutsal sayılır, devleti, ölümsüzlüğü ve bilgeliği simgeler.

Sağda Bilge Kağan, solda Kültigin balbal-yazıtları ve bunun yakından görünüşü.

Kültigin Yazıtı’nın yanında gezi arkadaşım Yıldız Güllaç.

BALBAL MEZAR TAŞLARI Balbal, eski Türklerde kahramanların mezarları etrafına dikilen, kişinin hayattayken öldürdüğü düşmanlarını temsil eden insan şekilli mezar taşlarıdır ve sayıca fazlalığı kahramanlığı gösterir.

Bu anıt türü, Türk-Moğol kültürünün önemli izleridir.

Erdene Zuu Khiid Manastırı’nın surlarının dışında iki taş kaplumbağa heykeli bulunmaktadır.

Bu heykellerden dördü bir zamanlar antik Karakurum’un sınırlarını işaretliyordu ve şehrin koruyucuları olarak görev yapıyordu (kaplumbağalar sonsuzluğun sembolü olarak kabul edilir).

Kaplumbağaların her birinin sırtına dikey olarak yerleştirilmiş, üzerine yazılar kazınmış bir dikilitaş bulunuyordu.

Geyik Taşı, Moğolistan Altay bölgesi gibi Türk kültür coğrafyasında yaygın olan, geyik motifleriyle süslenmiş, genellikle kutsal kabul edilen taş anıtlardır ve bu anıt türü, Tür-Moğol kültürünün önemli izleridir.

Mini Gobi Çölü’nün genel görünüşü.

Çöl kademeli olarak ağaçlar tarafında kaplanmış, alan fosil çöl haline gelmiştir.

Moğolistan’ın en önemli nehirleri arasında Selenge, Orhun, Tuul, Onon, Kerulen bulunur.

Bu nehirler ülkenin su kaynaklarının ana damarlarını oluşturur ve tarihi önemi büyüktür.

Özellikle Orhun ve Selenge havzası, Türk kültürünün izlerini taşıyan anıtları barındırır ve hayvan otlatma alanları sunar.

Kerulen ve Onon gibi nehirler de Cengiz Han’ın doğduğu yerlere yakınlık gibi tarihi bağlar taşır ve Baykal Gölü’ne dökülen büyük sistemlerin parçalarıdır.

Moğolistan yüksek dağlarının oluşumu bölgenin jeolojik evrimi ve yoğun tektonizması sonucu oluşmuştur.

Dağlar üzerinde eski buzul vadileri yaygındır.

İklim şartlarının değişmesiyle buzlar önemli oranda ermiş geriye “U” şekilli tipik buzul vadileri kalmıştır. (A, B, C) Budizm inanışına göre tapınma şekli aşamaları.

Kısmen namaz kılma davranışını andırıyor.

Orhun Nehri, 1124 kilometre uzunluğuyla Moğolistan’ın en uzun nehirlerinden biridir, Selenge Nehri’nin koludur ve Kök Türk Yazıtları’nın bulunduğu Orhun Vadisi’nin merkezindedir.

Selenge Nehri, Moğolistan’ın en büyük akarsuyudur, Orhun ile birleşerek Rusya’ya geçer ve Baykal Gölü’ne dökülür.

Kerulen Nehri, 1254 kilometre uzunluğundadır, Hentiy Dağları’ndan doğar ve Çin’deki Hulun Gölü’ne akar.

Onon Nehri, Cengiz Han’ın doğduğu yerlerin yakınlarından geçer, Ingoda Nehri ile birleşerek Şilka Nehri’ni oluşturur.

Tula (Tuul Nehri), başkent Ulanbator’un güneyinden geçer, kutsal kabul edilir ve Selenge Havzası’nın bir parçasıdır.

YARIN: KAYA RESİMLERİ, SENOZOYİK VOLKANİZMA

İlgili Sitenin Haberleri