Haber Detayı
KÜÇÜK YAŞ, BÜYÜK SUÇ - Çeteler, çocukların "değerli olma" arayışını suça çeviriyor
Aile ve yaşam koşulları nedeniyle, "değerli hissetme, görülme, gelecek umudu" gibi duyguları karşılanmayan çocuklar, çeteler ya da grupların manipülasyonlarıyla onlar gibi olmayı isteyip suça sürüklenebiliyor.
Aile ve yaşam koşulları nedeniyle, "değerli hissetme, görülme, gelecek umudu" gibi duyguları karşılanmayan çocuklar, çeteler ya da grupların manipülasyonlarıyla onlar gibi olmayı isteyip suça sürüklenebiliyor.Anadolu Ajansının (AA) "Küçük yaş, büyük suç" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, suça sürüklenen çocukların suçla temasında etkili olan ailevi, ekonomik, psikolojik ve sosyal faktörler ile önleyici politikaların önemi ele alındı.Suç örgütlerinin eylemlerinde kullanılan çocukların suça sürüklenmesinde yalnızca bireysel davranışlar değil, ailevi ve toplumsal yaşam koşulları da etkili olabiliyor.Sevgi ve güven ortamından yoksun büyüyen, kendini değersiz hisseden çocukların, ihmal, göç, eğitimsizlik, yoksulluk gibi nedenlerle suçla temas riski yüksek seviyeye çıkabiliyor.Önleyici ve koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesiyle risk faktörlerinin azaltılabileceği değerlendiriliyor.İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç.
Dr.
Derya Deniz, çocuğun suçla temasında aile yapısı, yaşam koşulları ve sosyoekonomik etkenlerin belirleyici rol oynadığını kaydetti.Koşullar bir araya geldiğinde çocuğun iradesinin hangi şekilde kırıldığının önemli olduğunu aktaran Deniz, "Yaş ne kadar küçüldüyse biliş o kadar zayıflıyor.
Ailevi faktörler, anne babanın çok genç yaşta evlenmiş olması, eğitimsiz olması ve yoksulluk da çok büyük bir etken olarak karşımıza çıkıyor.
Ebeveynlerden birinde ya da her ikisinde bir psikiyatrik rahatsızlık veya kişilik bozukluğunun olması, anne babada suç geçmişinin olması, evin içerisinde hak ihlal eden, ihmal, istismar gibi davranışların olması çocuklar açısından son derece tehdit edici.
Evin içerisinde sevgi görmeyen, ilgi görmeyen veya temel haklarından yararlanamayan, maddi yoksulluklar içerisinde olan, eğitim imkanlarından yararlanamayan çocuklar bir şekilde daha fazla riskli davranışlar içerisinde kendisini bulabilir." ifadelerini kullandı.Deniz, hem dünyada hem Türkiye'de çocuk şüphelilerin önemli bir kısmının göç yaşadığını gördüklerini de kaydetti.Anne babanın yeterince denetim ve gözetim gösteremediği takdirde çocukların sokakta vakit geçirdiğini ve bunun da suçla temasta risk oluşturduğunu kaydeden Deniz, şunları söyledi: "Hem çocuklarda hem gençlerde çok önemli bir mevzumuz var.
Değerli olma hissi, kimlik meselesi, görülmek, kıymetli olmak veya gelecekle ilgili umudunuzun olması.
Eğer sizin ailevi şartlarınız bunu çok fazla karşılayacak gibi durmuyorsa, hayat şartları bunu getirecek gibi durmuyorsa, çocuklar değerli olma, önemli olma veya kendisini güçlü hissetme gibi birtakım hisleri başka yerlerde aramaya başlayacaktır.
Dolayısıyla yetişkinlerin kurduğu çeteler, bazen illegal başka gruplar da olabiliyor, çocukları çok çabuk manipüle edebilir veya onlara özendirebilir.
Günün birinde onlar gibi olmayı isteyebilirler.
Dolayısıyla hayatta kendi adaletini sağlama, kimliğini geliştirme, değerli olma duygusunu bu çocuklar illegal yollardan sağlamaya çalışıyorlar.""Kestirme yolların çoğu da aslında çok çamurlu ve kötü yollardır"Şuur, bilinç ve irade gibi kavramların önemine vurgu yapan Deniz, "Suça sürüklenen çocuk kavramı öylesine geliştirilmiş bir kavram değil.
Kişilik ve kimlik gelişimini henüz tamamlamamış olan 18 yaşının altındaki çocukların da bu konularda birtakım hataları olabileceğini veya düşüncelerini çevirebileceğini, yanlış hareketlerde bulunabileceğini aslında hesaba katmak gerekiyor.
Fiziksel şiddet görüyorsa, cinsel istismar yaşadıysa, çok zorbalık yaşadıysa elbette bu travmatik olaylar da çocuğun aslında beyin gelişimini oldukça bozan faktörler.
Travmatik bellek her zaman alarmda tutar, bu kişiler her zaman daha reaktiftir.
Dış dünyada olan olayları tehdit olarak algılama eğilimi çok daha fazladır.
Dolayısıyla hayatta kalma moduyla devam ettiği için saldırganlık çocuklarda ve yetişkinlerde ortaya çıkabilir." diye konuştu.Doç.
Dr.
Deniz, cezadan önce önleyici tedbirlerin olması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Rehabilite edici süreçler elbette çok gerekli ancak önleyici tedbirler üzerine daha fazla konuşmak ve düşünmek gerekir.
Yani bataklığı önce kurutmak gerekir.
Bataklık dediğimiz şeyde ne var?
Sosyal refahın eşit paylaşılamaması.
Ekonomik sınıflar arasında meydana gelen ve gün geçtikçe artan uçurumlar.
İnsanların kendisini bu koşullarda çok çaresiz hissetmesi.
Gelecekle ilgili umutlarının azalmış olması.
Bir işte çalışarak veya işte çok fazla çalışarak eğer hayallerine ulaşamayacağını düşünüyorsa insanlar daha kestirme yollara sapmaya daha yatkın olabilir.
Dolayısıyla toplumsal refah önemli bir konu.
Çocuk evliliklerinin önlenmesi.
Çocuk yaşta yapılan evliliklerde doğan çocuklar pek çok sıkıntıyla büyüyorlar çünkü anne baba olmak için de belli yaşa gelmiş olmak gerekiyor.
Anne babanın eğitimli olması.
Zaten dünyada ve Türkiye'de gözlemlediğimiz bir şey var.
Hem toplumsal refah hem de eğitim seviyesi arttıkça suç oranının her zaman düştüğünü görüyoruz."Çocukların taklit etmeyi sevdiğini de belirten Deniz, sosyal medya ve dizilere ilişkin, "Aşırı zenginlik veya güç gösterisinin olduğu, böyle rollerin ortaya çıktığı yerlerde doğal olarak çocuklar onları kendisine bir rol model olarak seçebilir.
Öyle gözükmek isteyebilir.
Genellikle insanlar çaresizliklerini güçlü gözükmekle kapatmaya çalışıyor.
Ne kadar çaresizseniz o kadar güçlü gözükmek istersiniz, bir telafi şeklidir.
Bu toplumsal hiyerarşi içerisinde en altta kalırsanız, kaldığınızı hissederseniz, en üste çıkmaya çalışırsınız ama o yol kolay değildir.
Bu defa ne olur?
Kestirme yollar cazip gelmeye başlar.
O kestirme yolların çoğu da aslında çok çamurlu ve kötü yollardır.
Öyle bir kariyere doğru çocuklar çok rahatlıkla kayabilir." değerlendirmesinde bulundu.Eğitimin de önemine vurgu yapan Deniz, sokakların suça karışma ya da madde kullanımı açısından risk oluşturduğunu kaydetti.Doç.
Dr.
Deniz, suça sürüklenen çocukların yer aldığı, kamu vicdanını yaralayan çok fazla olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirerek, ilk akla gelen şeyin cezaların ağırlaştırılması meselesi olduğunu ancak ağır cezaların da suçu önlemediğini belirtti.