Haber Detayı

Avrupa ile Gümrük Birliği Anlaşması modernize edilmezse pazar kaybı kapıda: İş dünyası sabırsız
Ekonomi cumhuriyet.com.tr
11/02/2026 04:00 (1 saat önce)

Avrupa ile Gümrük Birliği Anlaşması modernize edilmezse pazar kaybı kapıda: İş dünyası sabırsız

Güncellemeyle; turizm, lojistik, yazılım, finans gibi alanları kapsayan hizmetler ve tarım sektörü operasyonel maliyetlerde büyük rahatlama ve AB pazarına tam entegrasyon beklerken uzun vadeli projeksiyonlar GSYH seviyesini kalıcı olarak yüzde 2,5 yukarı taşıyabilecek bir etkiye işaret ediyor.

AB ile Gümrük Birliği anlaşmasının yenilenmesi gündemine ilişkin iş dünyası aciliyet çağrısı yaparken öne çıkan talep, sadece sanayi ürünlerini ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsayan bu anlaşmanın hizmetler, tarım, kamu alımları ve e ticaret gibi alanları da tanıması.

AB ile ilişkilerde “stratejik” ya da “kritik ortaklık” gibi muğlak tanımların gündeme bile getirilmemesini isteyen sektör temsilcileri ve analistler adil rekabetin tek yolunun Gümrük Birliği anlaşmasının genişlemesi olduğunu vurguluyor.

Geçen yıl tüm pazarlarına toplamda 273 milyar dolarlık mal ihracatı gerçekleştiren Türkiye; turizm, lojistik, yazılım, finans vb alanları kapsayan hizmetler sektöründe de 123.1 milyar dolarlık ihracatını artırmayı hedefliyor.

Toplam ihracatın yüzde 42’sinin adresi AB söz konusu olduğunda ise hizmet kolları; nitelik, ölçek, sertifikasyon ve dijital uyum gibi kriterler ekseninde yapısal bir dönüşüm tartışmasının konusu olurken, AB’ye ihracatta sadece yüzde 3,4 paya sahip tarım da katı teknik standartlar, sağlık ve Yeşil Mutabakat kriterleri karşısında bir regülasyon uyumu sınavı veriyor.

Almanya merkezli instituDE ve Ifo Enstitüsü’nün etki analizlerinde Türkiye ekonomisinde yüzde 2 buçuğa varan kalıcı bir büyüme etkisi oluşabileceği, AB’ye toplam ihracatta yüzde 15–25 artış sağlanabileceği hesaplanıyor.

Tarım ihracatında yaklaşık yüzde 95’lik, hizmet ihracatında ise uzun vadede yüzde 400 artış potansiyeline işaret ediliyor. 'SOMUT GETİRİLER BEKLİYORUZ' Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Turgut Erkeskin güncellemenin sadece vergi meselesi olmadığının altını çiziyor: “Bugün lojistik hizmet sağlayıcıları Avrupa pazarında tam anlamıyla entegre olamamakta, hizmet sunumu ve yerleşim konularında asimetrilerle karşılaşmakta.

Bu durum hem operasyonel maliyetleri artırmakta hem de Türk firmalarının lojistik ağları içinde ölçek büyütmesini zorlaştırmakta.

Güncellemeyle taşıma kotalarının yeniden değerlendirilmesi, ağır vasıta sürücüleri ve pilotlara vize muafiyetleri, transit akışın hızlanması ve dijital süreçlerin uyumlaştırılması gibi somut sonuçlar bekliyoruz.

Sınır geçişlerinin hızlanması, çifte prosedürlerin azalması ve elektronik belgelerin karşılıklı tanınması tedarik zincirlerinin verimliliğini artıracak” TİM İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği​​ Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu ise sektörün tüm küresel belirsizliklere ve bürokratik engellere rağmen 2025’te 3,87 milyar dolarlık ihracata ulaştığını ve bu ihracatın yaklaşık yüzde 40’ının AB pazarına gerçekleştiğine dikkat çekerek buna rağmen mevcut Gümrük Birliği'nin görünmez bir bariyer olduğunu söylüyor.

Sınır kapılarındaki her gecikmenin ihracatçı açısından artan maliyet, Avrupalı tüketici açısından ise kalite ve tazelik kaybı anlamına geldiğini belirten Mutlu şunları paylaşıyor: “Belge yoğunluğu ve analiz süreçlerindeki öngörülemezlik, Türk ihracatçısını rakipleri karşısında asimetrik bir dezavantajla karşı karşıya bırakmakta.

Güncelleme; laboratuvar analizlerinin karşılıklı tanınmasını, dijital gümrükleme süreçlerini ve e-sertifika sistemlerine tam entegrasyonu da içeren yapısal bir dönüşümü ifade etmekte.

Operasyonel maliyetleri düşürürken Türk ürünlerinin Avrupa pazarına daha hızlı, daha taze ve daha rekabetçi fiyatlarla ulaşmasını sağlar. 'GÜMRÜK BİRLİĞİ YETMEZ' Dış Ticarete Yön Verenler Derneği Başkanı Hakan Çınar, AB'nin Güney Amerika Ortak Pazarı (Mercosur) ülkeleri ile imzaladığı ve Hindistan ile imzalamak üzere olduğu Serbest Ticaret Anlaşmasını hatırlatarak Türkiye’nin STA’lara taraf olmamasının pazar kaybı ve kârlılık erozyonu yarattığını belirtirken ayrıca birçok sektörün, Gümrük Birliği’nin dahi dışında kalmasının Türk şirketlerini AB pazarında 'üçüncü ülke' konumuna hapsettiğini söylüyor: “Gümrük Birliği’nin derhal genişletilmesinin yanısıra Türkiye, AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı ticaret anlaşmalarında eş zamanlı ve eşit haklara sahip olmalı ve karar alma süreçlerinde olmalı.

Aksi halde Türkiye, Avrupa pazarına entegre ama küresel pazarlarda rekabet gücü sınırlanan bir ekonomi olarak kalma riskiyle karşı karşıya” 'DEMOKRASİ ŞART' TEPAV AB Çalışmaları Merkezi Direktörü Nilgün Arısan Eralp, Gümrük Birliği'nden çıkılarak bir STA imzalanması yönündeki görüşlere Sakın ha! diyor ve uyarıyor: Gümrük Birliği STA’ya çevrilirse iki taraf arasındaki ticarette menşe kuralları geçerli olacaktır.

Eğer Türkiye’den ihraç edilen sanayi ürünleri yabancı girdileri kullanıyorsa bu girdiler ayrıca gümrük vergisine tabii olacaktır.

Sonuçta Türkiye’nin AB pazarıyla entegrasyonu azalır, yatırımcılar 'Türkiye, AB’nin bir parçası sayılabilir' algısını kaybeder.

Paris Bosphorus Enstitüsü Başkanı Bahadır Kaleağası da dünyada dijital ekonominin yaygınlaştığı, finans sisteminin çalkalandığı, yeşil dönüşümün zorunlu hale geldiği, Çin’in yükselişe geçtiği, AB’nin ticari ağını yeniden şekillendirdiği bir ortamda Türkiye için sınavların ağırlaştığını vurguluyor.

Avrupa özel sektörünün, rekabet gücü ve stratejik özerk için Türkiye’nin AB sürecini desteklediğini belirten Kaleağası şunları aktarıyor: Gümrük Birliği müzakerelerinin başlamasıyla şart olan demokratik reformlara bağlı olarak ekonomik öngörülebilirlik, uzun vadeli ihracat bağlantıları, teknolojik ürün ve hizmetlere yönelim, iç ve dış kaynaklı yatırım artışı, ülke markasının yükselişi söz konusu olacak.

Her sektörden bazı şirketler kazançlı çıkacak, bazıları kaybedecek.

Gümrük birliği, 'zaten gereken' değişime uyum sağlamayı, daha ötesini öngörmeyi tetikleyen bir etken.

İlgili Sitenin Haberleri