Haber Detayı

‘Demografik fırsat penceresini kaçırmayalım’
Toplum aydinlik.com.tr
11/02/2026 00:00 (1 saat önce)

‘Demografik fırsat penceresini kaçırmayalım’

Doğumlar azalırken nüfus artış hızı nasıl yükseliyor? Prof. Dr. Mehmet Ali Eryurt anlattı: Bu yılki temel dinamik yabancı nüfustaki değişim diyebiliriz. Bir önceki yılda azalırken bu yıl artmış olması, yabancı nüfusun, nüfus artışına etkisini artırıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS), 2025 verilerini açıkladı.

Türkiye nüfusu 31 Aralık 2025 itibarıyla 86 milyonu aştı.

Nüfus artış hızı da bir önceki yılki binde 3,4 düzeyinden 2025’te binde 5’e yükseldi.

Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Mehmet Ali Eryurt, artış için ‘kısmi’ ifadesini kullandı, “Bunlar hâlâ düşük seviyeler.” dedi ve şöyle sürdürdü: “Şöyle düşünün: Cumhuriyet tarihi boyunca hep binde 20’ler gördük.

Çok uzunca bir süre binde 13’ler seviyesinde kaldık. 2020’de pandemi nedeniyle binde 5,5’e düştü, tarihte gördüğümüz en düşük seviyeydi. 2023’te, yüzüncü yılda binde 1’i gördük.” Eryurt, ADNKS verilerinin ilk bakışta bize neler anlattığını açıkladı:  1,42’NİN DE ALTINA DÜŞECEK - Neden ‘kısmi artış’ diyorsunuz?

Nüfus artış hızının binde 1’den 3’e, oradan 5,5’e çıkmasının arkasında yatan, nüfusun içsel dinamikleri değil.

Doğumlarda artış söz konusu değil, azalmaya devam ediyor.

Örneğin 2022 yılına kadar bir milyonun üstünde doğum oluyor hep Türkiye’de, 2023’te 934 bine düşüyor, 2024’te 906 bine düşüyor. 2025’te 870 bine düşmüş durumda.

Açıklanan doğum istatistiklerine göre doğum artış hızındaki düşme eğilimi devam edecek, net bir şekilde görünüyor.

Benim projeksiyonlarım 1,42 gösteriyordu bu yıl için ama onun da altına düşecek gibi görünüyor.

Doğumlardaki azalmayı sıfır yaş nüfusundan da görüyoruz.

ASIL MESELE YABANCI NÜFUSLA İLİNTİLİ - Nüfus artışı ölümlerdeki azalmadan mı?

Ondan da değil.

Orada yaklaşık bir sabitlenme söz konusu.

Doğuşta yaşam beklentisi artmaya devam ediyor ama o, ölümlerde azalmaya yol açmıyor çünkü yaşlı nüfusumuz artıyor.

Önümüzdeki süreçte yaşam beklentisinin artmasına rağmen ölüm sayısının da artmasını gözlemleyebiliriz.

Asıl mesele, yabancı nüfusla ilintili.

ADNKS’ye yabancı nüfus kütüğünde yer alan yabancılar da dahil ama geçici koruma statüsündeki Suriyeliler dahil değil.

Şöyle bazı haberler yapılmış: Türkiye’deki en kalabalık yabancılar Suriye’den zannediyorduk, lakin Türkmenistan uyrukluymuş, diye.

Çünkü Suriyeliler yabancı nüfus kütüğüne dahil değiller.

Eğitim ve evlenme nedeniyle, taşınmaz alımıyla Türkiye’de oturma izni almış olanlar dahil oluyor.

Uluslararası koruma statüsündeki sığınmacılar da yabancı nüfusa dahil.

Onlarda son iki yıldır bir azalma eğilimi görüyorduk, bu yıl kısmi de olsa bir artış söz konusu olmuştur.

Bundan önceki yıllarda yabancı nüfus azalarak nüfusun doğal artışının da azalmasına yol açarken yani doğum ölüm farkının da azalmasına yol açarken, bu yıl 39 bin artış olmuş.

Nüfus artış hızının binde 3,4’ten binde 5’e çıkmasının sebebi, yabancı nüfusun bir önceki yıl azalması, bu yılsa kısmen artmış olması.

YABANCI NÜFUS YANILTICI VERİLERE YOL AÇABİLİYOR - Yabancı nüfusun ADNKS’ye dahil edilmesi doğru mu sizce?

Biraz yanıltıcı olabiliyor tabii.

Suriyelilerin de geçici koruma statüsünden çıkarılıp ikâmet iznine tabii tutulmaları da söz konusu.

Aslında karar alındı, kademe kademe gerçekleştirilecek.

İkâmet izni alabilenler Türkiye’de kalacaklar.

Öyle olursa kalabalık bir Suriyeli nüfusu da yabancı nüfusa eklenebilir.

Tabi bütün göstergelerin paydasında nüfus var.

İllere, belediyelere aktarılan kaynaklar belirlenirken de bu payda kullanılıyor, kişi başı gayrisafi milli hasılamızı vesaire hesaplarken de o payda kullanılıyor.

Dolayısıyla göstergeleri etkiler.

Muhakkak yabancılar hariç ve dahil diye ayrı hesaplamalar yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Yabancı nüfus istatistikleri rutin olarak muhakkak paylaşılmalı ama onlar olmadan nüfusu ayrı olarak da değerlendirmemiz mümkün olabilmeli.

Yabancı nüfusu çıkarttığımızda daha sağlıklı bir değerlendirme yapmamız söz konusu olabiliyor ama kamuoyu böyle yapmıyor, açıklanan rakama bakıyor, 86 milyona.

Halbuki bunun içinde bir buçuk milyon kişi yabancı, nüfus aslında 84 buçuk milyon.

GERÇEK ARTIŞ BİNDE 3’ÜN ALTINDA OLABİLİR - Yabancı hariç nüfus artış hızı, aşağı yukarı ne olur diye bir tahmininiz var mı?

Yabancı nüfus hariç bir nüfus artış hızı hesaplasaydık, bir önceki yıl da bu yılda binde 4.6 gibi bir değer bulurduk.

Nüfus artış hızında bir artış varmış gibi bir sonuç çıkmazdı.

Yabancı nüfusu artışı da esasen Türkmenlerden kaynaklı. 56 bin kişi artmış bir önceki yıla göre.

Mısır ve Azerbaycan uyrukluların sayısında da 10 binin üzerinde artış var.

Kısacası, önceki yıllara göre değerlendirecek olursak bu yılki temel dinamik yabancı nüfustaki değişim diyebiliriz.

Yabancı nüfus da aslında iki sene önceye kadar hep artıyordu (2023-2024). 2025’te tekrar yükselişe geçiyor ama kısmi bir yükseliş.

Ama bir önceki yılda azalırken bu yıl artmış olması, yabancı nüfusun nüfus artışına etkisini artırıyor.

PİRAMİTTE 0-4 YAŞ 60’LI YILLARA GERİLEDİ Önemli olan doğum sayılarındaki azalma eğilimi devam ediyor.

Nüfus Piramidinin yapısı radikal bir değişim sergilemeye devam ediyor. 0-4 yaş grubuna bakarsanız, 1960’lı yıllardaki seviyeye gelmiş durumda.

Bayağı bir radikal değişim var.

Onun dışında yaşlanma eğilimimizi devam ediyor.

Yaşlı nüfus oranı binde 11,1’i aşmış durumda.

Genç nüfus oranı azalıyor yaşlı nüfus oranı artıyor, Ortanca yaş 34,9’a gelmiş durumda.

Yani Türkiye’de her iki kişiden biri 35 yaşının üzerinde.

BOŞANMA İKİ KATINA ÇIKTI Hiç evlenmeme, geç evlenme eğilimi artık medeni durum istatistiklerinde de görünür durumda.

Erkeklerde daha fazla.

Erkeklerde ilk evlenme yaşı da daha yüksek.

Özellikle boşanmada 2009-2025 rakamları paylaşılmış.

Boşanmış olanların oranı iki katına çıkmış, kadınlarda 3,2’den 5,7’ye, erkeklerde 2,2’den 4,7’ye.

Boşanma oranlarındaki artışı orada gözlemliyoruz.

NÜFUSUN YÜZDE 67,5’İ ‘YOĞUN KENTLER’DE YAŞIYOR - Kentleşme devam ediyor görünüyor.

Tabii… Nüfuslar artmış durumda, artık kentleşme derecesine göre istatistikler 2022’den beri paylaşılmaya başlandı.

Yoğun kent, orta yoğun kent ve kırsal yerleşim yerleri olarak.

Nüfusun yüzde 67,5’i yoğun kentlerde yaşıyor.

Nüfusun üçte ikisi. - Köye dönüş teşvik edilmişti?

Onda seçim sürecinin etkisi var, bir dönem köye dönüş eğilimi gördüm ama onun seçimden kaynaklı olabileceği daha sonra anlaşıldı.

Seçim sürecinde kaydını köye aldırıyor.

İl ilçe nüfusunun artma eğilimi devam ediyor.

Daha çok da yoğun kentlerde.

Büyük kentlerin, ilçelerinin nüfusu şişmeye devam.

Esenyurt haberi yapılmış, 1 milyonu aşan ilk ilçe oldu diye.

Onu Gaziantep’ten Şahinbey, Ankara’dan Çankaya takip ediyor.

Bir yandan da nüfusu oldukça küçük illerimiz var.

Üç ilimizin nüfusu 100 binin altında.

Pek çok ilçenin nüfusu il nüfuslarını geçmiş durumda.

Büyük kentlerde, özellikle İstanbul’un o büyük ilçelerinde. - Büyüme, sorunları da beraberinde getiriyor?

Tabii… İl nüfusuna ilçe imkanları çerçevesinde sahip olmuş oluyorlar, onun getirdiği sorunlar, tabii planlama sorunları muhakkak var.

YAŞLANMADAN ÖNCE ZENGİNLEŞMEK ÖNEMLİ! - Yaş bağımlılık oranlarına ilişkin azalma eğilimini de değerlendirir misiniz?

Çocuk bağımlılık oranı, çocuk nüfus azaldığı için azalıyor.

Çalışma çağı nüfusunun bakmakla yükümlü olduğu çocuk sayısı azalmış oluyor.

Çocuk sayısında hızlı bir düşme söz konusu olduğu için. - Beklenmeyen bir şey değil yani?

Değil aslında.

Bütün bu süreç, nüfus artış hızının düşmesi, doğum oranlarının düşmesi, ‘demografik fırsat penceresi’ dediğimiz bir şey, bağımlılık oranının düşeceği bir ortam söz konusu oluyor.

Çocuk nüfus azalıyor ama yaşlı nüfus o kadar artmamış oluyor.

Dolayısıyla bu ekonomik kalkınma açısından bir fırsat penceresi sunuyor.

Biz şu an o sürecin içindeyiz.

Aslında 2030’ların ilk yarısının sonlarına doğru bu fırsat penceresi kapanıyor olacak.

Biz nüfus artış hızındaki azalmanın ortaya çıkarabileceği sorunları daha çok tartışıyoruz kamuoyunda.

Ama aslında içinde bulunduğumuz süreç böyle bir fırsat penceresini de beraberinde getiriyor. - Kısa süreli fırsatlar? 2007’den beri bu fırsat penceresi sürecinin içindeyiz.

Kısa bir süre kalmış durumda önümüzde ama yaşlı nüfus oranı çok yüksek seviyelere gelmeden önce halen değerlendirilebilecek bir fırsat var.

Bu fırsatı iyi değerlendirmek, yaşlanmadan önce zenginleşmek önemli.

O süreci iyi değerlendirmek gerekiyor.

Çalışma çağı nüfusumuz artmış durumda mesela yüzde 68,5.

Bu yıl belirgin olarak görülen şeylerden biri bu. 66’dan 68,5’e çıkmış.

Aslında çalışma çağı nüfusumuzun ortalama yaşı artmaya devam ediyor ama 15-64 geniş bir yaş grubu.

Geçmişte doğum oranlarının yüksek olduğu dönemde nüfusa dahil olan kuşaklar şu an çalışma çağında.

Uzun bir süre kalıyorlar onlar orada.

Asıl oradan yaşlı nüfusa doğru geçiş başladığında, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payının çok daha hızlı arttığını, gözlemlemeye başlayacağız.

İlgili Sitenin Haberleri