Haber Detayı

Uzmanlara göre İsrail, Batı Şeria'da Ürdün yasalarını "hukuken" değiştiremez
Güncel haberler.com
10/02/2026 15:57 (1 saat önce)

Uzmanlara göre İsrail, Batı Şeria'da Ürdün yasalarını "hukuken" değiştiremez

İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da Ürdün yasalarını iptal etmeye yönelik aldığı kararlar, uluslararası toplumu hukuki ve ahlaki yeni sınavla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da Ürdün yasalarını iptal etmeye yönelik aldığı kararlar, uluslararası toplumu hukuki ve ahlaki yeni sınavla karşı karşıya bırakıyor.Batı Şeria'daki toprak meselesi, bölgede en karmaşık hukuki ve siyasi dosyalardan biri olmayı sürdürürken, İsrail'in attığı son adım, Batı Şeria'yı onlarca yıldır Ürdün Haşimi Krallığı'na bağlayan "yasama özgünlüğü" konusu yeniden gündeme taşıdı.İsrail'in söz konusu hamlesi, Filistin topraklarını gasbeden İsrailli sivillerin yayılmacı faaliyetlerine en önemli yasama engeli oluşturan hukuki yapıyı tasfiye etmeyi amaçlayan bir girişim olarak değerlendiriliyor.Gözlemciler, son İsrail adımını, işgal altındaki topraklarda tarihsel olarak süregelen 1950 - 1967 arasında Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'yı yönetmiş olan Ürdün'ün "hukuki yetki alanını" sona erdirme girişimi olarak nitelendiriyor.

Bu yetki alanı, toprak mülkiyet kimliğinin korunmasında ve "mevcut statünün" muhafazasında temel bir dayanak oluşturuyordu.Ürdün'ün tutumuÜrdün, İsrail hükümetinin Batı Şeria'da egemenlik dayatma ve yerleşimi güçlendirme hedefli kararlarını kınayarak, bunları "gayrimeşru ve uluslararası hukukun açık ihlali" ile Filistin halkının bağımsız devlet hakkına yönelik bir "saldırı" olarak niteledi.Ürdün Dışişleri Bakanlığı, 8 Şubat'ta yayımladığı açıklamada, İsrail'in adımını "uluslararası hukukun açık ihlali, iki devletli çözümün (Filistin-İsrail) baltalanması ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları üzerinde, başkenti işgal altındaki Kudüs olan egemen devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı" olarak tanımladı.Açıklamada ayrıca, "İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde hiçbir egemenliği yoktur" denilerek, İsrail'in tek taraflı, gayrimeşru ve geçersiz kararlarının Ürdün tarafından mutlak surette reddedildiği vurgulandı.Ürdün, uluslararası toplumu "hukuki ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeye" ve İsrail ile yönetimdeki "hükümeti" Batı Şeria'daki tehlikeli tırmanışı ve yetkililerin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlamaları çağrısı yaptı.İsrail'in sol eğilimli "Şimdi Barış" (Peace Now) hareketi ise aynı günkü analizinde, söz konusu kararların "İsraillilerin işgal altındaki Filistin topraklarında herhangi bir kısıtlama ve devlet denetimi olmaksızın arazi satın almasına olanak tanıyacak bir dizi uygulamayı" içerdiğine dikkati çekti.Analizde, bu adımların "az sayıda yerleşimciye, hükümet müdahalesi olmaksızın sahadaki siyasi gerçekleri belirleme gücü vereceği" ve "emlak işlemlerinde sahteciliğin önünü açacağı" ifade edildi."Hukuki kalkan"Söz konusu hukuk sistemi, yalnızca usul metinlerinden ibaret olmayıp on yıllar boyunca Batı Şeria'nın İsrail'in yerleşim projeleri için "açık bir pazar" haline gelmesini engelleyen en önemli "hukuki kalkanı" oluşturuyor.İsrail'in bu adımıyla yaşanan dönüşüm, uluslararası toplumu, Ürdün Nehri'nin iki yakası arasındaki köklü tarihi ve coğrafi bağlardan doğan hukuki kuralları koruma konusunda siyasi ve ahlaki bir sınavla karşı karşıya bırakıyor.Mevcut yasal çerçevenin savunulması, toprak ile onun yerleşik Arap hukuki referansları arasındaki bağı koparmayı amaçlayan yeni bir fiili durumun dayatılmasını engellemek adına stratejik bir zorunluluk olarak kendisini gösteriyor."Varoluşsal bir tehdit"Ürdün Kudüs İşleri Kraliyet Komitesi Genel Sekreteri Abdullah Kenan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail'in hamlesinin "idari boyutu aşarak varoluşsal bir tehdit" olduğunu söyledi.Kenan: "İsrail'in son kararları; yerleşimi, ilhakı ve Filistin halkının yerinden edilmesini meşrulaştırmayı amaçlayan kapsamlı ve baskıcı bir işgal yaklaşımıyla alınmıştır." dedi.İsrail'in kararlarının "işgalci güvenlik arka planına" dayandığına dikkati çeken Kenan, Netanyahu liderliğindeki hükümette "aşırı sağcı siyonist partilerin siyaset üzerindeki kontrolü bulunduğunu" ifade etti.Kenan, Batı Şeria'da Yahudilere mülk satışını yasaklayan Ürdün yasasının halen yürürlükte olduğunu hatırlatarak, "Batı Şeria ve Kudüs, uluslararası hukuka ve Cenevre ile Lahey sözleşmelerine tabi işgal altındaki topraklardır.

Dolayısıyla İsrail işgalinin gücün bu yasaları değiştirmeye yönelik her türlü girişimi batıldır, geçersizdir ve yasa dışıdır." ifadelerini kullandı."Orman kanunu"Uluslararası toplumun dünyada kendi hukukunu "İsrail'in pervasızlığından koruması gerektiğine" dikkati çeken Kenan, "Bugün dünya, işgal altındaki bölgelerin yasalarını iptal etmeye emsal oluşmasını engellemek zorundadır.

Örneğin dünyanın, Rusya'nın Ukrayna yasalarını iptal edip kendi yasalarını dayatmasına izin vermesi beklenebilir mi?

İsrail'e karşı sessiz kalmak, uluslararası hukukun yerini güçlünün zayıfı yediği orman kanununa bırakması demektir." değerlendirmesinde bulundu.Kenan, Türkiye'nin Filistin için tarihindeki önemine değinerek, "Türkiye'nin elindeki milyonlarca Osmanlı tapu kaydı, işgalin (İsrail'in) emlak gerçekliğini tahrif etme girişimlerine karşı sağlam bir hukuki zemin sunmakta ve uluslararası mahkemelerde Filistin haklarını teyit etmektedir." dedi."İsrail meşruiyete değil, güce dayanıyor"Ürdün'deki Hüseyin bin Talal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü İsa eş-Şelebi ise İsrail'in "askeri kapasitesi" ile "hukuki meşruiyeti" arasındaki farka dikkati çekti.Şelebi, "İsrail, 1967'den bu yana dayattığı askeri rejim aracılığıyla Ürdün yasalarını askeri emirlerle fiilen askıya alabilir ancak bu yasaları kalıcı olarak iptal etme veya kendi egemenlik yasalarıyla değiştirme hakkına sahip değildir.

İptal, hukuki bir egemenlik gerektirir ki bu uluslararası alanda mevcut değildir.

Bu da İsrail'in emrivakileri meşruiyetle değil, güçle dayattığı anlamına gelir." diye konuştu.Ürdün yasalarını iptal etmenin 1949 Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin "ağır bir ihlali" olduğunu vurgulayan Şelebi, "Mülklerin yerleşimcilere satışını kolaylaştırmak, Güvenlik Konseyi'nin 242, 446 ve 2334 sayılı kararlarının ihlalidir ve hukuken savaş suçu teşkil edebilir." uyarısında bulundu.İsrail güvenlik kabinesi, Batı Şeria'nın ilhakının önünü açacak bir dizi kararı onayladı1995 tarihli İkinci Oslo Anlaşması'na göre Batı Şeria, tamamen Filistin yönetimindeki "A Bölgesi", Filistin sivil idaresi ve İsrail güvenlik kontrolündeki "B Bölgesi" ile tamamen İsrail kontrolündeki "C Bölgesi" olmak üzere üçe ayrılıyor. "C Bölgesi", Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 61'ini kapsıyor.İsrail güvenlik kabinesinin, 8 Şubat'ta, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin yönetiminin kontrolündeki bölgelerde İsrail'in "denetim ve kontrol faaliyetlerini" artıran bir dizi kararı onayladığı belirtilmişti.İsrail basınında yer alan haberlere göre bazı kararlar, El Halil'deki mevcut düzenlemeleri de etkiliyor.Buna göre, Harem-i İbrahim Camisi ve çevresindeki planlama ile inşaat yetkilerinin, 1997 El Halil Anlaşması'na aykırı şekilde belediyeden alınarak İsrail Sivil İdaresine bağlı kurumlara devredilmesi kararlaştırıldı.Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'yı işgal altındaki Filistin toprağı olarak kabul ederken İsrail'in Yahudi yerleşim faaliyetleri, uluslararası hukuka göre yasa dışı sayılıyor.

İlgili Sitenin Haberleri