Haber Detayı

Bilim kararını verdi: Dezenfektan mı, sabun mu?
Güncel chip.com.tr
09/02/2026 14:07 (1 saat önce)

Bilim kararını verdi: Dezenfektan mı, sabun mu?

El dezenfektanları pratikliğiyle öne çıksa da, her mikroba karşı etkili değil. Bilimsel veriler, özellikle zarfsız virüsler söz konusu olduğunda sabun ve suyun hala en güvenilir ve kapsamlı hijyen yöntemi olduğunu gösteriyor.

Kış aylarının gelmesiyle birlikte çevremiz adeta görünmez bir mikroorganizma ordusu tarafından kuşatılıyor.

Soğuk algınlığı, grip ve mide rahatsızlıklarına yol açan norovirüs gibi davetsiz misafirlerden korunmak için hepimiz kişisel hijyenimize daha fazla dikkat etmeye başlıyoruz.

Sabun ve el dezenfektanları ise şüphesiz bu savunma hattındaki en büyük yardımcılarımız.Peki, bu iki silahı ne zaman ve nasıl kullanmamız gerekiyor?

Bir fıs dezenfektan, lavabo başında geçirilen sürenin yerini gerçekten tutabiliyor mu?

Bilimin bu konudaki yanıtları, bazen en basit yöntemin neden en etkilisi olduğunu kanıtlıyor.El dezenfektanlarının temelinde oldukça yüksek oranlarda alkol yatıyor.

Uzmanlar, alkol oranı yüzde 60 ile 95 arasında olan ürünlerin mikropları öldürmede, alkolsüz veya düşük alkollü seçeneklere göre çok daha başarılı olduğunu vurguluyor.

Dezenfektanlar, bakterilerin zarlarını parçalayarak ya da hücresel süreçlerine müdahale ederek onları etkisiz hale getiriyor.

Virüsler söz konusu olduğunda ise alkol, virüsün “zarf” adı verilen koruyucu dış katmanını hedef alıyor.

Bu kalkan parçalandığında virüsün içindeki genetik materyal savunmasız kalıyor ve çoğalma yeteneği son buluyor.Ancak burada kritik bir engel var: Her virüsün koruyucu bir zarfı bulunmuyor.

Örneğin, COVID-19’a yol açan virüs bu yöntemle kolayca alt edilebilirken, mide fesadına neden olan norovirüs gibi “zarfsız” virüsler karşısında dezenfektanlar adeta etkisiz bir sıvıya dönüşüyor.

İşte bu noktada, geleneksel yöntemlere dönmek bir zorunluluk haline geliyor.Sabunun görünmez gücüSabunla el yıkamak, mikroplara karşı yürütülen çok yönlü bir operasyon gibi düşünülebilir.

Sabun molekülleri, su sevmeyen kuyrukları ve su seven baş kısımlarıyla eşsiz bir yapıya sahip.

Bu moleküller, cildimizdeki yağlara ve kirlere tutunmuş haldeki mikropları kuşatıyor.

Sabun molekülleri adeta bir “levye” gibi davranarak bazı bakteri ve virüslerin dış zarlarını yerinden söküp atıyor ve yapıyı tamamen bozuyor.

Aynı zamanda sabun, cildimizle mikroplar arasındaki bağı zayıflatarak onların da akan su yardımıyla akıp gitmesini sağlıyor.Pek çok kişi market raflarındaki “antibakteriyel” etiketli pahalı sabunların daha güvenli olduğunu düşünse de, bilimsel veriler bunun bir yanılsama olduğunu gösteriyor.

Sıradan bir kalıp sabun veya sıvı sabun, mikropları fiziksel olarak söküp atmada “antibakteriyel” katkılı ürünler kadar, hatta bazen onlardan daha etkili bir iş çıkarıyor.

Ancak burada önemli olan sabunun türü değil, uygulama biçimi oluyor.

Etkili bir temizlik için ellerin en az 20 saniye boyunca köpürtülerek ovalanması şart.

Ayrıca yıkama sonrası elleri iyice kurulamak da kritik bir önem taşıyor.

Nemli eller, kuru ellere kıyasla çok daha kolay bir şekilde yüzeylerdeki mikropları kapıyor ve barındırıyor.Özetle, sabun ve suyun yerini tamamen doldurabilecek daha teknolojik bir ikame henüz geliştirilmiş değil.

El dezenfektanları, hareket halindeyken veya suya erişimin olmadığı anlarda hayat kurtarıcı bir yardımcı olsa da, sabun çok daha fazla türe karşı kapsamlı bir temizlik sunuyor.

Görünür kirlere ve dezenfektanların etkisiz kaldığı virüs türlerine karşı sabun, insanlığın elindeki en ucuz ve en etkili savunma aracı olmaya devam ediyor.

İlgili Sitenin Haberleri