Haber Detayı

'Biyoponik'le yosun ithalatını düşürecek
Ekonomi dunya.com
09/02/2026 00:00 (3 saat önce)

'Biyoponik'le yosun ithalatını düşürecek

Kybele’s Garden'ın kurucu ortağı Fırat Aygen, 40 bin tonluk yosun ithalatının dörtte birini karşılayacak sistemi hayata geçirebileceklerini söyledi. Bu girişim, yosun ithalatına çözüm bulmak ve dikey tarım sistemlerini geliştirmek amacıyla, "biyoponik tarım" olarak adlandırılan bir derin teknolojiyi kullanıyor.

Sevilay ÇOBANsevilay.coban@dunya.comFırat ve Aygen Alkan çifti; biri Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Siyaset Bilimi ve Ka­mu Yönetimi diğeri ise ODTÜ Kimya Mühendisliği mezunu...

Beyaz yaka deneyimlerinden sonra kendi inovasyonlarını ortaya koymak ve girişimcilik alanında ilerlemek amacıyla yola çıktı.

Kasım 2021’de ku­rulan Kybele’s Garden altında dünyanın oksijeninin %75’ini sağlayan ve zengin biyoaktif içeriğe sahip alglerin gücünü kullanarak; tarım, gıda ve koz­metik sektörlerinin sorunları­na ve ihtiyacına yönelik reje­neratif ve döngüsel çözümler sunuyorlar.

Yosunların, dünya genelinde 300 binden fazla çe­şidi olmasına rağmen ticari po­tansiyellerinin yeterince de­ğerlendirilmediği, kontrolsüz üretildiğinde toksisite riski ta­şıdığı tespit ettiklerini anlatan Kybele’s Garden kurucu ortağı Fırat Aygen, Türkiye'nin yıllık 50-100 milyon dolar değerinde yaklaşık 40 bin ton yosun ithal ettiği kaydetti.‘Biyoponik tarım’ literatüre girdi “Yosunda çok yüksek mik­tarda bir ithalat bağımlılığımız var” diyen Alkan, özellikle güb­re sektöründe tarımda yoğun olarak kullanıldığı ancak yurt içinde yosun üretimi yapılma­dığını vurguladı.

Alkan, “biyo­ponik tarım teknolojisi” olarak nitelendirdikleri girişim hak­kında detayları DÜNYA Ga­zetesi ile pay­laştı.

Alkan, “Sadece yo­sun üret­mek yeri­ne, yosun­ları bitkiler için faydalı olacak şekilde dikey/hidroponik ta­rım sistemlerine entegre et­meyi hedefledik.

Bu sistem, yo­sunlar ve bitkilerin eş zamanlı üretildiği, yosunların bitkile­ri gübreleyerek simbiyotik bir ilişki kurduğu ‘biyoponik ta­rım’ olarak adlandırılıyor.

Bu terimi de Türkçe’ye biz kazan­dırdık diyebilirim.

Amaç, hid­roponik sistemlerde kullanı­lan AB besini gibi yapay besin­leri ortadan kaldırarak gübre maliyetlerini azaltmak.

Bu sayede zaten %99 su tasarru­fu sağlayan hidroponik tarımı daha da iyileştireceğiz.

Enerji maliyetleri nedeniyle yurt dı­şında kapanan birçok hidro­ponik firmanın olduğu bu dö­nemde biyoponik tarım, enerji verimliliği ve maliyet düşürme potansiyeliyle önemli bir de­ğer önerisi sunuyor” dedi.Hasat süresini kısaltıyor verimi artırıyor Geliştirdikleri "Yosun Ta­banlı Biyoponik Tarım Tek­nolojisi"yle TÜBİTAK BİGG programından destek alarak işe başladıklarını ifade eden Alkan, “Şu ana kadar 8 fark­lı bitki türü ve 2 farklı yosun türü üzerinde çalıştık.

Bu ça­lışmalar sonucunda hem yo­sunda hem de bitkide %30 ile %200 arasında tomurcuklan­ma, boy atma hızı, hücre sayı­sı artışı, hasat süresinin kısal­ması gibi verim artışları elde ettik.

Sistem, bitkilerin, örne­ğin domates ve spirulina yo­sunların içerik kalitesini artı­rarak daha yüksek vitamin ve yosun hücresi barındıran ‘bi­yoponik domates’ veya ‘biyo­ponik spirulina’ gibi yeni ürün grupları oluşturdu.

Hedefi­miz geliştirdiğimiz bu derin teknolojiyi, hidroponik tarım sistemleri kullanan firmalara yazılım kapasitesiyle enteg­re ederek lisanslamak.

Hâli­hazırda Türkiye'de bu tekno­lojiyi kullanan bir firma yok.

Gelecekte, ev içi dikey tarım tasarımları yapan girişim­lerle de iş birliği yaparak bu teknolojiyi konsorsiyumlar aracılığıyla sunmayı planlı­yoruz” diye konuştu.Domates hastalıklarında yüzde 98 iyileşme Alkan, biyo­ponik proje­sinin henüz ticarileşme­diği bilgisini vererek, hızlı ticarileşme ve ürün geliştir­me hedefiyle fermente edil­miş yosun biyokütlesi üreti­mine odaklandıklarını anlat­tı.

Tarım sektöründe en büyük müşteri kitlesinin gübre üre­ticileri olduğunu kaydeden Alkan, spirulina ile Amas­ya'da domates hastalıkların­da %98 iyileştirme sağlandı­ğını, Chlorella ile ise Muş'ta ayçiçeği ürünlerinde %20'ye yakın protein artışı gözlem­lendiğini söyledi.

Alkan, gıda­da artizan ekmek üretiminde yüksek protein seviyeleri elde edilirken, kozmetikte içerdiği Fikosiyanin sayesinde anti-a­ging, nemlendirici özellikler gösterdiğini ve kimyasal içer­meyen güçlü bir bileşen sun­duğunu anlattı.40 bin ton ithalatın 10 bin tonunu karşılayacak sistem Türkiye’nin pazar potansi­yeli hakkında bilgi veren Al­kan, şunları söyledi: “Türkiye, yıllık 50-100 milyon dolar de­ğerinde 40 bin ton yosun ithal ediyor.

Biz girişimimizle bu it­halatın en az dörtte birini yani 20-30 milyon dolara denk ge­len 10 bin ton üretimin kar­şılanabileceğini öngörüyo­ruz.

Türkiye'nin yıllık 7 mil­yon ton gübre tüketimi var, bunun 6 milyonu kimyasal, 1 milyonu organik içerikli.

Bu­rada bizim de temel amacı­mız organik gübre pazar pa­yınının artırılmasına katlı sağlamak.

Ancak Türkiye'de yosun sektörüne dair ciddi bir boşluk ve gümrük kodla­rı dâhil yasal düzenlemeler­de tanım eksikliği söz konusu.

Maalesef yosun yetiştiriciliği konusunda sağlam bir prog­ram veya projeksiyon bulun­muyor.

Ayrıca kimyasal gübre kullanımı, toprak tuzlanma­sı ve kalıntı sorunları gibi ta­rımsal problemler mevcut.

Bu zorluklara rağmen bazı fırsat alanları da yok değil.

AB'de­ki ‘farm to fork’ stratejisi gi­bi düzenlemeler, kimyasal gübre kullanımını azaltma ve organik alternatiflere yö­nelme baskısı oluşturuyor.

Yosunlar Omega-3, protein gibi besinler açısından zen­gin ve karbon piyasaların­da önemli bir rol oynayabi­lir.

Kimyasal gübre üretim maliyetlerinin enerji fi­yatları nedeniyle artma­sı, fermente yosun ürünlerini daha rekabetçi hale getiriyor.”‘Vahşi hasat’ karşısında farkındalık artırılmalı Alkan, yosun konusunun tek bir firmanın değil, kamu, özel sektör ve akademinin iş birliğiyle yönetilmesi gereken makro ölçekli bir konu olduğuna dikkati çekerek, “Uluslararası hedefimiz kısa vadede Avrupa ve MENA bölgesinde lider olmak.

Sürdürülebilirlik ve ekolojik hassasiyetle hareket ederken, ‘vahşi hasat’ (wild harvesting) yöntemini kullanmıyoruz.

Ağaç kesmek gibi düşünebilirsiniz, bilinçsiz bir şekilde bu yosunlar gidilip hasat edildiğinde deniz ya da göl ekosistemine zarar veriliyor.

Ekosisteme zarar vermeyen, ipler üzerinde yosun yetiştiriciliği yapan firmalarla çalışmayı tercih ediyoruz.

Maalesef Türkiye'ye giren makro yosunların çoğu vahşi hasat ile elde ediliyor.

Biz bu konuda farkındalığın artırılması gerektiği de düşünüyoruz.1 milyon dolarlık sermaye ile büyüyecekler Alkan, bugüne kadar ABD, Singapur ve Türkiye'den toplam ve hibelerle birlkte yaklaşık 1 milyon dolarlık bir sermaye yaratıldığını söyledi.

Aldıkları bu yatırımı ürün geliştirme ve üretime dönüştürmek amacıyla Ankara'da gıda ve kozmetik portföyü için 200 bin dolarlık yatırım yapıldığını ifade eden Alkan, “Tarım tarafında ise Ege Bölgesi'nde kiralanan bir fermentör ile yıllık 500 ton kapasiteye ulaştık.

Bu da Türkiye'deki orta ölçekli bir gübre firmasının yıllık ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede.

Bioderma markamız ise hızlı ticarileşme ve gelir elde etme amacıyla 2022 yılında kurduğumuz bir yosun bazlı markamız” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri