Haber Detayı
'Biyoponik'le yosun ithalatını düşürecek
Kybele’s Garden'ın kurucu ortağı Fırat Aygen, 40 bin tonluk yosun ithalatının dörtte birini karşılayacak sistemi hayata geçirebileceklerini söyledi. Bu girişim, yosun ithalatına çözüm bulmak ve dikey tarım sistemlerini geliştirmek amacıyla, "biyoponik tarım" olarak adlandırılan bir derin teknolojiyi kullanıyor.
Sevilay ÇOBANsevilay.coban@dunya.comFırat ve Aygen Alkan çifti; biri Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi diğeri ise ODTÜ Kimya Mühendisliği mezunu...
Beyaz yaka deneyimlerinden sonra kendi inovasyonlarını ortaya koymak ve girişimcilik alanında ilerlemek amacıyla yola çıktı.
Kasım 2021’de kurulan Kybele’s Garden altında dünyanın oksijeninin %75’ini sağlayan ve zengin biyoaktif içeriğe sahip alglerin gücünü kullanarak; tarım, gıda ve kozmetik sektörlerinin sorunlarına ve ihtiyacına yönelik rejeneratif ve döngüsel çözümler sunuyorlar.
Yosunların, dünya genelinde 300 binden fazla çeşidi olmasına rağmen ticari potansiyellerinin yeterince değerlendirilmediği, kontrolsüz üretildiğinde toksisite riski taşıdığı tespit ettiklerini anlatan Kybele’s Garden kurucu ortağı Fırat Aygen, Türkiye'nin yıllık 50-100 milyon dolar değerinde yaklaşık 40 bin ton yosun ithal ettiği kaydetti.‘Biyoponik tarım’ literatüre girdi “Yosunda çok yüksek miktarda bir ithalat bağımlılığımız var” diyen Alkan, özellikle gübre sektöründe tarımda yoğun olarak kullanıldığı ancak yurt içinde yosun üretimi yapılmadığını vurguladı.
Alkan, “biyoponik tarım teknolojisi” olarak nitelendirdikleri girişim hakkında detayları DÜNYA Gazetesi ile paylaştı.
Alkan, “Sadece yosun üretmek yerine, yosunları bitkiler için faydalı olacak şekilde dikey/hidroponik tarım sistemlerine entegre etmeyi hedefledik.
Bu sistem, yosunlar ve bitkilerin eş zamanlı üretildiği, yosunların bitkileri gübreleyerek simbiyotik bir ilişki kurduğu ‘biyoponik tarım’ olarak adlandırılıyor.
Bu terimi de Türkçe’ye biz kazandırdık diyebilirim.
Amaç, hidroponik sistemlerde kullanılan AB besini gibi yapay besinleri ortadan kaldırarak gübre maliyetlerini azaltmak.
Bu sayede zaten %99 su tasarrufu sağlayan hidroponik tarımı daha da iyileştireceğiz.
Enerji maliyetleri nedeniyle yurt dışında kapanan birçok hidroponik firmanın olduğu bu dönemde biyoponik tarım, enerji verimliliği ve maliyet düşürme potansiyeliyle önemli bir değer önerisi sunuyor” dedi.Hasat süresini kısaltıyor verimi artırıyor Geliştirdikleri "Yosun Tabanlı Biyoponik Tarım Teknolojisi"yle TÜBİTAK BİGG programından destek alarak işe başladıklarını ifade eden Alkan, “Şu ana kadar 8 farklı bitki türü ve 2 farklı yosun türü üzerinde çalıştık.
Bu çalışmalar sonucunda hem yosunda hem de bitkide %30 ile %200 arasında tomurcuklanma, boy atma hızı, hücre sayısı artışı, hasat süresinin kısalması gibi verim artışları elde ettik.
Sistem, bitkilerin, örneğin domates ve spirulina yosunların içerik kalitesini artırarak daha yüksek vitamin ve yosun hücresi barındıran ‘biyoponik domates’ veya ‘biyoponik spirulina’ gibi yeni ürün grupları oluşturdu.
Hedefimiz geliştirdiğimiz bu derin teknolojiyi, hidroponik tarım sistemleri kullanan firmalara yazılım kapasitesiyle entegre ederek lisanslamak.
Hâlihazırda Türkiye'de bu teknolojiyi kullanan bir firma yok.
Gelecekte, ev içi dikey tarım tasarımları yapan girişimlerle de iş birliği yaparak bu teknolojiyi konsorsiyumlar aracılığıyla sunmayı planlıyoruz” diye konuştu.Domates hastalıklarında yüzde 98 iyileşme Alkan, biyoponik projesinin henüz ticarileşmediği bilgisini vererek, hızlı ticarileşme ve ürün geliştirme hedefiyle fermente edilmiş yosun biyokütlesi üretimine odaklandıklarını anlattı.
Tarım sektöründe en büyük müşteri kitlesinin gübre üreticileri olduğunu kaydeden Alkan, spirulina ile Amasya'da domates hastalıklarında %98 iyileştirme sağlandığını, Chlorella ile ise Muş'ta ayçiçeği ürünlerinde %20'ye yakın protein artışı gözlemlendiğini söyledi.
Alkan, gıdada artizan ekmek üretiminde yüksek protein seviyeleri elde edilirken, kozmetikte içerdiği Fikosiyanin sayesinde anti-aging, nemlendirici özellikler gösterdiğini ve kimyasal içermeyen güçlü bir bileşen sunduğunu anlattı.40 bin ton ithalatın 10 bin tonunu karşılayacak sistem Türkiye’nin pazar potansiyeli hakkında bilgi veren Alkan, şunları söyledi: “Türkiye, yıllık 50-100 milyon dolar değerinde 40 bin ton yosun ithal ediyor.
Biz girişimimizle bu ithalatın en az dörtte birini yani 20-30 milyon dolara denk gelen 10 bin ton üretimin karşılanabileceğini öngörüyoruz.
Türkiye'nin yıllık 7 milyon ton gübre tüketimi var, bunun 6 milyonu kimyasal, 1 milyonu organik içerikli.
Burada bizim de temel amacımız organik gübre pazar payınının artırılmasına katlı sağlamak.
Ancak Türkiye'de yosun sektörüne dair ciddi bir boşluk ve gümrük kodları dâhil yasal düzenlemelerde tanım eksikliği söz konusu.
Maalesef yosun yetiştiriciliği konusunda sağlam bir program veya projeksiyon bulunmuyor.
Ayrıca kimyasal gübre kullanımı, toprak tuzlanması ve kalıntı sorunları gibi tarımsal problemler mevcut.
Bu zorluklara rağmen bazı fırsat alanları da yok değil.
AB'deki ‘farm to fork’ stratejisi gibi düzenlemeler, kimyasal gübre kullanımını azaltma ve organik alternatiflere yönelme baskısı oluşturuyor.
Yosunlar Omega-3, protein gibi besinler açısından zengin ve karbon piyasalarında önemli bir rol oynayabilir.
Kimyasal gübre üretim maliyetlerinin enerji fiyatları nedeniyle artması, fermente yosun ürünlerini daha rekabetçi hale getiriyor.”‘Vahşi hasat’ karşısında farkındalık artırılmalı Alkan, yosun konusunun tek bir firmanın değil, kamu, özel sektör ve akademinin iş birliğiyle yönetilmesi gereken makro ölçekli bir konu olduğuna dikkati çekerek, “Uluslararası hedefimiz kısa vadede Avrupa ve MENA bölgesinde lider olmak.
Sürdürülebilirlik ve ekolojik hassasiyetle hareket ederken, ‘vahşi hasat’ (wild harvesting) yöntemini kullanmıyoruz.
Ağaç kesmek gibi düşünebilirsiniz, bilinçsiz bir şekilde bu yosunlar gidilip hasat edildiğinde deniz ya da göl ekosistemine zarar veriliyor.
Ekosisteme zarar vermeyen, ipler üzerinde yosun yetiştiriciliği yapan firmalarla çalışmayı tercih ediyoruz.
Maalesef Türkiye'ye giren makro yosunların çoğu vahşi hasat ile elde ediliyor.
Biz bu konuda farkındalığın artırılması gerektiği de düşünüyoruz.1 milyon dolarlık sermaye ile büyüyecekler Alkan, bugüne kadar ABD, Singapur ve Türkiye'den toplam ve hibelerle birlkte yaklaşık 1 milyon dolarlık bir sermaye yaratıldığını söyledi.
Aldıkları bu yatırımı ürün geliştirme ve üretime dönüştürmek amacıyla Ankara'da gıda ve kozmetik portföyü için 200 bin dolarlık yatırım yapıldığını ifade eden Alkan, “Tarım tarafında ise Ege Bölgesi'nde kiralanan bir fermentör ile yıllık 500 ton kapasiteye ulaştık.
Bu da Türkiye'deki orta ölçekli bir gübre firmasının yıllık ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede.
Bioderma markamız ise hızlı ticarileşme ve gelir elde etme amacıyla 2022 yılında kurduğumuz bir yosun bazlı markamız” dedi.