Haber Detayı

Perinçek daha 2023 yılında görevi belirlemişti! FETÖ kurbanlarını Türkiye’ye kazanmalıyız
Doğu perinçek aydinlik.com.tr
09/02/2026 00:00 (5 saat önce)

Perinçek daha 2023 yılında görevi belirlemişti! FETÖ kurbanlarını Türkiye’ye kazanmalıyız

Perinçek daha 2023 yılında görevi belirlemişti! FETÖ kurbanlarını Türkiye’ye kazanmalıyız

Vatan Partisi Genel Başkanı’nın 15 Temmuz 2023 tarihli yazısını yeniden yayımlıyoruz 15-16 Temmuz 2016, yakın tarihimizin en önemli günüdür, dönüm noktasıdır.

O gün, ABD emperyalizminin Türkiye’deki silahlı gücü ezildi.

O gün, NATO’nun yer altı örgütü olan FETÖ Gladyosu Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Türk Milleti’nin gücüyle bastırıldı.

O gün, ABD emperyalizmi Türkiye’de silahsızlandırılmış oldu.

O gün, ABD emperyalizmi Türkiye’yi darbelerle ve silahlı baskılarla yönlendirme olanağını kaybetti.

O gün, Türkiye’nin ufku açıldı.

O gün, Türkiye düşmanı cemaatçilik altından kalkamayacağı bir darbe yedi.

Bugün Türkiye hapishanelerinde FETÖ bağlantılı NATO generalleri yatıyor.

DEVLETİN FETÖ’DEN ARINMASI FETÖ Gladyosu’nun silahlı gücünün kimi unsurları 15-16 Temmuz 2016 günü etkisiz hale getirildi.

Devlet kurumlarının yaptığı açıklamalara göre, 2016’dan bu yana, - 24 bin subay, astsubay, askerî öğrenci Türk Silahlı Kuvvetlerinden tasfiye edildi. - Emniyet örgütlenmesinden tasfiye edilenlerin sayısı 30 bin çevresinde. - Yargıdan 14 bin yargıç, savcı ve yargı görevlisi temizlendi. - Kamu yönetiminden uzaklaştırılanların sayısı, 130 bin kadar.

Türk Devleti, tarihinde görülmemiş bir temizliği başardı.

FETÖ’NÜN İDEOLOJİSİ FETÖ, 1970’li yıllarda Komünizmle Mücadele Dernekleri kapsamında Gladyo tarafından örgütlendi.

Vatan Partisi, FETÖ’nün küresel efendilere bağlılığını, Gladyo kimliğini ve ideolojik karakterini kuruluş yıllarından bu yana tek başına açıkladı ve her cephede mücadele yürüttü.

FETÖ, evet bir terör örgütüydü, güdümündeki unsurlara çıkar sağlıyordu, ancak aynı zamanda bir ideolojisi vardı.

FETÖ, İslamcılık iddiasıyla kuruldu.

ABD emperyalizmi ve Vatikan tarafından “Dinlerarası Diyalog” sloganıyla Hıristiyanlık ve Musevilik ile uyumlu bir çizgide programlandı ve güdüldü.

FETÖ’nün İslamcılığı, Türk Milleti’ne, İslam dünyasına ve bütün insanlığa düşmandı.

FETÖ’nün İslamcılığı, kuşkusuz İslamcılığın çeşitli akımları tarafından tartışıldı ve eleştirildi.

Ancak bu tartışma ve eleştiriler, FETÖ’nün kendisini İslamcı olarak tanımlamasını değiştirmedi ve değiştirmiyor.

SİSTEMİN MUTEBER DİNÎ LİDERİ En önemlisi Fethullah Gülen, Türkiye’nin hakim sistemi tarafından muteber bir dinî lider olarak kabul edildi.

Yalnız AK Parti iktidarı değil, Vatan Partisi dışındaki partilerin neredeyse hepsi ve Türk Devleti’nin çeşitli sorumluları, Fethullah Hoca’yı İslamcı bir lider olarak övdüler, O’ndan ödüller aldılar, O’nun önünü açtılar, O’nu her alanda desteklediler.

Var mı “Ben yapmadım!” diyen?

Diyemezler, çünkü anlayış farkları olsa da İslamcılıkta birleşiyorlardı.

Yalnız İslamcılıkta değil, ABD’ye bağımlılıkta, NATO üyeliğinde birleşiyorlardı.

NATO gibi FETÖ de, sistemin bir aygıtıydı.

FETÖ, devlete sızmadı; ABD emperyalizmine ve NATO’ya bağlı devlet yönetimi, FETÖ’yü devletin içine yerleştirdi.

Burada küresel sisteme bağlılık yanında ideolojik akrabalık da önemli bir etkendi. “Başın seccadeye değmesi” formülü, İslamcı akımları FETÖ ile aynı zeminde birleştiriyordu.

SİSTEMİN GÜCÜ VE İDEOLOJİNİN ROLÜ FETÖ örgütünün devlet ve toplum içinde herkesi şaşırtan ölçülerde yer edinmesinin bir nedeni sistemin gücü ise, bir nedeni de İslamcı ideolojiydi.

Bu ideolojik yöneliş, ABD güdümlü Gladyo tarafından seçilmişti.

Başı seccadeye değmeyen ABD emperyalizminin şefleri, başı seccadeye değenleri birleştirecek ve denetleyecek formülü icat etmişlerdi.

Türk Devrimi’nin emperyalizme karşı mücadele ekseninde olmayan kimi İslamcı akımlar da, emperyalizme karşı duruştaki ideolojik tutarlılıktan yoksun oldukları için, FETÖ gibi emperyalizm güdümlülerle birlikte cephe tutabiliyorlardı.

Emperyalizm, tarih boyuncu Türk toplumunu İslâmî ideolojiyle denetleme siyasetini izlemiştir.

Liberalizm ve Neoliberalizm, seçkinlerin örgütlenmesindeki ideolojiydi.

Geniş halk kitleleri ise, İslamî ideolojinin çeşitli tarikatları ve cemaatleri tarafından örgütlendi.

FETÖ mensupları ve yandaşları da, İslamî ideoloji üzerinden denetim altına alındı.

Böylece emperyalizm güdümlü İslamcı örgütler ile emperyalizme karşı eğilimler taşıyan kimi İslamcı örgütler birleştirildiler ve AK Parti yönetiminde Türkiye’yi birlikte yönettiler.

Bu saptama, en öğretici hakikattir.

İslamî örgütler, Türkiye’yi FETÖ ile birlikte yönettiklerini herhalde unutmamışlardır.

Daha önemlisi bu konuma düşmelerinin nedenlerini sorgulamalıdırlar.

FETÖ KURBANLARI Türkiye halkı, FETÖ’den büyük zarar gördü.

Bu gerçeği bugün kimse inkâr edemiyor.

Ancak FETÖ’den asıl zarar görenler, FETÖ’nün pençesine düşmüş olanlardır.

O pençenin altında milletlerine, vatanlarına, devletlerine, insanlığa karşı ağır suçlar işlediler.

Burada suç derken yalnız Ceza Hukukundaki suçu kastetmiyoruz, ihanete kadar varan bütün sadakatsizliklere dikkat çekiyoruz.

Yargılanan veya yargılanmayan, cezalandırılan ya da cezadan kurtulmuş olan bütün FETÖ mensupları, aslında FETÖ’nün kurbanlarıdır.

Öncelikle onların kendi durumlarını kavramaları gerekir.

FETÖ’YE KARŞI MÜCADELEDE YENİ AŞAMA FETÖ mensupları, kaybettiğimiz insanlarımızdır.

Kaybettiğimiz nitelemesinin altını çiziyoruz.

Daha ilk bakışta, burada sormluluğun kaybolanlara değil, kaybedenlere yüklendiği görülür.

FETÖ mensuplarının sorumluluğunu devlet ve toplum olarak yeterince değerlendirdik.

Özellikle Vatan Partisi, onların küresel bağlarını, ideolojik bağımlılıklarını, içine düştükleri örgütlenmeyi, yeterince işledi.

Türk Silahlı Kuvvetleri, onların darbesini bastırdı.

Polis, onları yakaladı.

Mahkemeler, onları yargıladı.

Devlet, onları kamu örgütlenmesinden temizledi.

Toplum onların hangi uğursuz planlara alet olduklarını anladı.

FETÖ mensuplarının sorumlulukları artık herkesçe biliniyor.

Biz şimdi başka bir sorumluluğu gündeme getiriyoruz.

FETÖ’yü örgütleyen devletin, onlara kanat gerenlerin, onları bağrında yaşatan toplumun sorumluluğu!

Kısacası, onları kaydedenlerin sorumluluğu!

Amacımız, yakasına yapışılacak sorumlular aramak değil.

Amacımız, kaybettiğimiz insan kaynaklarımızı yeniden bizden yapmaktır.

FETÖ MENSUPLARINI YENİDEN BİZE KAZANMAK Görev, en başta devlete düşüyor.

Çünkü FETÖ mensuplarını yeniden bize kazanmak, büyük bir iştir.

Kuşkusuz toplum da görevlidir.

FETÖ mensupları, FETÖ mensubu olarak doğmadılar.

Sonradan FETÖ mensubu oldular.

FETÖ mensuplarını FETÖ mensubu yapan, FETÖ örgütlenmesidir, cemaatçiliktir ve NATO’ya bağlanan devletin kendisidir.

Bakınız FETÖ’nün örgütlenmesinde yakın tarihimizin en sorumlu devlet yöneticileri, Turgut Özal’dır, Tansu Çiller’dir, Tayyip Erdoğan’dır.

Atatürk devrinde veya Türk Devrimi’nin Milliyetçi-Halkçı-Devrimci yönetimi altında, FETÖ yüz binlerce insanımızı zehirleyebilir miydi?

Atatürk, Türk Devrimi’nin demokrasi programını çok güzel özetlemişti: “Türkiye, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar [cemaat ve tarikat mensupları] ülkesi olamaz.” Türk Deviminin Devletinin bir görevi vardı: Kendi vatandaşının cemaat mensubu yapılmasına fırsat vermemek, vatansever, halkına bağlı, başıdik, özgür vatandaş yetiştirmek.

Türk Devleti, Turgut Özalların, Tansu Çillerlerin ve Tayyip Erdoğanların devrinde cemaat ve tarikat mensubu yetiştirdi.

FETÖ de o cemaatlerden biriydi.

Şimdi FETÖ mensuplarını Ortaçağ mensubiyetlerinden kurtarmanın zamanıdır.

Vatan Partisi, Ordu, Polis, Yargı görevini yaptı ve yapıyor: FETÖ Darbesi bastırıldı, suçlular yakalandı, yargılandı ve cezalandırılıyor.

Asıl büyük görev önümüzdedir: FETÖ mensuplarını milletimize, vatanımıza, Cumhuriyetimize, Türk Devrimi’ne kazanmak, özetle bize kazanmak!

TÜRK DEVRİMİNİN MİLLİYETÇİ-HALKÇI-DEVRİMCİ İDEOLOJİSİNE KAZANMAK Bu görevin bağımsızlık siyaseti vardır, NATO’dan kurtulmak vardır, ekonomisi vardır.

Biz özellikle FETÖ kurbanlarının kültürel-ideolojik düzlemde kazanılmasını Türkiye’nin gündemine getiriyoruz.

Onlar, Türk Devrimi’nin Milliyetçi-Halkçı-Devrimci ideolojisinden koparıldıkları için FETÖ mensubu oldular.

Şimdi devletin görevi, onları yeniden Türk Devrimi’nin Milliyetçi-Halkçı-Devrimci kültürüne ve ideolojisine kazanmaktır.

Tayyip Erdoğan yönetimi bu tarihî görevi yapabilir mi?

Veya şöyle soralım: Ukrayna’yı NATO’ya alalım diyenler, ekonomiyi perişan edenler, zam üzerine zam yapanlar, Cumhuriyetimizin Millî Eğitim sistemini darmadağın edenler, FETÖ mensuplarını bize nasıl kazanacak?

Umutsuzluğa yer yok!

Türkiye, çıkmazlarda çırpınmaya mahkûm edilemez.

Vatan Partisi var, Türk Devrimi’nin büyük birikimi var.

Türk milleti var.

FETÖ kurbanlarının bize kazanılmasını Türkiye’nin gündemine getiriyoruz ve biz Vatan Partisi olarak bu görevi de başarırız.

Bunun için milletimizden hükümet görevi talep ediyoruz.

Üreticilerin Millî Hükümeti, kaçınılmazdır. 

İlgili Sitenin Haberleri