Haber Detayı

ABD’nin Çin’e ‘nükleer’ dayatması
Dünya aydinlik.com.tr
09/02/2026 00:00 (3 saat önce)

ABD’nin Çin’e ‘nükleer’ dayatması

Yeni START’ın bitmesiyle ABD ile Rusya arasındaki nükleer çerçeve artık denetimsiz. Washington bu boşluğu, cephaneliği çok daha sınırlı olan Çin’i de masaya zorlayarak doldurma arayışında. ABD’nin kurmak istediği yeni nükleer denge, silahsızlanma vaadinden çok yeni bir güç mücadelesinin habercisi

Rusya ile ABD arasında oluşan nükleer belirsizlik, çözüme kavuşmaktan uzak görünüyor.

Washington’ın Çin’i de kapsayan yeni bir mutabakat istediğini açıkça dile getirmesi, nükleer dengenin geleceğine dair soru işaretlerini azaltmak yerine büyütüyor.

Zira Pekin, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha sınırlı bir nükleer cephaneliğe sahip.

Bu nedenle Çin yönetimi, kendisini bu iki güçle aynı çerçevede bir sınırlandırma rejimine oturtmadan önce, Washington’ın stratejik silahlarını kayda değer ölçüde azaltması gerektiğini vurguluyor.

Tartışmanın merkezinde, silahsızlanmadan çok mevcut güç dengesinin hangi kurallar altında korunacağı sorusu duruyor. 1960’LARDA BAŞLAYAN SÜRECİN SONU 5 Şubat’ta Rusya ile ABD arasında stratejik nükleer silahları kısıtlayan son büyük anlaşma olan Yeni START sona erdi.

Mutabakat, iki tarafı nükleer başlık sayısını bin 550 ile sınırlamakla yükümlü kılıyordu.

Böylece 1960’larda başlayan ve 1972’den bu yana kesintisiz biçimde sürdürülen stratejik silahlara ilişkin denge mimarisinde bağlayıcı çerçeve ortadan kalkmış oldu.

Bu, teknik bir anlaşmanın bitişinden öte, büyük güçler arasındaki nükleer düzenin fiilen askıya alınması demek.

TRUMP İÇ SİYASETE DE OYNUYOR Bu belirsizlik ortamında Axios, geçen hafta Rus ve Amerikan heyetlerinin Ukrayna müzakereleri kapsamında Abu Dabi’de yaptığı görüşmelerde Yeni START’ın “güncellenmesi” konusunda prensipte uzlaşıya vardığını öne sürdü.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump, 6 Şubat’ta 2010 yılında Barack Obama ile dönemin Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev arasında imzalanan anlaşmayı “kötü müzakere edilmiş” diye yaftaladı.

Bu sözler doğrudan siyasi hasmı olan Obama’yı hedef alıyordu.

Bu çıkış, Trump’ın nükleer denetim dosyasını siyasi hasmı Obama’ya karşı yürüttüğü iç hesaplaşmanın parçası haline getirdiğini gösterdi.

İHLAL İDDİALARI VE YENİ MİMARİ Trump, Yeni START’ın Rusya tarafından “ağır biçimde ihlal edildiğini” öne sürerek Moskova’yı da suçladı ancak bu iddiayı destekleyen herhangi bir somut bulgu ortaya koymadı.

ABD Başkanı’na göre yeni bir mutabakat olacaksa bu yalnızca geçici bir uzatma değil, “uzun yıllar yürürlükte olacak yeni ve modernize edilmiş bir anlaşma” olmalı.

Bu yaklaşım, Washington’ın mevcut çerçeveyi sürdürmekten ziyade yeni bir nükleer mimari kurma arayışında olduğunu gösteriyor.

ÇİN’İ MASAYA ÇEKMEK: ÜÇLÜ DENGE Trump’ın “yeni anlaşma” talebinin arka planına dair en açık işaret ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan geldi.

Rubio, Substack’te yayımladığı makalede Soğuk Savaş’tan kalma ikili denetim modellerinin artık “modasının geçtiğini” savundu.

Bakan’a göre yeni dönemin gerçekliği, ABD’nin aynı anda iki nükleer güçle karşı karşıya olduğunu hesaba katmasını zorunlu kılıyor.

Bu yaklaşım, Washington’ın nükleer istikrarı Pekin’i de masaya çekerek yeniden tanımlamak istediğini gösteriyor.

PEKİN’E YÖNELİK İDDİALAR Rubio’nun makalesinde, Çin’in nükleer cephaneliğini “hızla ve gizlice” büyüttüğü iddiası yer alıyor.

Buna göre Pekin’in 2020’de yaklaşık iki yüz olan savaş başlığı sayısı bugün altı yüzün üzerine çıkmış durumda ve 2030’a kadar bu rakamın en az bine ulaşması hedefleniyor.

Bu iddialar Washington açısından yeni değil.

Pentagon’un 2021 tarihli raporu da benzer iddiaları gündeme getirmiş, Aralık 2025’te yayımlanan bir başka raporda ise Çin’in yer altındaki üç ayrı siloda yüzden fazla kıtalararası balistik füze konuşlandırmış olabileceği ileri sürülmüştü.

ÇİN’İN İTİRAZI: STOKUMUZ MUKAYESE EDİLEMEZ ABD Dışişleri Bakanı’nın suçlama ve çağrılarına Pekin’den bu turda henüz doğrudan bir yanıt gelmedi.

Ancak konu Trump’ın ikinci döneminin başından bu yana gündemde olduğu için Çin yönetiminin pozisyonu biliniyor.

Pekin’in bu meselede öne çıkan vurgularını şu başlıklarla özetleyebiliriz: - ABD’nin Çin’i stratejik silahları sınırlandırma görüşmelerine katılmaya zorlaması adaletsiz ve mantıksız. - Çin’in nükleer cephaneliği, ABD ve Rusya’nınkilerle niceliksel olarak karşılaştırılamayacak düzeyde sınırlı. - Gerçek bir müzakere sürecinden önce Washington kendi nükleer stoklarını kayda değer ölçüde azaltmalı.

Pekin, aralık ayı sonunda Pentagon raporunda yer alan “hızlı nükleer büyüme” iddialarına verdiği yanıtta, bu tür değerlendirmelerin ABD’nin kendi nükleer gücünü modernize etme çabalarına meşruiyet üretme amacı taşıdığını belirtti.

Çin yönetimi, Washington’ın suçlamalarını “küresel stratejik istikrarı baltalayan alışıldık bir taktik” olarak nitelendirdi ve uluslararası toplumun bu söylemin arkasındaki siyasi motivasyonların farkında olması gerektiğini ifade etti.

ÜÇ BÜYÜKLERİN MEVCUT STOKLARI Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2025 verileri, Pekin’in neden kendisini ABD ve Rusya ile aynı çerçevede bir sınırlandırma rejimine dahil etmek istemediğini rakamlarla ortaya koyuyor.

ABD ile Rusya, dünyadaki toplam nükleer silah stokunun yaklaşık yüzde 90’ını elinde tutuyor.

Toplam envanter büyüklüğünde Rusya önde görünse de konuşlu yani fiilen saldırıya hazır başlık sayısında ABD ilk sırada yer alıyor.

SIPRI’ye göre nükleer başlık sayıları şöyle: - ABD: 5 bin 177 toplam / 1770 konuşlu - Rusya: 5 bin 459 toplam / 1718 konuşlu - Çin: 600 toplam / 20 konuşlu Moskova’nın mesajları Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen eylül ayında Yeni START’ın bir yıl daha uzatılmasını önermişti ancak Kremlin, ABD’den bir yanıt alınamadığını defalarca dile getirdi.

Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 5 ve 6 Şubat’ta yaptığı açıklamalarda şu dört önemli vurguyu yaptı: - Mutabakatın sona ermesiyle dünyada denetimsiz bir boşluk oluştu. - Rusya her türlü senaryoya hazır ancak diyaloğu tercih ederiz. - Moskova anlaşma bitmeden önce bir yıllık geçici uzatma teklif etti, mevcut belirsizliğin sorumlusu biz değiliz. - Çin’in müzakerelere katılıp katılmama kararı tamamen Pekin’e aittir.

Rusya, Çin’in seçimine saygı duyacaktır.

Medvedev’den kritik uyarı Anlaşmanın uzatılması için en çok çağrıyı yapan ise Yeni START’ın imzacısı Dmitriy Medvedev’di.

Mutabakatın çökmesini tehlikeli bir dönüm noktası olarak niteleneyen Rus yetkilinin en kritik uyarısı, küresel istikrarsızlık nedeniyle daha fazla ülkenin nükleer silaha yönelebileceği öngörüsüydü.

Medvedev’e göre önlem alınmadığı takdirde ülkeler, stratejik silahları egemenliğin tek kanıtlanmış garantörü olarak görecek. 

İlgili Sitenin Haberleri