Haber Detayı

Boğaziçi Üniversitesi’nde kulüp odaları boşaltılıyor... Prof. Dr. Eder: 'Akademisyensiz üniversite yaratma projesiyle karşı karşıyayız'
Türkiye cumhuriyet.com.tr
06/02/2026 14:41 (3 saat önce)

Boğaziçi Üniversitesi’nde kulüp odaları boşaltılıyor... Prof. Dr. Eder: 'Akademisyensiz üniversite yaratma projesiyle karşı karşıyayız'

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, öğrencileri ve mezunları, Güney Kampüs’teki öğrenci kulüplerinin odalarının boşaltılması karşı okul önünde açıklama yaptı. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü hocası Prof. Dr. Mine Eder, “Şu anda bu siyasi işgalin bir boyutu da mekanları işgal etmek üzerinden ilerliyor. Kütüphanesiz, öğrencisiz, akademisyensiz bir üniversite yaratma gibi bir projeyle karşı karşıyayız” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi’nde Müzik Kulübü, Sualtı Sporları Kulübü, Güzel Sanatlar Kulübü ile Spor Kurulu’nun Hamlin Hall binasından boşaltılmasına karşı açıklama yapıldı.

Üniversitenin Güney Kampüs giriş binası önündeki eylemde, “Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz” sloganı atılarak “Boğaziçi 5 yıldır direniyor” yazılı pankart açıldı.

Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED) Başkanı Serra Ulusoy, amacın Güney Kampüs’ü tamamen kampüs hayatından uzaklaştırmak olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi: “Türkiye’nin bir incisidir Boğaziçi.

Siz Boğaziçi değerini değersizleştirdiğiniz zaman, oradaki eğitimin kalitesini düşürdüğünüz zaman, öğrencilerimizin öğrenme kapasitelerini indirdiğimizde ne kazanmış olursunuz?

Bütün bunların cevabı yok.

Amaç Güney Kampüs’ü öğrencisizleştirmek.

Hamlin Hall 160 yıldır burası.

Onun altında kulüp odalarımız var.

Niye orayı boşaltıyorsunuz?

Efendim ‘Fakülte yapacağız, derslik yapacağız’.

Orası 160 yıldır bir geleneğe sahip.

Niye bu gelenek göz ardı ediliyor?

Geleneklerimizden niye uzaklaşıyoruz?

Yerli ve milli değerlerden konuşuyoruz.

Hamlin Hall yerli ve milli değer.

Siz orayı bir öğrencinin dersliği yaptığınız zaman bir şeyler değişmiyor.

Biz bugün burada birtakım elitler olarak değiliz.

Biz halkın çocukları olarak buradayız.

Halkın çocuklarının korunması için buradayız.

O değerlere sahip çıkılması ve halkın çocuklarının Türkiye’nin değerlerini yükseltmek, varlığını ileriye götürmek için olması için buradayız.

Yapılan bütün bu hareketler maalesef bunlara karşı çıkmaktadır.

Çok üzgünüz ama mezunlar olarak sesimizi çıkarmaya devam edeceğiz.

Çünkü biz mezunlar bu okulun sahipleriyiz, sahibi olmaya da devam edeceğiz.” “BİZDEN ÇALINANI TESLİM ETMEYE RAZI DEĞİLİZ” Öğrencilerden Gilda Silifkeli de Boğaziçi direnişine vurgu yaparak “Bize yiyebileceğimiz bir kap yemek, barınabileceğimiz bir yurt, sıcak alanlarda bulunabilmemiz için bize açılan bir alan olmadan bu kampüse geldiğimizde, bize sadece ‘Buradan gidin’ denildiğinin farkındayız ancak bizim olanı, bizden çalınanı teslim etmeye razı değiliz.

Biz bunun için direnişimizi sürdürmeye devam edeceğiz ve ısrarlıyız.

Aşağıda 100-150 kişilik bir öğrenci kitlesi hâlâ nöbetine devam ediyor.

Biz kulüplerimizi teslim etmeyeceğiz.

Biz bu okulda varoluşumuzun kısıtlanmasına karşıyız.

Direnişimizi sürdürmeye sonuna kadar devam ediyoruz” diye konuştu. “NE ÖĞRENCİLERİNİ NE AKADEMİSYENLERİ NE MEZUNLARINI DİNLİYORLAR” Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü hocası Prof.

Dr.

Mine Eder, üniversitenin 5 yıldır burada siyasi işgal altında olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda bu siyasi işgalin bir boyutu da mekanları işgal etmek üzerinden ilerliyor.

Önce Hamlin Hall, şimdi bütün kulüpler, yurtlar, öğrencisizleştirilen ve akademisyensizleştirilen bir üniversiteyle karşı karşıyayız.

Zaten kütüphanemiz gitti.

Yerine çimenlik bir alan var, kimsenin gitmediği.

Kütüphanesiz, öğrencisiz, akademisyensiz bir üniversite yaratma gibi bir projeyle karşı karşıyayız.

Böyle bir saçmalığın olmayacağını hepimiz biliyoruz.

Bir üniversite için olmazsa olmazdır o kampüsün 24 saat yaşaması.

O öğrencilerin sınıftan çıktıktan sonra başka faaliyetlerle sosyalleşmesi, kendilerini bulması, arayışlarını yapması, o 4 yıl çok değerlidir o anlamıyla.

Yalnızca sınıfta olan bir şey değildir eğitim.

Bunu 5 yıldır söylüyoruz.

Maalesef ne öğrencilerini ne akademisyenleri ne mezunlarını dinliyorlar.

Öğrencilerine rağmen, akademisyenlerine rağmen, mezunlarına rağmen iktidarda kalmaya çalışan ve bu üniversiteyi yönettiğini zanneden bir ekiple karşı karşıyayız.

Yazıklar olsun diyorum.

Vazgeçmiyoruz.

Direniyoruz sonuna kadar.

Hiçbir zaman da kabul etmeyeceğiz.” “BU DİRENİŞİ SÜRDÜRECEĞİZ” Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan CHP Parti Meclisi üyesi Baran Seyhan da şunları dile getirdi: “Bundan 30 sene önce bir öğrenci olarak bu kapıdan girdiğimde 30 sene sonra böyle bir amaçla burada bulunacağımı asla hayal edemezdim ama hepimizin bildiği gibi ülkemiz toplumsal hayatta, eğitim hayatında tıpkı siyasi hayatta olduğu gibi korkunç bir baskı altında bugünlerde.

Tüm bu baskılara rağmen ülkenin dört bir yanında onurlu direnişler sergileniyor.

Bugün o onurlu direnişlerden birisi olan Boğaziçi Üniversitesi önündeyiz.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri yalnızca buradan diploma alarak ayrılmazlar, Boğaziçi Üniversitesi’nin vazgeçilmezi olan kulüplerinden de eğitim alarak mezun olurlar ve bu sebepten dolayıdır ki kendi toplumlarına, ülkelerine, insanlığa faydalı birer birey olarak çıkarlar buradan.

Liyakat sahibi, kendi alanlarında, dünya çapında mezunlar bu şekilde verilmiştir.

Bunun önüne geçmek için yapılan saldırıları elbette kabul etmiyoruz.

Bu direnişi, bu vazgeçmeme hâlini sürdüreceğiz.

Buradan şu seslendirmeyi de yapmakta fayda görüyorum.

Asla ve asla bu baskılara boyun eğmeyeceğiz.

Türkiye’de bu karanlık duvarı yırtıp geçeceğiz.

Birleşe birleşe kazanacağız.”

İlgili Sitenin Haberleri