Haber Detayı

Mahfi Eğilmez'den korkutan enflasyon analizi: 'Yüzde 5 hedefi gerçekçi değil'
Ekonomi cumhuriyet.com.tr
06/02/2026 17:00 (1 saat önce)

Mahfi Eğilmez'den korkutan enflasyon analizi: 'Yüzde 5 hedefi gerçekçi değil'

İktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye’de enflasyonun kalıcı olmasının teknik nedenlerden değil siyasal tercihlerden kaynaklandığını belirtti. Enflasyonla büyümenin uzun süredir tercih edilen bir yöntem olduğunu vurgulayan Eğilmez, mevcut ekonomik yaklaşım değişmedikçe hedeflerin gerçekçi olmadığını ifade etti.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, Kendime Yazılar adlı blogunda yayımlanan “ Enflasyon niçin fazla düşmez? ” başlıklı yazısında, Türkiye’de enflasyonun kalıcı olmasının bilinçli bir siyasal tercihin sonucu olduğunu dile getirdi.

Eğilmez, enflasyonla büyümenin kolay ve tercih edilen bir yöntem olarak görüldüğünü anlattı.

Eğilmez, siyaset açısından enflasyonun kamuoyuna açıklanabildiğini ancak büyümeden vazgeçilmesiyle ortaya çıkacak işsizliğin anlatılmasının zor olduğunu belirtti.

Bu nedenle düşük enflasyon hedeflerinin, mevcut siyasal ve ekonomik tercihler değişmeden gerçekçi olmadığını vurguladı.

ENFLASYON VE BÜYÜME NASIL TANIMLANIYOR Eğilmez, yazısında enflasyonun ve büyümenin temel tanımlarına da yer verdi: Türkiye’de enflasyonun kalıcı olmasının nedeni teknik bir yetersizlik değil; büyümeden ve onun yarattığı sanal refahtan vazgeçemeyen bilinçli bir siyasal tercihtir.

Enflasyon, bir aydan diğerine fiyatlar genel düzeyindeki artış eğilimidir.

En çok kullanılan endeks tüketici fiyatlarına dayalı TÜFE’dir.

Bu endeksin ortaya koyduğu enflasyona manşet enflasyon deniyor.

Büyüme; bir ekonominin bir çeyrekten sonrakine reel olarak (enflasyondan arındırılmış fiyatlarla) ne kadar büyüdüğünü ortaya koyan bir göstergedir.

ENFLASYONLA BESLENEN BÜYÜME MODELİ Eğilmez’e göre Türkiye, uzun yıllardır enflasyon ve tüketim artışıyla büyüyen bir ekonomik modeli bilinçli olarak uyguluyor: Türkiye, yaklaşık yarım yüzyıldır, dönemsel sapmalar dışında, enflasyonla ve onun beslediği tüketim artışıyla büyüyen bir ekonomik modeli bilinçli olarak uyguluyor.

Bunun belki en uzun süreli istisnası 2008 – 2016 arası dönemdir.

Aşağıdaki grafik enflasyonla büyüme ilişkisini ortaya koyuyor (grafik; TÜİK’in enflasyon ve büyüme verileri kullanılarak tarafımızdan hazırlandı.

Veriler arasında uyum sağlayabilmek için TÜİK’in aylık TÜFE endeks değişimlerinin üçer aylık ortalamaları alındı): FAİZ POLİTİKASI VE ENFLASYON ETKİSİ Eğilmez, pandemi sonrasında uygulanan politikaların enflasyon üzerindeki etkisine de dikkat çekti: Grafiğe göre ekonomi, 2020 yılında pandemideki çöküşe bir yıl sonrasında sert bir çıkışla yanıt vermiş.

Ne var ki aynı dönemde, kredi genişlemesi ve tüketim artışıyla enflasyon artışının da tohumları ekilmiş. 2021 yılsonunda yükselen enflasyona karşın başlayan faiz indirimleri enflasyonu rekor düzeylere çıkarırken büyüme de potansiyel büyüme ( yüzde 5 ) ortalaması dolayında kalmaya devam etmiş.

Kırıklı trend çizgilerinin, büyümenin ivme kaybetmesine karşın potansiyel seviyesinde kaldığını, buna karşılık enflasyonun artış eğilimini sürdürdüğünü gösterdiği ifade edildi. “YÜZDE 5 HEDEFİ GERÇEKÇİ DEĞİL” Eğilmez, düşük enflasyon hedeflerinin teknik olarak mümkün olsa da siyasal açıdan tercih edilmediğini belirtti: Türkiye’de enflasyonu belirli bir oranın altına düşürmek teknisyenlerin ne kadar arzuladığı bir hedef olsa da siyasetçinin pek işine gelmez.

Çünkü verimliliği artırmak, teknolojiyi yükseltmek ya da dünya çapında markalar yaratmak zor ve zahmetli yollardır.

Türk siyasetçisi, enflasyonu halka bir şekilde anlatabilse de ekonomik küçülmenin yarattığı işsizlik artışını anlatabilmesinin çok zor olduğunun bilincindedir.

Öte yandan yüksek enflasyon, GSYH’yi ve dolayısıyla kişi başına geliri, gerçekte olması gerekenden daha yüksek göstermek suretiyle siyasetçiye övünme olanağı da yaratır.

Sonuç olarak, Türkiye’de enflasyonun yüzde 5 ’lere düşmesini ve bu düzeyde kalıcı olmasını beklemek, mevcut siyasal-ekonomik tercih seti değişmediği sürece gerçekçi değildir.

İlgili Sitenin Haberleri