Haber Detayı

Fahiş fiyat enflasyonuyla mücadelede Çin örneği
Serhat latifoğlu aydinlik.com.tr
06/02/2026 00:24 (2 saat önce)

Fahiş fiyat enflasyonuyla mücadelede Çin örneği

Fahiş fiyat enflasyonuyla mücadelede Çin örneği

Pandemi sonrası dönemde Batı ekonomilerinde ve Türkiye’de yaşanan yüksek ve kalıcı enflasyonun, yalnızca arz şokları veya talep genişlemesiyle açıklanamayacağı ortaya çıkmıştır.

Artan ampirik kanıtlar, özellikle tekelleşmenin yoğunlaştığı sektörlerde firmaların kriz döneminde elde ettikleri fiyatlama gücünü kalıcı kâr artışına dönüştürdüklerini göstermektedir.

Batı ekonomilerinde ve Türkiye’de manşet enflasyon oranları gerilemesine rağmen ‘vatandaşın hissettiği enflasyon’ yüksek seyretmeye devam ediyor.

Bunun nedeni hane halkının tükettiği kalemlerle manşet enflasyon hesaplamasında kullanılan kalemlerin farklılığıdır.

Hane halkının tükettiği kalemlerde yoğun bir tekelleşme ve kuralsızlık olduğu için fahiş fiyat enflasyonunu hane halkı şiddetli olarak hissediyor.

Peki, Çin gibi dünya devi olan ve her yıl en yüksek oranda büyüyen bir ekonomide enflasyon oranı neden düşük?

ARZ ŞOKUNDAN KÂR ENFLASYONUNA Pandemi döneminde yaşanan tedarik zinciri bozulmaları, enerji ve emtia fiyat şokları başlangıçta enflasyonun ana açıklaması olarak sunulmuştur.

Ancak 2022 sonrasında: Girdi maliyetleri düşerken, Nihai ürün fiyatları yüksek seviyelerde kalmış, Şirket kâr marjları tarihsel ortalamaların belirgin biçimde üzerine çıkmıştır.

Özellikle tekelleşmenin yoğun olduğu sektörlerde (gıda, bebek ürünleri, enerji, lojistik, finansal hizmetler) fiyat–maliyet makası açılmış, enflasyonun önemli bir bileşeni kâr güdümlü enflasyon/fahiş fiyat enflasyonu (profit-led inflation) haline gelmiştir.

Bu durum bildiğimiz ve bugün Türkiye’de de uygulanan neoliberal/ana akım/ortodos enflasyonla mücadele araçlarını (faiz artışı gibi) yetersiz bırakıyor.

Çünkü sorun talep fazlasından değil, piyasa gücünün kötüye kullanımından kaynaklanıyor.

NEOLİBERAL POLİTİKA ARAÇLARININ SINIRLARI Batı ekonomileri bu yeni enflasyon tipine karşı parçalı ve gecikmeli tepkiler vermiştir: Bunlardan birisi ‘aşırı kâr vergileri’ getirilmesidir.

Aşırı kâr vergileri (özellikle enerji sektöründe) kamuoyu baskısıyla gündeme gelmiştir.

Ancak, tanım sorunları, lobi baskıları, geçicilik vurgusu, verginin etkinliğini sınırlamıştır.

Getirilen başka bir önlem ise fiyat kontrolleridir.

Tutarlı ve kararlı bir kontrol mekanizması oluşturulmadığı ve hukuki çerçeve sağlanmadığı için yetersiz kalmıştır.

Sadece hedefli ve geçici uygulamalar (örneğin enerji fiyat frenleri) sınırlı başarı sağlamıştır.

Batı’da antitröst mekanizmaları reaktif çalışmakta, zarar ortaya çıktıktan sonra devreye girmektedir.

Ayrıca süreçler uzun ve belirsizdir.

Bu da antitröst yasalarını etkisiz kılmaktadır.

Bu çerçevede Batı ülkeleri, fiyatlama gücünü veya kâr güdümlü enflasyonu önleyici biçimde sınırlayan bir yapıya sahip değildir.

ÇİN’DE DÜŞÜK ENFLASYONUN YAPISAL TEMELLERİ Çin örneği burada kritik bir örnek sunuyor.

Çin’de, yüksek büyüme dönemlerinde bile Batı ekonomilerine kıyasla daha düşük enflasyon yaşanmıştır.

Bu sonuç talep zayıflığıyla değil, doğrudan fiyat ve kâr regülasyonu mimarisiyle ilişkilidir.

Çin’de devreye giren 1997 tarihli Fiyat Kanunu, şirketlerin: Aşırı kâr elde etmesini, Spekülatif fiyat artışlarını, Krizleri fırsata çevirmesini yasaklamaktadır. “Aşırı fiyat” ve “hukuka aykırı kâr” kavramları hukuki olarak tanımlıdır; bu, Batı’daki muğlak “makul piyasa fiyatı” anlayışından radikal biçimde ayrılır.

Yerel ve merkezi idareler: belirli sektörlerde makul kâr marjı aralıkları tanımlar, Bu eşiklerin aşılması halinde: Kâr iadesi, Gelire el koyma, Çok katlı para cezaları uygular.

Bu sistem Batı’dan farklı olarak aylara hatta yıllara yayılan bir süreçte değil sorunun yaşandığı anda müdahale edilerek uygulanır.

Çin yalnızca fahiş fiyatı değil; Rekabeti yok etmek için maliyet altı satışları, Algoritmik fiyat manipülasyonunu, Platform bazlı fiyat baskılarını da yasaklamaktadır.

Bu yönüyle sistem, hem enflasyonist, hem deflasyonist bozulmaları hedef alır.

ÇİN MODELİNİN ENFLASYON ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Bu regülasyon mimarisi üç temel sonuç üretmektedir: - Şirketler kriz dönemlerinde keyfi fiyatlama yapamayacaklarını bilir. - Enflasyon, maliyet artışlarıyla sınırlı kalır. - Merkez bankası, faiz silahını aşırı kullanmak zorunda kalmaz.

Dolayısıyla Çin’in düşük enflasyonu bir “talep yetersizliği” değil, kurumsal tasarım başarısıdır.

TÜRKİYE İÇİN EKONOMİ POLİTİKA DERSLERİ Çin modeli birebir kopyalanamaz; ancak aşağıdaki ilkeler uyarlanabilir: - Aşırı Fiyatlamanın Hukuki Tanımı “Fahiş fiyat” soyut değil, maliyet–fiyat oranlarıyla tanımlanmalıdır. - Temel Sektörlerde Kâr Marjı Şeffaflığı Gıda, enerji, sağlık, konut gibi alanlarda marj raporlaması zorunlu olmalıdır. - Önceden Müdahale Yetkisi; Regülatörler kriz beklemeden müdahale edebilmelidir. - Algoritmik ve Platform Fiyatlamasının Denetimi; Dinamik fiyatlama sistemleri şeffaflaştırılmalıdır. - Para Politikası ile Enflasyonla Mücadele Politikasının Sonlandırılması; Enflasyonla mücadele yalnızca merkez bankalarına bırakılmamalıdır.

OLİGOPOLLER KONTROL ALTINA ALINMALI Batı’daki ve Türkiye’deki enflasyon sorunu neoliberal/ana akım/ortodoks çerçevede ifade edilen bir makroekonomik problem değil; kurumsal güç ve fiyatlama disiplini problemidir.

Çin’in uzun vadeli düşük enflasyonu, piyasanın tamamen serbest bırakılmasının değil; kurallarla çerçevelenmiş bir fiyat düzeninin ürünüdür.

Bu gerçek, enflasyon tartışmasını “faiz–talep” ekseninden çıkarıp, piyasa gücü–kâr regülasyonu eksenine taşımayı zorunlu kılmaktadır.

Türkiye’nin neoliberal politikalara bir an önce son verip enflasyon sorunun gerçek kökenine eğilmesi ve oligopollerin ekonomiye istediği gibi yön vermesinin önüne geçilmesi gerekmektedir.

İlgili Sitenin Haberleri