Haber Detayı

Heidi’den Epstein mağdurlarına Batı’nın karanlık yüzü
Kültür sanat aydinlik.com.tr
05/02/2026 22:00 (2 saat önce)

Heidi’den Epstein mağdurlarına Batı’nın karanlık yüzü

Epsteın’in çocuk istismarı ve şantaj ağının ifşa olması, devlet başkanlarından prenslere uzanan çürümüşlüğü ortaya çıkardı. Dağların kızı Heidi’den Peter Pan’a pek çok roman ve masalda çocuk istismarının tarihsel kökleri görülüyor.

Jeffrey Epstein’in kurduğu fuhuş ve şantaj ağının ifşa olması, devlet başkanlarından prenslere uzanan ilişkiler yumağını ortaya çıkardı.

Lüks malikanelerde ve Epstein adasında yaşananlar Batı’nın çürümüş kültürünü ve ne denli insanlık düşmanı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Mehmet Âkif’in “tek dişi kalmış canavar” olarak nitelendirdiği Batı medeniyetinin çocuklara ve aslında insana yönelik düşmanlığı yeni değil.

Avrupa’nın yakın tarihine bakıldığında ve özellikle de edebi metinler incelendiğinde, geçmişte de çocukların istismar edildiği anlaşılıyor.

Üstelik Batı, bunu bir masalsı anlatımla meşrulaştırıyor.

HEIDI GERÇEKTE KÖLEYDİ Johanna Spyri’nin dünyaca ünlü eseri Heidi, İsviçre’de 1970’li yıllara kadar devam eden “Verdingkinder” (Sözleşmeli Çocuklar) gerçeğinin gölgesinde yazıldı.

İsviçre devleti ve kilisesi, yoksul veya parçalanmış ailelerin çocuklarını toplayarak çiftliklere kiraladı.

Bu çocuklar, ağır iş koşulları altında çalıştırıldı, ahırlarda yatırıldı ve istismara uğradı.

Çizgi film ve romanlarda Heidi’nin sürekli çıplak ayakla dolaşması, bir doğa romantizminden öte, dönemin sınıfsal gerçekliğine işaret ediyor.

O yıllarda Verdingkinder olarak adlandırılan çocukların ayakkabı giymesi yasaktı ve bu durum onların toplum içindeki statüsünü belirliyordu.

Heidi’nin önce dedesinin yanına, ardından Frankfurt’taki zengin bir ailenin yanına “refakatçi” olarak gönderilmesi, dönemin yasal çocuk transferi sisteminin bir örneğini oluşturuyor.

Tarihçiler, bugün Epstein davasında görülen uluslararası çocuk trafiğinin, o dönem İsviçre’de yasal bir çerçeveye oturtulduğuna vurgu yapıyor.

BATI’NIN ‘KURT’LARI VE KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ Batı edebiyatının temel taşlarından sayılan masallar da dönemin istismar ilişkilerine dair önemli veriler sunuyor.

Charles Perrault’nun 1697 yılında kaleme aldığı “Kırmızı Başlıklı Kız” masalı, içerdiği metaforlarla dönemin suç profilini aslında ispat ediyor.

Perrault, masalın orijinal metninin sonuna eklediği notta, “kurt” figürüyle ormandaki hayvanları değil, “kibar ve tatlı dilli” erkekleri kastettiğini kendi kaleminden aktarıyor.

Yazarın “Kurtların en tehlikelisi, genç kızları evlerine kadar takip eden nazik olanlardır” ifadesi, Batı aristokrasisi içindeki istismar vakalarına doğrudan bir gönderme niteliği taşıyor.

Edebiyat eleştirmenleri, masalda kurbana verilen “yoldan çıkma” öğüdünün, suçun sorumluluğunu çocuğa yükleyen bir hukuk anlayışının ürünü olduğunu belirtiyor.

Bugün Epstein davasında adı geçen “saygın” profiller, Perrault’nun yüzyıllar önce tarif ettiği “kibar kurt” tanımıyla birebir örtüşüyor.

PETER PAN KAHRAMAN MI İNFAZCI MI İstismarın “eğlence” ve “özgürlük” adı altında sunulması ise J.M.

Barrie’nin Peter Pan eserinde somutlaşıyor.

Popüler kültürde bir çocuk kahramanı olarak yer alan Peter Pan, orijinal metinlerde manipülatif ve şiddet eğilimli bir karakter olarak çiziliyor.

Yazar Barrie’nin notlarında “iblis çocuk” olarak tanımladığı karakter, çocukları ailelerinden kopararak Neverland adasına götürüyor.

Kitabın orijinal baskısında yer alan ifadeler, Disney uyarlamalarından çok daha karanlık bir tablo çiziyor.

Metinde, Peter Pan’ın adada büyümeye başlayan çocukları “seyrelttiği”, yani öldürdüğü veya sistem dışına ittiği bilgisi yer alıyor.

Wendy karakterinin ise Peter’a aşık bir partner olarak değil, çocukların bakımını üstlenmesi ve söküklerini dikmesi için kaçırılan bir “anne figürü” olarak kurgulandığı görülüyor.

Neverland’in dış dünyadan yalıtılmış, kuralların işlemediği yapısı, Epstein’in adasındaki “dokunulmazlık” zırhını andırıyor.

ÇÜRÜMENİN NEOLİBERAL HALİ: EPSTEIN Epstein davasıyla ortaya dökülen veriler, Batı kültüründeki çocuk istismarının tarihsel kökleriyle birlikte okunduğunda bir bütünlük kazanıyor.

İsviçre’deki Verdingkinder uygulamasından masallardaki üstü kapalı itiraflara kadar uzanan süreç, sorunun sadece bugüne ait olmadığını gösteriyor.

İlgili Sitenin Haberleri