Haber Detayı

6 Şubat depremlerinin ekonomik bedeli 103 milyar dolar
Gündem dunya.com
05/02/2026 16:29 (3 saat önce)

6 Şubat depremlerinin ekonomik bedeli 103 milyar dolar

Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, 6 Şubat depremlerinin Türkiye ekonomisine yaklaşık 103 milyar dolarlık yük getirdiğini açıkladı. Sigorta sektörünün DASK ve şirketler aracılığıyla 5 milyar dolarlık tazminat ödediğini belirten Yaşar, en büyük riskin deprem değil sigortasızlık olduğuna dikkat çekti.

Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yaşar, depremlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki toplam etkisinin yaklaşık 103 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini, sigorta sektörü tarafından ise yaklaşık 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi yapıldığını açıkladı.“En büyük risk deprem değil, sigortasızlık”6 Şubat depremlerinin yalnızca şehirleri değil, üretimi, ekonomiyi ve toplumsal güven duygusunu da derinden sarstığını vurgulayan Yaşar, şu ifadeleri kullandı:"6 Şubat depremleri Türkiye'nin yakın tarihindeki en ağır afetlerden biri olarak yalnızca şehirleri değil, ekonomiyi, üretimi ve toplumsal güven duygusunu da derinden etkiledi.

Bu felaket, bize sadece yapı güvenliğinin değil, finansal dayanıklılığın da en az beton kadar hayati olduğunu gösterdi.

Çünkü afetler sonrasında hayatı yeniden başlatan şey yalnızca fiziki yeniden inşa değil; işletmelerin ayakta kalabilmesi, hane halkının kayıplarını telafi edebilmesi ve ekonomik düzenin kesintisiz sürdürülebilmesidir.

Bunu sağlayan temel mekanizma ise sigortadır."Sigorta sektöründen 5 milyar dolarlık ödemeDepremlerin yol açtığı ekonomik kaybın yaklaşık 103 milyar dolar olduğunu belirten Yaşar, DASK ve sigorta şirketleri aracılığıyla yaklaşık 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi yapıldığını kaydetti.

Bu tablonun iki temel gerçeği ortaya koyduğunu ifade eden Yaşar, şunları söyledi:"Depremlerin toplam ekonomik etkisi yaklaşık 103 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Sigorta sektörü olarak DASK ve şirketlerimizle birlikte yaklaşık 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi yaptık.

Bu tablo iki önemli gerçeği ortaya koyuyor: Birincisi; sigorta sistemi, afet sonrası en hızlı nakit akışını sağlayarak vatandaşın ve işletmelerin toparlanmasında kritik rol oynadı.

İkincisi ve daha önemlisi; ekonomik kaybın büyük kısmının hâlâ sigorta koruması dışında kalması, yani korunma açığı.

Açık söylemek gerekirse Türkiye'deki en büyük afet riski deprem değil, sigortasızlıktır."“Sigorta ekonomik sürekliliğin altyapısıdır”Depremlerle birlikte sigortanın gerçek işlevinin daha net görüldüğünü dile getiren Yaşar, sigortanın yalnızca hasar ödeyen bir sistem olmadığını belirtti.

Bu kapsamda şu değerlendirmede bulundu:"Sigorta; üretimin devamını sağlar, işletmelerin kapanmasını önler, istihdamı korur, kamunun üzerindeki mali yükü azaltır, toparlanma süresini kısaltır.

Yani sigorta, yalnızca hasar ödeyen bir sistem değil, ekonomik sürekliliğin altyapısıdır.

Bu nedenle sigortayı bir gider kalemi olarak değil, bir güvenlik mekanizması olarak görmek zorundayız."Sektör 6 şubat sonrası stres testinden geçtiYaşar, 6 Şubat depremlerinin ardından sigorta sektörünün güçlü reasürans yapıları, dijital hasar altyapıları ve kesintisiz operasyon kabiliyeti sayesinde önemli bir stres testini başarıyla geride bıraktığını söyledi.

Hasar tespitlerinin hızlı yapıldığını, ödemelerin gecikmeden gerçekleştirildiğini ve sürecin kamu bütçesine ek yük oluşturmadan yönetildiğini vurguladı.Sigortalılık oranı artıyor ancak yeterli değilSon dönemde sigortalılıkta artış eğilimi gözlemlendiğini belirten Yaşar, buna rağmen seviyenin hâlâ yeterli olmadığını ifade etti.

Afet kaynaklı kayıpların önemli bir kısmının hâlâ bireylerin tasarrufları, işletmelerin öz kaynakları veya kamu bütçesiyle karşılandığını dile getirdi.Yeni dönemde önleyici sigortacılık vurgusuSigortacılıkta yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir modelin artık yeterli olmadığını kaydeden Yaşar, riskleri önceden ölçen, azaltan ve doğru fiyatlayan bir yapıya geçilmesi gerektiğini söyledi.

Bu yaklaşımın hem bireyler hem de ülke ekonomisi açısından daha sürdürülebilir bir koruma sağlayacağını belirtti.“Dayanıklı şehirler finansal güvenceyle inşa edilir”Afet sonrası yeniden inşa sürecinin güvenle yönetilmesi gerektiğinin altını çizen Yaşar, bina tamamlama sigortası gibi mekanizmaların projelerin yarım kalma riskine karşı önemli bir güvence sunduğunu ifade etti.

Açıklamasını şu sözlerle tamamladı:"Depremler bize acı ama net bir ders verdi.

Dayanıklı şehirler yalnızca betonla değil, güçlü bir finansal koruma sistemiyle inşa edilir.

Hedefimiz, afet sonrası yaraları saran değil, afet olmadan önce toplumu koruyan bir Türkiye.

Sigorta sektörü olarak bu sorumluluğun bilinciyle çalışmaya devam edeceğiz."

İlgili Sitenin Haberleri