Haber Detayı

Derin denizde 24 yeni keşif
Sürdürülebilir dünya dunya.com
30/03/2026 00:00 (6 gün önce)

Derin denizde 24 yeni keşif

Pasifik Okyanusu’nun kalbinde, Meksika ile Hawai’i arasında uzanan 6 milyon kilometrekarelik ‘dev deniz havzasında’ keşfedilen 24 yeni tür, derin deniz madenciliği tartışmalarının odağındaki ekosistemin bilinmeyenlerini gün yüzüne çıkardı.

Başak Nur GÖKÇAMbasaknur.gokcam@dunya.comDünya ekonomisi, yeşil enerji dönüşümü için gereken kritik mine­ralleri ararken gözünü geze­genin en derin ve en az keş­fedilmiş noktalarına dikmiş durumda.

Ancak bu arayışın merkezinde yer alan, Avru­pa Birliği’nin toplam yüzöl­çümünden bile büyük olan 6 milyon kilometrekarelik dev deniz havzası (Clarion-Clip­perton Bölgesi), bize sadece hammadde değil, yaşamın henüz yazılmamış hikâyele­rini de sunuyor.Bu kapsamda yapılan son araştırmalardan elde edilen bilimsel veriler, bu karanlık derinliklerin sanıldığından çok daha karmaşık bir biyo­lojik ağa ev sahipliği yaptı­ğını kanıtladı.

Lodz Üniversi­tesi ve Ulusal Okyanus Bilimi Merkezi (NOC) araştırmacı­ları, okyanus tabanındaki bu sessiz devde 24 yeni am­fipod türü keşfederek evrim ağacına tamamen yeni dal­lar ekledi.Mavi ekonominin görünmez muhafızları Bu keşif, basit bir ‘yeni tür bulma’ olayının çok ötesin­de, küresel sürdürülebilir­lik stratejilerinin temeline oturan bir veri seti sunuyor.

Araştırmacılar, evrimsel sü­reçte tamamen yeni dalları temsil eden Mirabestiidae ailesini ve Mirabestioidea üst ailesini tanımladılar.

Bu canlılar, okyanusun binlerce metre altındaki enerji dön­güsünün gizli kahramanla­rı.

Çalışmaya ilişkin konu­şan projenin eş liderlerin­den Dr.

Tammy Horton, “Yeni bir süper aile bulmak inanıl­maz derecede heyecan ve­rici ve çok nadir gerçekleşen bir olay, bu yüzden bu hepi­mizin hatırlayacağı bir ke­şif olacak.

Bölgedeki türle­rin %90’ından fazlasının ha­la isimsiz olması göz önüne alındığında, tanımlanan her tür, bu büyüleyici ekosistemi daha iyi anlamamıza yönelik hayati bir adımdır” dedi.Horton’ın altını çizdiği bu ‘hayati adım’, aslında endüst­riyel faaliyetlerin başlama­sından önce ekosistemin ‘sı­fır noktasını’ belirlemek için kritik.

Eğer neyi koruduğu­muzu bilmezsek, sürdürüle­bilir bir yönetimden bahset­memiz imkansız hale gelir.‘Bin sebep’ ve bilimsel diplomasi çalışmasıAraştırma, Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi’nin (ISA) yü­rüttüğü Sürdürülebilir Deniz Yatağı Bilgi Girişimi (SSKI) ve 10 yılın sonuna kadar 1.000 yeni türü resmi olarak tanım­lamayı hedefleyen ‘Bin Sebep’ (One Thousand Reasons) pro­jesine doğrudan katkı sağlı­yor.

Projeler, okyanus tabanın­daki madencilik potansiyeli ile biyoçeşitliliğin korunmasın­daki hassas dengede bir ‘bi­limsel hakem’ görevi görüyor.Dr.

Tammy Horton, verilerin sadece bilimsel makalelerde kalmaması gerektiğini belirte­rek, “Bu çalışmalarda türlerin tanımlanması, dev deniz hav­zasının zengin biyoçeşitliliği­ni belgelemek ve fauna hak­kında etkili bir şekilde iletişim kurmamızı sağlamak açısın­dan kritik bir adımdır” değer­lendirmesinde bulundu.

Keş­fedilen bu 24 tür; hem yırtıcı hem de leş yiyici rolleriyle, de­rin deniz tabanındaki ‘atık yö­netimi’ ve besin zincirinin de­vamlılığı için kilit rol oynuyor.

Moleküler barkodlama yön­temleriyle kimliklendirilen bu canlılar, gelecekte yapılacak her türlü çevresel etki değer­lendirmesinin (ÇED) temel taş­larını oluşturacak.Derin denizin ekonomik DeğeriDerin deniz ekosistemle­ri, ‘ekosistem hizmetleri’ ile küresel ekonominin görün­mez motoru.

Okyanuslar, insan kaynaklı karbon salı­mının yaklaşık yüzde 25’ini yutarken, derin deniz canlı­ları bu karbonun binlerce yıl hapsedilmesinde rol oynar.

Pasifik’teki bu dev havzada yapılacak kontrolsüz bir mü­dahalenin karbon yakalama kapasitesine vereceği zara­rın, iklim krizi maliyetlerini trilyonlarca dolar artırabile­ceği öngörülüyor.Taksonomi çalıştayının gücü2024 yılında Lodz Üniversi­tesi’nde düzenlenen ve 16 uzmanın katıldığı taksonomi çalıştayı, modern bilimin iş birliği modelini temsil ediyor.

Sadece teknolojik cihazların değil, insan uzmanlığının da ne kadar kritik olduğunu ka­nıtlayan bu süreçte, nadir tür­ler için ilk kez moleküler bar­kodlar oluşturuldu.

Bu dijital kimlikler, okyanus tabanın­daki yaşamın ‘stok sayımı’ ni­teliğini taşıyor ve madencilik ruhsatları öncesinde yasal bir dayanak oluşturuyor.

İlgili Sitenin Haberleri