Haber Detayı
Dünya kapitalizmden sosyalizme yol alıyor
Türkiye bu çağa ayak uydurarak Asya’da yükselen kamucu ve paylaşımcı düzendeki yerini alacaktır. Bunun için ilk yapılması gereken Milli Hükümet’in kurulma işi olgunlaşmakta ve ete kemiğe bürünmektedir.
Bu çağda emperyalist hegemonya bitecek.
Atlantik kaybedecek, Asya ve mazlumlar kazanacak.
ABD ve Başkanı Donald Trump bunun farkında olduğu için çırpınıyor.
Bu dönemde ABD ile birlikte olan İsrail ve Avrupa da kaybedecek.
Önümüzdeki yıllarda, ABD döneminde bir karakol devleti olarak kurulan İsrail, yerinden olacak.
Muhtemelen Amerika kıtasına, Arjantin’e yerleşecek.
ABD, İran’a saldıramayacak, kurulan İran-Rusya-Çin ittifakına Türkiye de katılacak.
Dolar, dünya parası olmaktan çıkacak, onun yerini öncelikle gerçek para olan altın, gümüş alacak, sonra da BRICS ülkelerinin belirlediği para birimi geçerli olacak.
Sosyalizme giriş çağında üretim artacak, dünya bolluk dönemine girecek.
Bu dönemin üretim araçlarından ‘yapay zekâ’ bu bolluğu ve ucuzluğu sağlamada asıl etkenlerden en önemlisi olacak.
Sosyalizme giriş çağı tamamlandığında, milliyetçilik eski önemini yitirecek, bölgesel devletler oluşacak.
Bölgesel lider devletlerin dilleri, bölge dili haline gelecek.
Bu çağda ABD, eski gücünü kaybederek Amerika kıtasına çekilecek.
Avrupa Birliği dağılacak, Avrupa günümüzden daha güçsüz hale gelecektir.
BUGÜNLERE NASIL GELDİK?
Dünya, binlerce yıldır değişik dönemlerden geçerek bu günlere ulaştı.
Hep daha ileri gitti.
Bilim ve teknolojide yeni hamleler yaparak bu günlere ulaştı.
Orta Çağ’a bakalım.
Orta Çağ’ın lider ülkeleri Osmanlı İmparatorluğu, Çin İmparatorluğu, İran İmparatorluğu daha sonra da arkadan gelen Rus Çarlığı’ydı.
Bu dönemde Avrupa’da, küçük krallıklar, bir Katolik Kilisesi, kilise ile işbirliği halinde Haçlı savaşları dönemi, çeşitli sülale işbirliği içindeki krallıkların (Habsburglar gibi) güçlerini büyütmeye ve etkilerini artırmaya yönelik ortaklıkları sürüyordu.
Osmanlı İmparatorluğu, askeri gücüyle, buna uygun devlet yapılanmalarıyla, ele geçirdiği ülkeleri haraca bağlayan bir sistemi benimsemişti.
Osmanlı bu yönetim biçimini, ilk çağın güçlü Roma İmparatorluğu’nun yolunu izleyerek almıştı.
Çin İmparatorluğu ise askeri yapısının yanında güçlü üretim sistemleriyle, Araplara, Batı’ya mal satarak imparatorluğunu sürdürüyordu. 1830’lara kadar Çin, dünyanın en büyük üreticisiydi.
Avrupa, Osmanlı baskısından kurtulmak için birleşen sülale yönetimleriyle öncelikle Portekiz, ardından İspanya krallıklarının denizciliğe verdiği önem sonrası, yeni gemiler inşallah ederek dünyaya açıldı.
Çin ve Hint’le ticaretten büyük paralar kazandı.
Amerika’yı keşfetti.
Oradan binlerce ton altın ve gümüşü Avrupa’ya getirdi.
Böylece makineleşme yolunda önemli adımlar attı.
İngiltere Sanayi Çağı’na adım atarak makineli üretime geçti.
Bu yolla Çin’den daha büyük üretime sahip oldu.
Bu dönemde feodal krallıkları, feodal ilişkileri de yıkan Avrupa’da, yeni üretici sınıf olan burjuvazi devlet yönetimini ele geçirdi. 1640 İngiliz Devrimi’yle başlayan bu dönem, 1776 Amerikan, 1789 Fransız devrimleriyle Avrupa ve ABD’de feodal yönetimlere son verdi.
Hollanda, İngiltere, Portekiz, İspanya, Fransa, sanayileşmeye adım attıktan sonra, hammadde için Asya, Amerika, Afrika’yı sömürgeleştirdi. 1870’lere geldiğinde artan yoğun üretim sonucu, Avrupa sömürgeleştirdiği ülkelere, mal yanında sermaye de ihraç ederek emperyalist döneme girdi.
Avrupa’da, sonradan sofraya katılan Almanya ile diğerleri arasında paylaşım savaşları yaşandı.
Birinci savaştan sonra İngiltere kapitalist dünyanın patronu olmuştu.
İkinci savaştan sonra patronluk Amerika’ya geçti.
Bugün 1944’te kurulan Bretton Woods sisteminin (doların dünya parası olması, BM, Dünya Bankası, IMF) sonuna geldik.
ÇİN’İN YÜKSELİŞİ 1970’lerden sonra aşırı finansallaşan ABD, dünyayı askeri gücü ve dolar hakimiyetiyle haraca bağladı.
Üretimden koptu.
Bu ABD’nin bitişini hazırladı. 1949’da Mao liderliğinde devrimi gerçekleştiren Çin, 1970’lerden sonra üretimini müthiş artırdı, teknolojide büyük ilerlemeler kaydederek günümüzün üretim ve teknolojide lider ülkesi haline geldi.
Çin, uyguladığı karma ekonomi sonucu, stratejik sektörleri devlet elinde tutarak, bugünkü gücüne ulaştı.
Güçlü devlet ve güçlü ekonomi yanında, güçlü ordular da yaratan Çin, güçlü deniz filosu yaratarak tüm ihraç ve ithal ürünlerini kendi gemileriyle taşıyan tek dünya ülkesi oldu.
ABD 1990’larda Sovyetler Birliği’ni savaşsız dağıtarak, Sovyetler’e bağlı ülkelerin zenginliklerini de sömürerek kendini dünyanın tek patronu olarak gördü. 1990’lardan başlayarak, günümüze kadar, dünya büyük talana sürüklenirken zenginlik, emperyalist tekellerin elinde toplandı. 2025’te üç bin tekel sahibinin gelirleri 18,3 trilyon doları bulurken, açlık çeken kesimler iki milyarı aştı.
Dünyanın yarısını oluşturan dört milyar kişi de yoksulluk içinde yaşar hale getirildi. 1944’te ABD İmparatorluğu kurulduğundan bu yana savaşlar hiç bitmedi, salgın hastalıklar her geçen yıl artarak sürdü.
Emperyalist sistem dünyayı bir küresel hastalık dönemine soktu (korona salgını).
Bu salgın döneminde dünyayı demokrasi, adalet, eşitlik diye aldatan kapitalist-emperyalist sistemin gerçek yüzü görüldü.
Milyonlarca insan salgından öldü.
En çok ölüm emperyalist patron ABD’de oldu.
KAMUCU YENİ DÜNYA Kamucu, paylaşımcı Çin Devleti’nde bu salgından en az insanın öldüğünü tüm dünya gördü.
Kamucu bu yeni dünya, kapitalist-emperyalist sistemin dünya halklarını sömürmesini önlemek ve bu sistemi yıkarak daha adil bir dünya düzeni kurmak için yeni ekonomik, siyasal, askeri örgütlenmeye gitti.
Önce ŞİÖ, ardından BRICS, Dünya Kalkınma ve Dünya Yatırım Bankalarını kurdu.
NATO saldırılarını durdurmak için Rusya, gösterdiği kararlılıkla emperyalizmin kuklası Ukrayna’yı vurarak NATO’ya, emperyalizmin saldırılarına sessiz kalmayacağını gösterdi.
Bu dönemde Rusya’nın emperyalist saldırıya karşı tavizsiz tavrına, Çin ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti tam destek sağladı.
Çin-Rusya-Kore ittifakı ete kemiğe büründü.
Bu güçlü ittifakı gören dünya ülkeleri BRICS’e katılmak için başvurularını artırdı.
Beş ülkeyle kurulan BRICS’e, İran, Suudi Arabistan, BAE, Mısır, Etiyopya, Arjantin dahil edildi.
Türkiye de BRICS’e başvuran ve önümüzdeki dönemde kabul edilecek ülkelerden.
Çin ve Rusya önderliğindeki BRICS’e birliğe bağlı ülkelerin, ABD başta olmak üzere Avrupalı emperyalistlerin baskı ve saldırılarına karşı ortak hareket ederek onlara güven verdiğini görüyor ve yaşıyoruz.
İRAN-ÇİN-RUSYA İTTİFAKI GERÇEKLEŞMİŞTİR ABD, İran’a onun için saldıramıyor.
Bizdeki ABD yanlısı TV’ler ve onların bülbülleri, bu gece, yarın saldıracak diyerek halkımızın kafasını karıştırarak, ABD’ye olan görevlerini yerine getirseler de durumun böyle olmadığını görüyoruz.
ABD basın ve yayın organları da görüyor ve gerçekleri yazıyorlar.
Bugün İran-Çin-Rusya ittifakı gerçekleşmiştir.
Bu yeni dünyanın üçlüsü, ABD Donanması’na karşı ortak askeri tatbikat gerçekleştiriyorlar.
ABD, Venezuela Devlet Başkanı’nı kaçırdı.
Arkasını getirebildi mi?
Getiremedi.
Neden?
Venezuela halkının direnişi yanında Çin ve Rusya’nın kararlı karşı çıkışı, Çin’in çip dahil olmak üzere, taşıma, değerli madenler konusunda ABD’ye anında ambargo uygulaması sonucu, ABD saldırının arkasını getiremedi ve getiremeyecek.
Maduro’yu ve eşini de önümüzdeki birkaç ay içinde serbest bırakacak ABD.
ABD Başkanı Trump için “tutarsız”, “ne yapacağı belli olmayan bir deli” tabirleri TV bülbüllerince dile getiriliyor.
Trump, deli de değil, tutarsız da değil.
Amerikan İmparatorluğu’nun yıkıldığını gören, bunu önleyebilir miyim diye çırpınan bir başkan.
Ülkesinde halen iktidarını sağlayabilmiş de değil.
İç çatışma sürüyor.
ABD’nin parçalanması yıllar içinde gerçekleşecek.
Kaliforniya, Teksas, Birlik’ten ayrılmak için can atıyor, fırsat kolluyor.
YENİDEN ÜRETİM ÜSSÜ OLMASI ARTIK BİR HAYAL Trump, Venezuela’ya saldırdı.
İleri gidemedi.
Çin ve Rusya’yı aşamadı.
Grönland’a saldırmak için atakta.
Burada güçsüz bir AB var.
Onları denemek istiyor.
Burada karşısında Çin ve Rusya’nın olmayacağını düşünüyor.
Kanada’ya sahip olmak istiyor.
Kanada Başbakanı soluğu Çin’de aldı.
Davos’ta da konuşan Kanada Başbakanı, kapitalist-emperyalist sistemin geri gelmemek üzere bittiğini, güçlü emperyalist ülkelere karşı tek başına mücadele etmenin mümkün olmadığını, bu şekilde mücadele edenlerin emperyalizmin sofrasında menü olacağını belirtti, güçsüz ülkeler birleşerek, ortaklaşarak mücadele etmelidir, dedi.
Kanada Başbakanı ne kadar doğru söylüyor.
Saddam, Kaddafi öldürüldü, ülkeleri parçalandı.
Suriye’de Esad iktidardan edildi.
Rusya olmasaydı Esad bugün idam edilmiş olacaktı.
Trump, nadir elementler konusunda Çin’e bağımlılıktan kurtulmak, eskimiş donanmasını yenilemek, geri kalan teknolojisini yeniden diriltmenin mücadelesini veriyor ama atı alan Üsküdar’ı geçmiş durumda.
ABD’nin yeniden üretim üssü olması artık bir hayal.
İkinci savaş sonrası bir karakol devlet olarak kurulmuş olan İsrail Devleti’nin de Arap bölgesindeki hegemonyası son aşamasında.
ABD İmparatorluğu bitince, karakolu da ortadan kalkacaktır.
ABD ve İsrail, İran’da ajanları yoluyla iç isyan çıkartarak, onu zayıflatma girişiminde bulundular; binlerce insan, yüzlerce okul, cami, devlet dairesi, karakol bu isyancılarca yok edildi.
ABD, İran’ın bu yolla yıkılmayacağını biliyordu.
Onu zayıflatıp anlaşmaya zorlamak için bunu yaptı.
ABD’nin hesap edemediği Çin ve Rusya’nın İran’la stratejik birlik içinde hareket etmesiydi.
Şimdi onu gördü.
ABD’nin bu saldırısına başta Türkiye olmak üzere, S.
Arabistan, Karar, BAE karşı çıktı.
Bu ilk kez oluyordu.
ABD Türkiye’den arabulucu olmasını istedi.
KARAMSAR OLMAYALIM Günümüzde emperyalist-kapitalist sistem yıkılırken, Çin’in S.
Arabistan, Rusya, Hindistan, Brezilya başta olmak üzere birçok ülke ile dolar yerine kendi paralarıyla alışveriş etmeleri, doların dünyadaki dolaşımını yüzde 40’lara düşürdü.
Doların kullanımındaki bu düşüş, gerçek para birimleri olan altın ve gümüşü yeniden öne çıkardı.
Altın ve gümüş, BRICS yeni para birimini ilan edene kadar, birkaç yıl gücünü koruyacaktır.
Dünya, kapitalist-emperyalist çağdan sosyalizme giriş çağına doğru yol alıyor.
Türkiye bu çağa ayak uydurarak Asya’da yükselen bu kamucu ve paylaşımcı düzendeki yerini alacaktır.
Bunun için ilk yapılması gereken Milli Hükümet’in kurulma işi olgunlaşmakta ve ete kemiğe bürünmektedir.
Türkiye şimdiden kurulan İran-Rusya-Çin ittifakına katılarak bağımsızlığını ve ülke güvenliğini garanti edecek, sonra da bölgemizin lider ülkesi konumuna gelecektir.
Bunların gerçek olduğunu önümüzdeki günleri ve yılları yaşayarak göreceğiz.
Karamsar değil umutlu olup daha çok çalışmak zorundayız.
Sosyalizme giriş çağında insanlık, açlık ve yoksulluğu yenecek (Çin 700 milyon insanını yoksulluktan kurtardı), bolluğu yaşayacaktır.
Bunda en önemli araç, kamu ve halkın çıkarları için kullanılacak ‘yapay zekâ’ olacaktır.
Yapay zekâ ile üretim daha ucuz, daha çok olacaktır.
Bu çağda ABD, Amerikan kıtasına çekilmek zorunda kalacak, bir bölge devleti haline gelecektir.