Haber Detayı
Petrol, sigorta ve navlun baskısı artıyor
ABD–İran hattında artan jeopolitik gerilim ve İran’daki liman altyapılarına yönelik riskler, küresel lojistik ve taşımacılık sektörünü doğrudan etkiliyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma, savaş riski sigortaları ve navlun artışları, hem dünya genelinde hem de Türkiye’de lojistik maliyetleri yukarı çekiyor.
Hayati ARIGANOcak ayı sonu itibarıyla küresel lojistik piyasaları, ABD ile İran arasında tırmanan jeopolitik gerilim nedeniyle artan belirsizlikle karşı karşıya kaldı.
Özellikle İran’daki limanlarda yaşanan patlamalar ve bölgedeki askeri hareketlilik, enerji ve deniz taşımacılığı üzerinde ciddi bir risk algısı oluşturdu.
Bu gelişmelerle birlikte Brent ve WTI petrol fiyatları dört ayın zirvesine yaklaşırken, lojistik sektöründe yakıt maliyetleri yeniden gündemin üst sıralarına taşındı.Her ne kadar son günlerde ABD ve İran’dan gelen diplomasi sinyalleri petrol fiyatlarında kısa vadeli bir geri çekilmeye yol açsa da, sektör temsilcileri fiyatlardaki oynaklığın navlun tarifelerine ve taşıma sözleşmelerine yukarı yönlü baskı yapmaya devam ettiğine dikkat çekiyor.
Yakıt giderleri, özellikle deniz ve kara taşımacılığında toplam maliyetlerin en büyük kalemlerinden biri olmayı sürdürüyor.Hürmüz Boğazı ve savaş riski sigortalarıJeopolitik gerilimin merkezinde yer alan Hürmüz Boğazı, küresel enerji ve deniz ticareti açısından kritik önemini koruyor.
Boğazda yaşanabilecek olası bir kriz ya da askeri tatbikat, yalnızca enerji arzını değil, aynı zamanda deniz taşımacılığı sigortalarını da doğrudan etkiliyor.
Sektör kaynakları, bu tür dönemlerde ‘savaş riski’ ve ‘sabotaj’ kapsamlı sigorta primlerinin hızla yükseldiğini, bunun da gemi işletmecileri ve yük sahipleri için ek maliyet anlamına geldiğini belirtiyor.Artan sigorta primleri, konteyner başına maliyetleri yükseltirken, küresel navlun fiyatlarında da yukarı yönlü bir eğilimi beraberinde getiriyor.
Uzmanlara göre bu maliyet artışları, önümüzdeki dönemde tedarik zincirinin tüm halkalarına yayılma riski taşıyor.Küresel tedarik zincirlerinde maliyet baskısıSon haftalarda küresel lojistik harcamalarında navlun artışları ve tedarik zincirindeki belirsizlik dikkat çekiyor.
Enerji, taşıma ve hammadde maliyetlerindeki yükseliş beklentisi, uluslararası tedarikçilerin fiyatlama politikalarını da etkiliyor.
Özellikle tüketici malları, elektronik ve teknoloji ürünlerinde lojistik maliyetlerinin nihai ürün fiyatlarına yansıyabileceği belirtiliyor.Uzmanlar uyarıyor: Dalgalanma sürebilirUzmanlara göre ABD–İran hattındaki gerilim tamamen ortadan kalkmadığı sürece petrol fiyatları, sigorta maliyetleri ve navlun ücretlerinde dalgalanma devam edecek.
Türkiye gibi transit ülke konumundaki lojistik merkezleri için ise bu süreçte alternatif güzergâh planlaması, risk yönetimi ve maliyet optimizasyonu kritik önem taşıyor.Türkiye lojistik sektörü küresel krize karşı temkinliKüresel gelişmeler Türkiye lojistik ve taşımacılık sektörünü de yakından ilgilendiriyor.
Türkiye, lojistik ve taşımacılık hizmet ihracatını 2028’de ise 78 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.
UTİKAD ve sektör temsilcileri, Türkiye’nin stratejik koridorlardaki konumunu güçlendirmeye yönelik çalışmaların sürdüğünü vurguluyor.
Ancak artan yakıt fiyatları, sigorta maliyetleri ve operasyonel giderler, sektör oyuncuları üzerinde baskı yaratıyor.
Lojistik firmaları, 2026’yı jeopolitik risklerin, finansman koşullarının ve maliyet yönetiminin belirleyici olacağı bir ‘denge yılı’ olarak değerlendiriyor.2026’da planlama ve risk yönetimi öne çıkacakSon bir haftada yaşanan gelişmeler, lojistik ve taşımacılık sektörünün jeopolitik risklere ne kadar duyarlı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Küresel enerji ve güvenlik riskleri, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinden sektörü zorlamaya devam ederken, 2026 lojistikte planlama ve risk yönetiminin öne çıktığı bir dönem olmaya aday görünüyor.