Haber Detayı
Yeni Şafak yazarı Yusuf Dinç: Altın kârdan zarar mı...
Altın ve gümüşteki sert dalgalanma "zarar" tartışmalarını artırdı. Yeni Şafak yazarı Yusuf Dinç, altın ve gümüşün yatırım değil tasarruf aracı olduğunu savunarak, "Eğer ihtiyacından mahrum değilsen bak yoluna" ifadelerini kullandı.
Altın ve gümüş fiyatlarında yaşanan ani ve sert yükseliş ve gerileme, birikim yapan vatandaşlar arasında "zarar" tartışmalarını gündeme getirdi.
Yeni Şafak yazarı Yusuf Dinç, "Altın yatırım değil, tasarruf aracıdır" başlıklı köşe yazısında paranın iki temel türü olduğunu belirterek bunların "deflasyonist" ve "enflasyonist" olarak ayrıldığını kaydetti.Deflasyonist paranın elde tutulmaya uygun, miktarı sınırlı ve değerini koruyan bir yapıya sahip olduğunu enflasyonist paranın ise zamanla miktarı artan ve harcamaya teşvik eden bir işleyiş oluşturduğunu dile getiren Dinç, şunu kaydetti: "Kapitalizmde altın para olsa, karşısında diğer her şeyin fiyatı düşer.
İşte buna deflasyon denir.
Deflasyonda kapitalizm çalışmaz.
Kapitalistler o yüzden altın yerine para vazifesi görecek enflasyonist bir icat olarak kâğıt parayı bulmuştur.
Altın para ile kapitalizm ilişkisini evvelce detaylı anlattım.
Ama belki de ilk defa neyi anlattığımı gösterme imkânı geldi önüme.
Şimdi ondan bahsedeyim"Ocak ayındaki altın yükselişi sırasında konut piyasasının belirgin biçimde durağanlaştığını örnek gösteren Dinç, çok sayıda kişinin ev almak için altın biriktirdiği bilinse de, altının değer kazanmasına rağmen birçok kişinin altınını bozdurup konuta yönelmediğini, yatırımcı pozisyonuna geçtiğini belirterek şunları yazdı:"Sorun, altını doğru konumlandırma yeteneklerinin yaşadıkları kapitalist deneyim içinde kaybolmasıydı.
Bu yetenekleri canlı olsa zaten altını yatırım değil, ihtiyaçlarını karşılamak için bir tasarruf olarak göreceklerdi.Altın tutanların önemli çoğunluğu gene de bir edenim hedefi için tasarruf amacıyla altın biriktiriyordu ama yükseliş başlayınca onlar dahi paralize oldu.
Tasarrufçu değil yatırımcı sandılar kendilerini.
Ve ihtiyaçlarına sadık kalmayıp kapitalist dürtülerine uydular.İşte bu davranışsal durum kapitalist sistemde deflasyonist paranın çalışmayacağının sizlere sunabileceğim somut bir tecrübesi oldu.
İnsan fıtratı, değer kaybeden şeyi şiddetli ihtiyaç değilse satın almak istemez.
Deflasyonist ortamda tutumluluğu yeğler.
İşte bu kapitalizmin katlanamadığı bir durumdur.
Ve bu yüzden kapitalizmle altın arasında husumet vardır.
Hele para olarak…Çünkü o tutumlu insana karşı müsrif insanı daha makul görür.
Kapitalizmde altın da tutumluluk da barbarcadır.
Medenilik ile harcama zevki arasında kurulan köprünün gerekçesi başka ne ola ki?Şimdi birinci söyleyeceğim şudur: Parayı değiştirmek istiyorsak önce iktisadi paradigmamızı değiştirmeliyiz.
Kapitalizm ancak ve sadece enflasyonist parayla çalışır.
Ekonominin doğal fenomenlerini yansıtacak bir para kapitalizmde mümkün değildir.İkinci söyleyeceğimse yazıda gömülü olan fikirdir.
Kapitalizmin altınla husumeti vardır ama altını-gümüşü yatırım görenin kendiyle husumeti vardır.
Altını ve gümüşü yatırım değil, tasarruf aracı olarak görmeniz gerektiğini söylüyorum.
Hatta kağıt parayla tasarruf yapılmaz da diyorum, açıktan.
Enflasyonist bir şey, yani miktarı artan bir şey, tasarruf aracı olamaz.Altın ve gümüşteki derin düşüş bugün çoğu için kârdan zarar olarak yorumlanacak.
Trende geç katılan birçok kişi de mağdur olarak adlandırılacak.
Bunlar yanıltıcıdır.
Ne kimse kârda ne kimse mağdurdur.
Senin altının gümüşün mü var, eğer ihtiyacından mahrum değilsen bak yoluna.
Yatırım olarak mı altın-gümüş aldın, fikrinden feragat eyle.
Kâr/zarar hesabı yapma.
Tasarrufunu kabul et.
Ancak o zaman başkasının terazisinden inip kendi terazinde tartılırsın"Odatv.com