Haber Detayı

Epstein’in Adası, bir çocuk kanalı ve Simpsonlar: Ürpertici detaylar
Güncel dogruhaber.com.tr
03/02/2026 08:27 (1 saat önce)

Epstein’in Adası, bir çocuk kanalı ve Simpsonlar: Ürpertici detaylar

Epstein’in adasıyla bir çocuk kanalı olan Nickelodeon logosu arasındaki benzerlik iddiaları yeniden gündeme gelirken, Simpsonlar’ın 26 yıl önce yayımlanan bölümündeki “adadaki ürpertici tipler” göndermesi tartışmayı daha da alevlendirdi.

Jeffrey Epstein’e ait istismar adası ile dünyanın ilk kablolu çocuk kanallarından Nickelodeon’un logosu arasındaki görsel benzerlik, sosyal medyada yeniden gündeme geldi.

Söz konusu benzerlik, daha önce çocuk kanalı hakkında ortaya atılan taciz ve istismar iddialarıyla birlikte değerlendirilerek tartışmalara yol açtı.

Nickelodeon hakkında dile getirilen iddialar Kamuoyuna yansıyan iddialara göre, geçmişte Nickelodeon yapımlarında görev alan bazı eski çocuk oyuncular, dizi setlerinde uygunsuz davranışlara ve psikolojik baskıya maruz kaldıklarını öne sürdü.

Bazı yapımlarda görev alan kişilere yönelik taciz ve istismar suçlamalarının yargıya taşındığı, kimi vakalarda ise mahkumiyet kararları verildiği biliniyor.

Dört bölümden oluşan "Sete Sessizlik: Çocuk Televizyonunun Karanlık Yüzü" adlı belgesel dizisi, Day Schneider'ın sette uygunsuz ve cinsel içerikli şakalar yaptığına dair çeşitli iddialar içeriyor.

Hatta Nickelodeon yapımcısı ve yazarı Dan Schneider, çocuk kanalındaki sette sergilediği "utanç verici" davranışları nedeniyle özür bile diledi.

Yayınlanan belgesel, iCarly ve Drake and Josh gibi dizilerde yıllarca süren taciz ve uygunsuz davranış iddialarını ortaya attı.

Schneider, çalışanlara sözlü olarak hakaret ettiği yönündeki bir soruşturmanın ardından 2018'de Nickelodeon'dan ayrıldı.

YouTube'da yayınladığı yeni bir özür videosunda Schneider , diziyi izlemenin "çok zor" olduğunu ve kendisini "utanç verici" ve pişmanlık duyduğu davranışıyla yüzleşmeye zorladığını söyledi. "Bazı insanlardan kesinlikle çok özür dilemeliyim," dedi.

Schneider ayrıca senaryo yazım odasında yaptığı uygunsuz şakalar için de özellikle özür dileyerek bunların "yanlış" olduğunu söyledi. "Bu duruma düşürdüğüm herkesten özür diliyorum ve ayrıca, video köyünde veya olayların yaşandığı her yerde bulunan ve olaya tanık olan, belki de kendilerini rahatsız hisseden insanlardan da özür diliyorum." Belgesel dizisinde, oyuncu Drake Bell, Schneider'ın All That ve The Amanda Show'da yakın çalıştığı eski diyalog koçu Brian Peck tarafından cinsel istismara uğradığını iddia etti.

Peck, çocuk istismarı ile ilgili iki suçlamayı kabul etmesinin ardından 2004 yılında 16 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Simpsonlar detayı yeniden gündemde Tartışmalar sürerken, The Simpsons’ın yaklaşık 26 yıl önce yayımlanan bir bölümündeki dikkat çekici bir replik de sosyal medyada paylaşılmaya başlandı.

Bölümde yer alan, “Dikkat: Bir adadaki bazı ürpertici tipler gizlice dünyayı yönetiyor” ifadesi, bazı kullanıcılar tarafından Epstein dosyaları ve çocuk istismarı iddialarıyla ilişkilendirildi.

Bu nasıl oluyor?

Son yıllarda bazı komplo toplulukları arasında giderek daha fazla tartışılan “Predictive Programming (Öngörüsel Programlama)” teorisi, hükümetlerin, büyük şirketlerin ya da “güçlü elit yapıların” medya aracılığıyla toplumu gelecekte yaşanacak olaylara bilinçli biçimde hazırladığı iddiasına dayanıyor.

Teoriye göre filmler, diziler, kitaplar ve video oyunları aracılığıyla verilen örtük mesajlar, toplumun bilinçaltını belirli senaryolara alıştırıyor.

Bu iddiayı savunanlara göre, gelecekte hayata geçirilecek politikalar, toplumsal dönüşümler ya da krizler eğlence içerikleri yoluyla önceden normalleştiriliyor.

Böylece söz konusu gelişmeler gerçekleştiğinde, toplum bunları daha az sorguluyor ve daha düşük bir dirençle kabulleniyor. “Öngörüsel Programlama” kavramı ilk kez Kanadalı komplo teorisyeni Alan Watt tarafından ortaya atıldı.

Watt, bu kavramı; planlanan toplumsal değişimlere halkı hazırlamak amacıyla medyanın kullandığı incelikli bir psikolojik koşullandırma yöntemi olarak tanımlıyor.

Watt’a göre, bu yöntem sayesinde radikal değişimler hayata geçirildiğinde toplum bunları doğal bir ilerleme olarak algılıyor ve olası tepkiler en aza indiriliyor.

Alan Watt’ın etki alanı sınırlı kalsa da teori, özellikle ABD’li radyo sunucusu ve çeşitli komplo teorileriyle tanınan Alex Jones ile İngiliz komplo teorisyeni David Icke tarafından daha geniş kitlelere taşındı.

Bu isimler, Hollywood yapımları ve popüler dizilerde yer alan sahnelerin “geleceğin habercisi” olduğunu öne sürerek teorinin yayılmasında etkili oldu.

İlgili Sitenin Haberleri