Haber Detayı

Altı Ok’u kim çizdi?
Aytunç erkin nefes.com.tr
02/02/2026 05:00 (2 saat önce)

Altı Ok’u kim çizdi?

“Merhaba Aytunç Bey. Ben Yağız Üresin’in (Prof.) eşi Dr. Yeşin Üresin. En son size Altı Ok çizeri dedem Mahmut...

“Merhaba Aytunç Bey.

Ben Yağız Üresin’in (Prof.) eşi Dr.

Yeşin Üresin.

En son size Altı Ok çizeri dedem Mahmut Akok’un kitabını getirmiştim.

Bugün çok güzel bir gelişme oldu.

CHP’den Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut aradı ve başvurumuz üzerine isim yanlışlığını fark ettiklerini, düzelttiklerini söyledi.”19 Ocak’ta Dr.

Yeşin Üresin’le bu yazışmamın ardından CHP’nin internet sitesine girdim. “Altı Oklu Bayrak” başlıklı bölümde şu ifadeler yer alıyordu: “CHP’nin altı oklu bayrağı 1933 yılında kullanılmaya başlanmıştır.

Bayrağın nasıl kullanılacağı ve şekli CHF Bayrak Talimatı’nda açıklanmıştır.

Altı oklu bayrağın tasarımı Mahmut Akok tarafından yapılmıştır.

Cumhuriyetin 10. yılı kutlamalarından önce altı oklu bayraklar parti örgütlerine gönderilmiştir.”Evet… Nereden çıktı bu “Altı Ok” diyebilirsiniz?Altı Ok unutulmamalı.Altı Ok, kuruluş ve kurtuluştur. 1927 yılında “Cumhuriyetçilik”, “Halkçılık”, “Milliyetçilik” ve “Laiklik” CHP’nin dört temel ilkesi olarak benimsendi. 1935 yılında “Devletçilik” ve “Devrimcilik” ilkeleri de eklenerek partinin ilkeleri altıya çıkarıldı.

Partinin amblemi olan 6 ok bu ilkeleri simgelemekte.

Uzun zamandır bir tartışma vardı.

Altı Ok’u kim çizdi?

Köy Enstitüleri’nin mimarı İsmail Hakkı Tonguç mu yoksa arkeolog Mahmut Akok mu?Dedesinin 49 yıl önceki el yazılarından çıktıMahmut Akok’un 1977 yılında kaleme aldığı el yazılarını kitaplaştıran (Altı Oku Çizerken/Cumhuriyet Kitapları)” torunu Dr.

Yeşin Üresin’in önsözüyle başlayalım:“Bu kitapta dedem, CHP’nin simgesi haline gelmiş Altı Ok ambleminin tasarlanmasındaki rolünden de söz ediyor.

Bu amblemin kimin tarafından çizildiği konusunda tarihsel tartışmalar var: Bazı kaynaklarda İsmail Hakkı Tonguç adı geçse de dedem, kendi el yazılı anılarında bu görevin kendisine verildiğini, Recep Peker’in talebiyle müzelerde ok biçimlerini incelediğini ve nihayet 16. yüzyıl tipi oklara dayanan, sembolik ve güçlü bir tasarımı oluşturduğunu anlatıyor.“Bu konuda Işık Kansu’ya özel bir minnet borçluyum: Kendisiyle görüşmemiz, bu anıların gün yüzüne çıkmasına ve yayımlanmasına vesile oldu.

Işık Kansu hem Cumhuriyet gazetesi yazarı olarak hem de bu konunun tarihini kamuoyuna taşıyan bir kalem olarak büyük bir adım attı.

Onun emekleri olmasaydı, dedemin çizgilerinden ve sözlerinden doğan bu hikâye belki de kitaplaşmayacaktı.

Işık Kansu aynı zamanda İsmail Hakkı Tonguç’un akrabası ve Tonguç Belgeliği Vakfı Başkanıdır.

Örnek bir gazeteci olarak gerçeğin peşinde koşması ve dedemin amblem çizeri olduğunu belgelemek için çaba göstermesi ailemiz için çok anlamlıdır.“Yakın tarihlere kadar CHP kaynaklarında da dedemin adı geçmekteydi ve CHP Tarihi Müzesinde adı ve fotoğrafı amblem çizeri olarak yer almaktaydı.

Daha sonra partinin web sitesinde amblem çizeri olarak Tonguç’un adına yer verildiğini gördük.

Bu kitabın CHP açısından da bu karışıklığın düzeltilmesi için bir vesile olmasını dilerim.”Neyse ki 19 Ocak’ta CHP, resmi internet sitesinde bu durumu düzeltti ve Mahmut Akok’un adı tarihteki yerini aldı.Altı umdenin atılışı, yayılışı ve o dünyayı dolduruşuPeki Mahmut Akok anılarında “Altı Oku” nasıl anlatmış?Okuyalım:“Cumhuriyetin onuncu yıldönümü kutlaması hazırlıkları içindeyiz.

Bana da bir iş düştü bu devrede.

Genel Sekreter Recep Peker Bey de beni bir oğlu gibi sever ve bazı işlerde güvenir.

Onuncu Cumhuriyet yıldönümünde bir varlık olarak Halk Partisi ambleminin yapılmasını düşünmektedirler.

Recep Beyefendi beni de buldurarak bu düşünceyi anlattı.

Parti sembolünün (ambleminin) şekillendirilmesinde, Parti propagandalarından anayasaya (Türk Teşkilatı Esasiye Kanunu) aktarılan altı umdenin ifadelendirilmesini istemekteydi.

Ben de bu emri alarak, düşünce ve buluşlarımı hazırlayarak yakın zamanda getirebileceğimi söyledim.“Ben birkaç düşünce arasında Ankara Kalesi arkasından doğmakta olan bir güneşin altı huzmesiyle bir ifade şeklini Recep Bey’in önüne sürdüm.

Bir yanda kale bir yanda da çeşitli uzunlukta altı huzme (ışık açılışı).

Bu teklifteki kırmızı zemin üzerindeki beyaz renkteki huzmeler Recep Beyefendi’ye bir oklar silsilesinin atılışını hatırlattı.

Bana dönerek dedi ki: ‘Yalnız Ankara değil, bütün yurt bu atılımlarla iştiraklidir.

Işık ve huzmeler kadar Türk’ün tarihinden alınacak oklarla bu atılımları ifadeleyebiliriz.’“Bu yolda çalışarak dekoratif bir amblem oluşturmamı ve bu buluşun rozet, bayrak ve arma olabilecek şekilde dekore edilmesini istedi.

Ertesi günlerde, art arda birçok düşünce ve buluşlarımı arz ettim.

Altı okla ifadelendirmenin uygunluğu üzerinde karara vardık.“Yine Recep Beyefendi ile görüşerek 16. yüzyıl tipi bir okun biçim almasına karar verdik.

Ben bu oku (ki oklar ekseriyetle üç kısımdan ibarettirler) ucu, gövdesi (sapı), yelesi olmak üzere şematize ederek ambleme aldım.“Altı ok bir yüzeyde bir perspektif atılışı ifade edilir.

Kırmızı renk olan Türk varlığında altı umdenin atılışını, yayılışını ve o dünyayı dolduruşunu ifade ederler.

Bu amblemin bir bayrak yapılma, kullanma tertiplerine dair bir de öneri elkitabı çıkardık.”Evet… “Altı Oku Çizerken” kitabını okuyun ve arkeolog Akok’un defterlerinden çıkan Türkiye portresini anlamaya çalışın.

Ben Altı Ok’un çizim hikayesini anlattım.

Peki ya “dünyayı doldurması” beklenen Altı Ok’un uygulanması?

O da başka bir tartışma konusu!

İlgili Sitenin Haberleri