Haber Detayı
HÜDA PAR'dan "Ana Dilimi Seçiyorum" paneli: Kürtçe eğitimin önündeki engeller kaldırılsın
HÜDA PAR’ın Diyarbakır'da düzenlediği "Ana Dilimi Seçiyorum" programında konuşan panelistler, Kürtçe derslerin önündeki engellerin kaldırılması ve öğretmen sayısının artırılması gerektiğini dile getirdi.
HÜDA PAR Eğitim İşleri Başkanlığı tarafından Diyarbakır’da “Zimanê Xwe Dibijêrim / Ana Dilimi Seçiyorum” başlıklı bir panel gerçekleştirildi.
Diyarbakır Öğretmenevi Konferans Salonu’nda düzenlenen programa akademisyenler, eğitimciler, sivil toplum temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Panelde, Kürtçenin eğitim alanında karşılaştığı sorunlar, ana dil hakkı ve seçmeli ders uygulamaları tüm yönleriyle ele alındı. “Ana dilinden koparılmak derin bir yabancılaşmadır” Panelde “Kuşaklar arası yabancılaşmada dil faktörü” başlıklı sunum yapan Doç.
Dr.
Mehmet Mekin Meçin, konuşmasına dünyanın geçici bir mekan olduğunu vurgulayarak başladı.
Tüm insanların ve varlıkların faniliğine dikkat çeken Meçin, insanın yaşadığı en büyük yabancılaşmalardan birinin ana dilinden koparılması olduğunu söyledi.
Meçin, insanın dünyada bir “gurbet” bilinciyle yaşadığını belirterek, bu gurbetin ana dil yasağıyla daha da derinleştiğini ifade etti. “Gurbet içinde gurbet, diaspora içinde diaspora… İnsan acılarını, sevinçlerini ve ıstıraplarını kendi diliyle ifade edemiyorsa bu, zindan içinde ayrı bir zindandır” diyen Meçin, ana dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, insanın varoluşunu ve düşünme biçimini şekillendiren temel unsur olduğunu vurguladı. “Dil yasağı bir insan hakları ihlalidir” Ana dilin kişinin seçimiyle değil doğuştan geldiğini dile getiren Meçin, dilin anne ve baba gibi seçilemeyecek bir değer olduğunu söyledi.
Ana dil yasağının bireyi bilinçli şekilde susturmak anlamına geldiğini ifade eden Meçin, “İnsan kutsalla ilişkisini de düşüncesini de ana dili üzerinden kurar.
Bu nedenle ana dili yasaklamak, kişinin Allah ile arasına girmektir ve bu kabul edilemez bir insan hakları ihlalidir” değerlendirmesinde bulundu.
Meçin ayrıca, atasözleri, ağıtlar, stranlar ve kuşaklar arası kültürel hafızanın ana dil üzerinden aktarıldığını belirterek, dilin kaybının dedesiyle konuşamayan, ninesiyle iletişim kuramayan kuşaklar yarattığını söyledi.
Bu yabancılaşma hâlinden çıkmanın ancak uzun soluklu bir mücadeleyle mümkün olacağını da sözlerine ekledi.
Seçmeli Kürtçe derslerde uygulama sorunları Panelin ikinci bölümünde konuşan Eğitimci Hüdai Morsümbül, Kürtçenin okullarda seçmeli ders olarak uygulanmasına ilişkin süreci ayrıntılı şekilde anlattı.
Morsümbül, 1923 sonrası dönemde Kürtçe adına ilk resmi kazanımın 2012 yılında “Yaşayan Diller ve Lehçeler” kapsamında elde edildiğini belirtti.
Bu sürecin, Mardin Artuklu Üniversitesi başta olmak üzere Bingöl, Munzur, Muş Alparslan ve Dicle üniversitelerinde görev yapan yaklaşık 70 Kürt Dili ve Edebiyatı akademisyeninin ortak çalışmasıyla hayata geçirildiğini aktaran Morsümbül, hem Kurmancî hem de Zazaca için müfredat ve ders kitaplarının hazırlandığını söyledi. “Öğretmen sayısı ve idari engeller temel sorun” Türkiye genelinde şu anda 15 ilde 213 Kürtçe öğretmeni bulunduğunu belirten Morsümbül, bu öğretmenlerden 45’inin çeşitli nedenlerle branş değiştirdiğini ya da görevinden ayrıldığını ifade etti.
Okullardaki ek ders sistemi ve idari uygulamaların Kürtçe öğretmenlerinin görevlendirilmesini zorlaştırdığını dile getiren Morsümbül, bunun pedagojik ve hukuki açıdan ciddi bir sorun olduğunu söyledi. 2012 yılında yalnızca 1.700 öğrencinin Kürtçe seçmeli dersleri tercih ettiğini hatırlatan Morsümbül, bugün bu sayının 60 bine ulaştığını belirterek, bu artışın önemli bir kazanım olduğunu ancak yeterli olmadığını vurguladı.
Kürtçenin seçmeli değil, zorunlu ders olması gerektiğini savunan Morsümbül, “Türkçe ne kadar mühim ve kutsalsa, Kürtçe de bizim için o kadar mühimdir” dedi.
Panelin sonunda, ana dil hakkının güvence altına alınması, Kürtçe öğretmen sayısının artırılması ve seçmeli ders uygulamalarının önündeki idari engellerin kaldırılması yönünde ortak çağrılar yapıldı.