Haber Detayı
Adalet devletin temelidir!
İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun üzerindeki hukuk dışı baskılar, tutukluluk durumu ve zulüm yaklaşık 10 aydır devam ediyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ’nun üzerindeki hukuk dışı baskılar, tutukluluk durumu ve zulüm yaklaşık 10 aydır devam ediyor.
İki hafta önce, Ekrem İmamoğlu’nun, üniversite diplomasının hukuka aykırı biçimde iptal edilmesine karşı İstanbul Üniversitesi’ne açtığı dava, “mahkeme” tarafından reddedildi!
İstanbul Üniversitesi’nin tarihine kara bir leke ve utanç verici bir uygulama olarak geçen diploma iptali kararı, hükümetin ve sözde “savcılığın” baskısı üzerine alınmıştı.
Diploma, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş yaptığı tarihteki mevzuat, yönetmelik ve yasa dikkate alınmadan, yetkisi olmayan bir kurul tarafından iptal edilmişti.
Bu davayı değerlendirecek mahkeme heyeti de, yine hükümetin baskısıyla, ilk duruşmadan önce değiştirilmişti!
Bu sözde yeni “mahkeme” heyeti de davayı oybirliğiyle reddederek, anayasanın 138. maddesini ve yargı bağımsızlığını ihlal etmiş oldu!
Türkiye’de “üniversitenin” ve “yargının” hali budur!
Sadece medya değil, devletin tüm kurum ve kuruluşları AKP iktidarı tarafından çökertilmiştir ve kendi hizmetine sokulmuştur!
Devletin kurumlarında görev alan birçok kişi de, anayasaya ve yasalara bağlı kalarak onurlu, namuslu, şerefli bir direniş ve karakter sağlamlığı sergileyeceğine, kişisel çıkarların peşine düşerek, bu zalimlik düzeni karşısında teslim olmuştur, bozuk düzenin bir parçası ve işbirlikçisi olmuştur! *** Bu hafta içerisinde bir başka hukuk rezaleti daha yaşandı.
Suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Aziz İhsan Aktaş ’ın “davasıyla” ilgili “mahkeme” duruşmaları başladı ve rüşvet aldıkları, mevzuata aykırı ihale verdikleri iddia edilen CHP’li belediye başkanları tutuklu yargılanırken, suç örgütü lideri olduğu ve rüşvet verdiği iddia edilen Aziz İhsan Aktaş, tutuksuz yargılandığı için, serbest bir biçimde, bir koruma ordusu eşliğinde, “hâkimlerin” ve “savcıların” girip çıktıkları kapılardan duruşma salonuna girdi!
Öyle bir “mahkeme” ve “yargı” süreci düşünün ki, suç örgütü lideri olduğu iddia edilen kişi serbest ve “VIP” muamelesi görüyor, aynı davada yargılanan CHP’li belediye başkanları tutuklu!
Ayrıca öyle bir “mahkeme” süreci düşünün ki, suç örgütü lideri olduğu iddia edilen kişi ihalelerin yaklaşık yüzde 80’ini AKP’li belediyelerden ve AKP hükümetinin kontrolündeki kurumlardan aldığı halde, bırakın tutuklu yargılanmayı, tutuklu veya tutuksuz, herhangi bir biçimde yargılanan tek bir AKP’li belediye başkanı ve AKP’li bürokrat yok!
Bu “mahkeme” süreci daha baştan ve temelden çökmüş ve bir çadır tiyatrosuna dönüşmüş iken, duruşmalardaki sanık ve tanık ifadeleri ile sunulan kanıtlar, belgeler, hukuken ne anlam taşıyacaktır?!
Bu “mahkemenin” de nasıl sonuçlanacağı, diploma davasında olduğu gibi, daha baştan bellidir!
Çünkü bu sahte “mahkemelerde” kararları AKP hükümeti vermektedir!
Türkiye’de yürütme organı, özellikle siyasi sonuçlar doğuracak dava süreçlerinde, yargı organını fiilen ve mutlak bir biçimde ortadan kaldırmıştır!
Böyle bir ortamda, sanki serbest ve özgür seçimler gerçekleşecekmiş gibi muhalefet yapmanın da hiçbir anlamı yoktur! *** Türkiye’de suçlular ile suçsuzlar birbirine karışmıştır.
Postmodern bir arsızlığın ve diktatörlük kurmak hevesinin sonucunda, Ekrem İmamoğlu’nun sadece diploması iptal edilmemiştir, onun bir suç örgütü lideri olduğu iddiası da ortaya atılabilmiştir, Ekrem İmamoğlu’nun temelsiz, saçma ve tutarsız bir iddianameye dayanılarak ömrünü hapishanede tamamlaması planlanmıştır; tutuksuz yargılanma yolu kapatılmıştır ve masumiyet karinesi ilkesi yok sayılmıştır.
Türkiye’yi yönetenler, daha doğrusu yönetemeyenler, gelecek kuşaklar tarafından her zaman kötü anılacaklardır, yaptıkları birkaç iyi iş bile olsa, o işler de bu büyük kötülüklerin, ahlaksızlıkların, faziletsizliklerin ve hukuksuzlukların gölgesinde kalacaktır!
Çünkü adalet bir erdem olduğu gibi, aynı zamanda devletin temelidir!