Haber Detayı
Kadınların oynadığı futbol niye geride (2)
Ülkemizde kadının futbolda yeri, neden erkekten sonra geliyor? Bu çok anlamlı bir soru. Tüm bireylerin spordan ve kamu kaynaklarından eşit yararlanması anayasal hakken, kadının futbolda daha az yer alması, futbol kaynaklarından daha az yararlanması ve erkeklere tanınan fırsat eşitliklerinin kadınlar için pratikte çok çalışmaması, aslında bir anayasal ihlaldir.
Kadın futbolu doğru bir kavram mı?
Bu anlayışı pekiştirmek için de genel olarak günlük yaşamda kullanılan dil, kadınların aleyhine negatif ayrımcılığı pekiştirecek şekilde gelişiyor.
Bu bağlamda “Kadın Futbolu” tabiri, futbolda kadını erkek karşısında daha düşük yetenek ve güçte gösteren bir niteliğe sahip.
Bu nedenle “kadın futbolu” söylemine şiddetle karşı çıkmalıyız.
Çünkü, bu söylemin doğurduğu eylem, kadının erkek karşısında yetersiz kılınması şeklinde kendisini somutluyor.
Bu söylem, kadının bu siyasal anlayış içinde futbolda var olmasının çok da mümkün olamayacağını ifade ediyor.
Ülkemizde kadının futbolda yeri, neden erkekten sonra geliyor?
Bu çok anlamlı bir soru.
Tüm bireylerin spordan ve kamu kaynaklarından eşit yararlanması anayasal hakken, kadının futbolda daha az yer alması, futbol kaynaklarından daha az yararlanması ve erkeklere tanınan fırsat eşitliklerinin kadınlar için pratikte çok çalışmaması, aslında bir anayasal ihlaldir.
Ben bunu platformlarda dile getirdiğimde karşıma çıkan argüman, “Ama efendim, bakınız kadınlarımız voleybolda, basketbolda, atletizmde, güreşte yer alıyor.
Bunu nasıl yorumlayacaksınız peki?” şeklinde soru olarak bana dönüyor.
Bu soruya yanıtım şu oluyor: Futbolun dışındaki tüm spor branşlarında parasal büyüklükler çok düşük düzeyde kalmaktadır.
Ülkemizde spor ekonomisinin ana motorunu futbol oluşturuyor.
Bu nedenle kadınların futbolda bu pastadan daha fazla pay almaları erkek egemen anlayışta çok kabul edilebilecek bir şey değilmiş gibi görülüyor!
Olayın mali boyutunun dışında bir de siyasal boyutu da bulunuyor.
Bu, tamamen mevcut siyasal anlayışın izlediği politikaların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Zira, kamusal kaynakların toplumsal kesimlere paylaştırımı tamamen politik bir karardır ve futbol alanında da bu karar verilirken, kadın erkeğe görece tali düzeyde tutulmuştur.
Kadın oynadığı futbolla, yer aldığı spor alanında yukarıda saydığım olumsuz siyasal yaklaşıma ve sosyo-kültürel kodlara karşı, aslında bir var olma mücadelesi veriyor.
Çağdaş sosyal yaşam bunu gerektiriyor.
Eril dilin ve maço kültürünün yönlendirdiği erkek futboluna karşı kadın futbolu bir zarafeti, estetiği ve medeniliği temsil ediyor.
Sırf bu nedenle bile kadınlarımızı futbol oynamaya yönlendirmeli ve onlara bu uğurda destek olmalıyız.
Futbolda eşitsizliği sadece ekonomik, finansal ve sportif olarak görmek bir yanılgı olur.
Bizim gibi semi periferilerde kadın olmak gerçekten çok zordur.
Bunu en iyi sosyo-ekonomik yaşama kadınların katılımında görebilirsiniz.
Bu coğrafyalarda siyasal ve kültürel kodların etkisiyle oluşan cinsiyetçi yaklaşım, kadına karşı kendiliğinden bir negatif bir ortamın doğmasına neden oluyor.
Bu da kadına karşı sporda ve futbolda eşitsizliği ve haksızlığı beraberinde getiriyor.
O nedenle şunu yüksek sesle haykırmak gerekir: Kadın, erkek futbolu yok, futbol var!