Haber Detayı
Sesi çok yüksek çıkan ulusalcı azınlık (!)
Sırasıyla yazalım. O basın toplantısında ne oldu? “Ulusalcı bir azınlık” denen, CHP’nin tabanında yer alan Atatürkçüler herhalde ama onlar hiç de azınlık değiller.
Başlıktaki tanım bana değil, CHP’ye yakın bir siyasal analiste ait.
Özgür Özel’in DEM Parti eş genel başkanlarıyla birlikte düzenlediği basın toplantısının videosunu, “Sesi çok yüksek çıkan ulusalcı bir azınlık, özellikle Kürtler söz konusu olunca cepheden karşı çıkıyor.
Söylem düzeyinde bile Kürtlerle dayanışmaya tahammül sıfır” yorumuyla sosyal medyada paylaşmış.
Bu yorumda birçok yanlış var.
Sırasıyla yazalım.
O BASIN TOPLANTISINDA NE OLDU? “Ulusalcı bir azınlık” denen, CHP’nin tabanında yer alan Atatürkçüler herhalde ama onlar hiç de azınlık değiller.
Öncelikle karşı çıkılan, “dayanışma” değil, Öcalan açılımı boyunca CHP yönetiminin sergilediği etnikçiliğe eğilimli siyaset ve yıllardır partiye egemen olan liberal azınlıktır.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ’ın o toplantıda, “27 Şubat’ta Sayın Öcalan ’ın yapmış olduğu çağrı, bölgede 100 yıldır oynanan kısır döngüyü ortadan kaldırmaya dönüktü” demesi eleştirildi.
Çünkü CHP Genel Merkezi’nde yanında Özel dururken terörist başına “sayın” diyerek saygı gösterdi. “100 yıldır oynanan oyun” ifadesiyle de, kimse kimseyi kandırmasın, daha önce “100 yıllık yıkım” dedikleri Lozan’a atıfta bulundu ve orada buna karşılık verilmedi.
Özgür Özel, “Biz burada iki eş genel başkan ve bir genel başkan yan yana duruyoruz.
Burada bir Türk, bir Arap, bir Kürt var ama hepimiz kardeşiz.
Bizim ürettiğimiz siyaset düşmanlık üretemez” diyerek Erdoğan’ın topluma dayatmaya çalıştığı etnik milliyetçilik doğrultusunda konuştu.
Türkiye’de yapılması gereken, etnik kimlikleri tek tek sayarak sergilemek değil, anayasada yazdığı gibi kökenine bakılmaksızın tüm yurttaşların hukuk önünde eşit olduğunu belirtmek ve sömürü düzeninin temellerini oluşturan aşiret sistemi ile tarikatları ortadan kaldırmanın önemini vurgulamaktır.
CHP genel başkanından beklenen budur!
TABANIN SESİNE KULAK VERMELİ Özel ayrıca basın toplantısında, “Türkiye’nin barışıyla Suriye’nin barışını iç içe görüyoruz.
Bu sefer kazanan İngilizlerin, Amerikalıların kazandığı, İsrail’in satranç oyununun ilerlediği bir coğrafya değil, Türklerin, Kürtlerin Arapların ve Alevilerin birlikte kazandığı bir coğrafyayı özlüyoruz” diye konuştu.
Güzel ama bunun muhatabı “ABD, SDG’yi sattı” diye isyan edenler olmalı.
Sattıysa demek ki almıştı değil mi?
Emperyalizmin ipiyle kuyuya inilmeyeceğini anlaması gerekenler, Suriye’de ABD ve İsrail ile iş tutanlardır.
Başından beri CHP’nin Öcalan açılımında izlediği politikayı yanlış bulan, TBMM’deki komisyona girmesini eleştiren, CHP’nin kendi ilkelerini çiğneme pahasına savrulmasına ve ideolojik belirsizliğine tepki gösteren büyük bir kitle var.
Onları küçümsemek, parti yönetiminin yapabileceği en büyük hatadır.
Özgür Özel’in geçenlerde bir TV kanalındaki röportajında, “CHP’nin listelerinde başörtülü milletvekilleri göreceksiniz, zamanı geldi” dediğini de düşünürsek yalpalamanın süreceğini tahmin edebiliriz.
Oysa CHP seçmeninin öncelikli olarak beklediği, partinin ilkeleri yolunda ilerlemesi.
TAKLİT, ASLINI GÜÇLENDİRİR!
Ama anlaşılıyor ki 2023 seçiminden ders alınmamış.
O dönemde de taklidin daima aslını güçlendirdiğini yazmıştım ve öyle de oldu.
CHP’nin sağı taklit ederek ve etnikçiliğe yanaşarak yeni bir maceraya yöneldiği görülüyor.
Bu arada da kararsızlar yüzde 33’ü aşarak en büyük seçmen grubu olmaya devam ediyor.
CHP ise sağda onca parti varken, halihazırda dinci/ etnikçi/mezhepçi siyaset yapan partiler çoğunluktayken, taklitle oyların kendine geleceğini düşünüyor.
Kararsızları AKP ve MHP’den kopanların oluşturduğunu düşünerek ilkesizleşmek ve kendi öz tabanını uzaklaştırmak yanlıştır, kararsızların arasında sayıları giderek artan ve CHP’ye tepki duyan bir kesim de var.
Seçim öncesinde bu tehlikeyi işaret etmek her yurtseverin sorumluluğudur.
Bunu yapanlara, “sesi çok yüksek çıkan ulusalcı azınlık” derseniz, hiç kuşkunuz olmasın tarih tekerrür eder.