Haber Detayı

Görüş gününe yetişen yazı
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
29/01/2026 04:00 (2 saat önce)

Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Berra ’nın hikâyesini sosyal medyadan yolladığı ileti sayesinde öğrendim. 14 yaşında bir çocuktu.

Ama büyümenin acı meyvesini erkenden tatmak zorunda kalmıştı.

Bana yazmasının nedeni babasının mahpus olmasıydı.

Babası, görüş gününde, “Hiç kimse sesimizi duymuyor” demişti.

Berra, ses olmak istiyordu.

Babası Evren Buçan . 1980 doğumlu İTÜ Şehir ve Bölge Planlama mezunu bir mühendisti.

Rizeli, memur çocuğu bir aileden geliyordu.

Mezuniyet sonrasında, yıllardır AKP’nin elinde olan Beyoğlu Belediyesi’nde işe başlamıştı.

Silivri, Avcılar, Beykoz derken son olarak Şile’de yapı ruhsat şefi olmuştu.

Şile’de daha üç aylık çalışanken “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve üye olmak, rüşvet, irtikap” suçlamasıyla tutuklanmıştı.

ÜÇ AYDA ÖRGÜT ÜYESİ OLDU!

Berra, “20 yıllık devlet memuru, 3 ayda nasıl örgüt üyesi oldu” diye soruyordu.

Anlam veremiyordu.

Zira anlattığına göre her şeyin hikâyesi aslında onunla başlamıştı: “İlkokulu Beylikdüzü’nde okudum, babam Silivri Belediyesi’nde çalışıyordu. 4. sınıfta babam ve annem bir karar aldı, beni ortaokul için bir kolejin bursluluğuna sokacaklardı.

Girdim, kazandım.

Babamın eğitime önem verdiğini söylemiştim ya, benim o okula gitmem için sevdiği belediyeden ayrıldı ve taşındık.

Orada ortaokula yazıldım ve babam Avcılar Belediyesi’ne geçti.

Ben ve küçük kardeşimi, babam okula götürüp getiriyordu o zamanlar.” 8. sınıfta LGS’ye hazırlanmaya başladı.

Hayal ettiği okullar Anadolu Yakası’ndaydı: “Dedim ki baba senin işin nasıl olacak, Avcılar’a her gün gidip gelmen zor olur.

O da dedi ki ‘Beni merak etme, Beykoz Belediyesi’ne geçmek için şansımı deneyeceğim.

Önemli olan senin okulun, sen sınava girince taşınma işini düşünürüz.’” Böylece kızı sınava hazırlanırken Anadolu Yakası’nda iş başvuruları yapmaya başlamıştı: “Babam zor da olsa Beykoz Belediyesi’ne ocak ayı civarında geçebildi.

Her gün çok uzun bir yolda gidip geliyordu ve artık eskisi gibi çok iletişim kuramıyordum onunla.

Çünkü çok yorgun oluyordu.

Okula ve dershaneye de bırakamıyordu beni.” GECE GELEN TELEFON Babası Beykoz’da mutlu değildi.

Oradan da ayrılmak istiyordu.

Şile Belediyesi’ne bir arkadaşı aracılığıyla başvurdu, kabul edildi: “Şile’ye geçmesiyle birlikte işgücü o kadar arttı ki eve tonlarca dosya getirip hepsini inceliyordu.

Evde artık hiç iletişim kuramıyorduk onunla, o derece.” Sınav günü gelip çatmıştı: “16 Haziran sabahı, annem ve babam beni sınava gireceğim okula bıraktı.

Sınav çok zor olmasına rağmen iyi geçti. 90 soruda 3 yanlış 1 boşla derece yaptım.” Sınav sonrası ailece Çanakkale Ezine’de bulunan yazlıklarına gitmişlerdi.

Babası hafta sonları yanlarına geliyor, hafta içi görevine dönüyordu.

Derken... “Sonucun açıklanmasına iki gün kala babamla telefonda konuşmuştum, onu özlemiştim ve gelmesine az kalmıştı.

O gece 4’te, ben uyurken gelen seslerden uyandım.

Annem biriyle telefonda konuşuyordu ama sesi hiç iyi gelmiyordu ve ağlıyordu.

Birine bir şey olduğunu sandım ama annemin yanına gidemedim, ne yapacağımı şaşırmıştım.

Konuşmaları dinlemeye başladım ve annem babamın gece tutuklandığını söylüyordu.” 13 Temmuz’da Evren Buçan tutuklandı.

Berra’nın küçük kardeşine olanı anlatmadılar.

Ailenin bütün planları değişmişti.

Anadolu Yakası’na taşınamadılar.

İstediği okula kayıt yaptıramadı.

MÜTEAHHİT ŞİKÂYETİYLE TUTUKLU Berra evlerine yakın bir fen lisesine kaydolmuş.

İlk karnesi takdirle gelmiş: “Babam tercih sonuçları açıklandığı zaman da yanımda olamadı, lisenin ilk gününde de olamadı.

Bugünlerde anladım ki babam uzun bir süre yanımda olamayacak. 2026’ya herkes babasıyla girerken ben giremedim.

Şimdi de babam takdir aldığımı, onun için çabaladığımı göremeyecek.” Berra bana “Bir insan üç ay önce gittiği belediyede yedi aydır tutuklu olabilir mi?” diye soruyordu.

Bu soruya keşke cevap verebilseydim.

Babasının dosyasını açtım.

Tutuklandığı suçlamaların kaynağı tanık ifadeleriydi.

Tamamı, belediyede işleri yapılmayan, “Mevzuata uygun değil” denen, iskânı ve ruhsatı verilmeyen müteahhitler.

İşlerinin yapılması için belediyeye bağış istendiğini, vermedikleri için yapılmadığını söylüyorlardı.

Gerçekten istendi mi?

Yoksa “vurun abalıya” kolaycılığına mı başvuruldu?

Elbette zaman gösterecek.

Ancak iskân için imza yetkisi bulunmayan, ihale komisyonunda yer almayan Evren Buçan yedi aydır tutuklu.

Tutuklanmasına neden gösterilen konuşmaların sahibi müteahhit Hızır Ekşi ’ye bakıyorum.

Şile’de AKP’nin önce gelen isimlerinden.

Aynı zamanda TÜGVA’nın temsilcisi.

Yıllardır Şile’de inşaat yapıyor.

Geçmiş dönem işleri yolunda giderken belediyenin yeni döneminde hep reddedildiğinden yakınıyor.

BUGÜN GÖRÜŞ GÜNÜ Berra, adalete ve hayallere inancını kaybediyor: “Ben idealleri olan bir insanım ve bu durumda hayallerimin gün geçtikçe ulaşılamaz olduğunu düşünüyorum.

Adaletin işlemediği bir yerde bütün faaliyetler raydan çıkıyor çünkü.” Ve elbette bir çocuk gibi gülüp eğlenemiyor: “En ufak şeye gülünce bile babamın ve onun gibi insanların orada ne halde olduğunu düşününce cidden daralıyorum.” Berra’nın bana anlattıkları şöyle bitiyordu: “İnşallah yazılarınızda dediklerime yer verirsiniz.

Eğer bunu yaparsanız babam benimle gurur duyar ve sözümü tutmuş olurum.” Bugün Maltepe Cezaevi’nde görüş günü.

Berra, her perşembe olduğu gibi, sabah 9’da, 50 dakikalığına bir camın ardından babasını görecek.

Bu köşede yazanlar, o görüşte belki de soğuk bir gülümseme olacak. “Elini kolunu sallayarak gezenler” i hatırlatan Berra ayrıcalık istemiyor.

Olması gerekeni söylüyor.

Sahi, adalet bakanından MHP genel başkan yardımcısına herkes “Tutuklu yargılama istisnadır” diyor ya...

Berra’nın babası tutuksuz yargılansa ne kaybederiz?

Emin olun, bir çocuğun hikâyesi de ülkenin adaleti de çok şey kazanır.

Muhakkak ki adil bir dünya, çocuklara çocukça büyümeyi vaat eden bir dünyadır.

İlgili Sitenin Haberleri