Haber Detayı

Oya Tekin anlatıyor!
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
29/01/2026 04:00 (1 saat önce)

Oya Tekin anlatıyor!

Silivri Cezaevi’nden çıkmak kadar girmek de zor!

Silivri Cezaevi’nden çıkmak kadar girmek de zor!

Önceki gün başlayan Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının ikinci gününü izlemek üzere Silivri’deydik.

Ergenekon, Balyoz gibi kumpas davalarının görüldüğü spor salonundan bozma duruşma salonunun karşısına daha büyük bir salon yapılmıştı.

Şimdi onun yan tarafına daha da büyük bir salon inşa ediliyor.

İnşaat kamyonlarının biri giriyor biri çıkıyor.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik yargı temsilcileriyle jandarma arasında mekik dokuyor.

Her şeye karşın duruşmaların sorunsuz sürmesi, bir an önce adil yargılama yapılması için adeta çırpınıyor.

Dün İstanbul’un yanı sıra Kırklareli ve Adana’dan gelenler yoğunluktaydı.

Özgür Çelik, 9 Mart’ta İBB davasının da başlayacak olmasını dikkate alarak cezaevinin hemen dışında bir merkez oluşturmuş. 2026’nın görünür gelecekteki günleri Silivri’de geçecek! *** Duruşma salonunun girişindeki metal bariyerleri saymak mümkün değil.

Kimi yerlerde çapraz, kimi labirenti andırıyor!

Bariyerler arasındaki yine bariyerlerle çevrili dar koridoru geçip salona girdik.

İç görünüşte Ergenekon davalarından bugüne bir şey değişmemiş.

Doğrusu davaların içeriğinde de fazla bir şey değişmemiş.

Mahmut Tanal ’la karşılaşınca uzaktan seslendi: “Sadece kişiler değişti Balbay .

Seninle ben aynıyız!” Sanıklar bölümünün ilk sırasında belediye başkanları Zeydan Karalar, Rıza Akpolat, Kadir Aydar, Utku Caner Çaykara yan yanaydı.

Kadın sanıklar için, başta Oya Tekin ’e, kürsüye göre sağ orta köşede yer ayrılmıştı.

İkinci günde önce Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan savunma yaptı.

İhale için rüşvet aldığı iddia ediliyor ama o ihale yapılmamış!

Sonra Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar savunma yaptı.

Aydar sordu: “1.5 milyon liralık alacağı ödemem için 20 milyonluk rüşvetten söz ediliyor.

Bu ne kadar mantıklı?” Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin 35 yıllık hukukçu, 14 aylık belediye başkanı, 8 aylık tutuklu olarak konuştu.

Tekin’in sadece “itirafçılık”la ilgili sözlerini paylaşmak, bugünkü hukuk mantığını anlamak için yeterli.

Şöyle dedi: “Kadın cezaevinin en kıdemlisi oldum.

Bu zaman diliminde üç kişi itirafçı oldu ve tahliye edildi.

Tahliyeler şöyle gelişti: Kadın tutukluyu savcının çağırdığı söyleniyor.

Şaşırıyor.

Belki yeni bir durum oldu diye olasılıklar konuşuluyor.

Kadın saatler sonra dönüyor.

Gidişinden daha şaşkın vaziyette. ‘Benden bir şeyler istiyorlar.

Ben ne bilebilirim ki’ diyor.

Sonra aynı kadını savcı bir kez daha çağırıyor.

Bu kez daha suskun dönüyor.

Ne yapsa, ne dese?

Üçüncü kez çağrılıyor.

Sonra dönmüyor.

İtirafçı olup tahliye oluyor.

Bu yöntemle üç kişi tahliye oldu.” Oya Tekin bu yaşadıklarını anlattıktan sonra devam etti: “Sayın başkan bu tüm yargı sistemini çürüten bir durumdur.

İtiraf hukukta, tutuklanmadan önce vicdanen hayata geçen bir şeydir.

İşte Aziz İhsan Aktaş, ilk tutuklandığında verdiği ifade ile itirafçı olduktan sonraki ifadesi ne kadar da farklı!” *** Oya Tekin’i dinlerken dört yıllık tutuklu yargılama süreci boyunca hâkim karşısında kaldığımız toplam üç bin saati düşündük.

Hukukun işlemediğini görüp mahkemeden bir an önce hücreye gitmeyi istemek!

Ne kadar acıydı!

Bir ülkede mahkeme adalet aramaktan çok iftiraya dönüşmüş itiraflarla baş etme yeri haline geliyorsa bu herkesin sorunudur!

Bir an önce adaletin yerini bulması için sadece üç kelimelik bir yol haritası öneriyoruz: Adil, acil, tutuksuz yargılama!

İlgili Sitenin Haberleri