Haber Detayı

Kalori saymayı unutun, içeriğe bakın
Gastroda odatv.com
28/01/2026 10:55 (1 saat önce)

Kalori saymayı unutun, içeriğe bakın

Daha çok yemek, daha az kalori? İşlenmemiş gıdalarla beslenenlerin doğal “beslenme zekası”, tabaklarını doldurmalarına rağmen kilo kontrolünü kolaylaştırıyor. Peki bu, obeziteyi sadece yemek miktarıyla açıklayamayacağımızın işareti mi?

Yeni yılla birlikte tartılarla kurulan ilişki de yeniden başlar.

Daha az yemek, daha çok dayanmak, daha uzun süre tok kalmaya çalışmak… Oysa son dönemde yayımlanan bir araştırma, alışıldık bu denklemle küçük ama önemli bir şekilde oynuyor; belki de mesele ne kadar yediğimiz değil, neyi yediğimizdir.The American Journal of Clinical Nutrition’da yayımlanan çalışma, işlenmemiş gıdalarla beslenen kişilerin tabaklarını daha çok doldurduğunu, hatta kütle olarak neredeyse yarı yarıya daha fazla yemek yediklerini gösteriyor.

Ama şaşırtıcı olan şu; bu insanlar gün sonunda, ultra işlenmiş gıdalarla beslenenlere kıyasla daha az kalori alıyor.Yani daha çok çiğniyorlar, daha uzun yiyorlar, daha hacimli besleniyorlar… Ama beden, bunu daha hafif bir enerji yüküyle karşılıyor.BEDEN SADECE KALORİ SAYMAZAraştırmayı yürüten ekip, bu durumu basit bir irade meselesi olarak açıklamıyor.

Tam tersine, bedenin içsel bir yön bulma becerisine işaret ediyorlar.

Profesör Jeff Brunstrom’un ifadesiyle bu, bir tür “beslenme zekası”.Uzun yıllardır, insanların yüksek kalorili yiyeceklere doğal bir eğilim gösterdiği düşünülüyordu.

Ancak bu çalışma, hikayenin tamamının bu olmadığını söylüyor.

Beden sadece kalori aramıyor; aynı zamanda mikro besin peşinde.

Vitaminler, mineraller, lifler… Yani gözle görülmeyen ama eksikliği hemen hissedilen şeyler.Bu yüzden işlenmemiş bir diyet uygulayanlar, tabaklarında kendiliğinden daha fazla sebze ve meyveye yer açıyor.

Bir bilinçli tercih gibi görünse de, bu seçim çoğu zaman otomatik gerçekleşiyor.MAKARNA YERİNE BOL SEBZELİ, LİFLİ SEÇENEKLERAraştırmacıların dikkat çektiği ilginç noktalardan biri şu; ultra işlenmiş gıdalarla beslenen kişiler, bazı vitaminleri almak için yüksek kalorili yiyeceklere yönelmek zorunda kalıyor.

Örneğin A vitamini, kızarmış hamur işlerinden ya da paketli ürünlerden geliyor.Oysa işlenmemiş gıdalarla beslenenler aynı vitamini ıspanaktan, havuçtan, yeşil yapraklardan alıyor.

Kalori yükü artmadan, besin yoğunluğu yükseliyor.

Bu da bedenin enerji alımını doğal bir şekilde frenliyor.Burada bir “gerilim” oluşuyor: Kalori ile besin değeri arasındaki uyumsuzluk.

Ve bu gerilim, sanıldığı gibi iştahı artırmıyor; aksine sınır çiziyor.SORUN GERÇEKTEN FAZLA YEMEK Mİ?Çalışmanın en çarpıcı tarafı belki de bu soruyu yeniden sordurması.

Eğer işlenmemiş gıdalarla beslenenler daha fazla yiyebiliyor ama daha az kalori alıyorsa, obeziteyi yalnızca “aşırı yemek” kavramıyla açıklamak yeterli mi?Araştırma, sorunun kaynağının miktardan çok bileşim olabileceğini düşündürüyor.

Ultra işlenmiş gıdalar, küçük porsiyonlarda bile yüksek enerji yükü taşırken; doğal gıdalar, hacimli ama daha dengeli bir doygunluk sağlıyor.Yani tabak büyüyor, ama beden ağırlaşmıyor.Aslında bu fikir çok yeni değil.

Büyükannelerin “doy ama hafif kalk” diye tarif ettiği şey, bugün bilimsel bir dille anlatılıyor.

Lifli, sulu, besin yoğunluğu yüksek gıdalar… Yavaş yenen, çok çiğnenen, bedeni oyalayan yemekler.Belki de kilo meselesini yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir.

Daha az yemek yerine, daha gerçek yemekle başlamak gibi.

Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri