Haber Detayı
Serum orucu bozar mı? Diyanet'e göre oruçluyken serum orucu bozar mı?
Ramazan ayı, sabrın, şükrün ve manevi arınmanın yoğun olarak yaşandığı, Müslümanların hem bedenlerini hem de ruhlarını terbiye ettikleri müstesna bir zaman dilimidir. Bu ayda tutulan oruçlar, sadece aç ve susuz kalmak değil, Allah'ın rızasını kazanmak adına nefsi dizginlemektir. Ancak insan hayatı her zaman planlandığı gibi gitmeyebilir; hastalıklar, ani rahatsızlıklar veya devam eden tedaviler, bu ibadetin yerine getirilmesi sırasında müminleri zorlayabilir.
İslam dini, insan sağlığını her şeyin üzerinde tutan ve zorluk çıkarmama ilkesini benimseyen bir yapıya sahiptir.
Buna rağmen, oruç tutma gayreti içinde olan ve rahatsızlanan birçok kişi, tedavi yöntemlerinin oruçlarına zarar verip vermeyeceği konusunda derin bir tereddüt yaşar. Özellikle hastaneye başvurulduğunda veya acil müdahale gerektiğinde sıkça uygulanan serum takviyesi, orucun geçerliliği konusunda en çok kafa karışıklığı yaratan tıbbi müdahalelerden biridir.
Damar yoluyla vücuda sıvı verilmesi işlemi olan bu tedavi, iğne ile karıştırılsa da fıkhi açıdan farklı bir konuma sahiptir.
Oruç ibadetinin temel kuralı, imsak vaktinden iftar vaktine kadar vücuda gıda veya gıda hükmünde bir maddenin girmemesidir.
Ağız yoluyla alınan yiyecek ve içeceklerin orucu bozduğu tartışmasız bir gerçektir.
Ancak tıbbın gelişmesiyle birlikte vücuda gıda alımı sadece ağızla sınırlı kalmamış, damar yoluyla beslenme yöntemleri de hayatımıza girmiştir.
Serum, içeriğindeki su, tuz, şeker (glikoz), vitaminler ve mineraller sayesinde vücudun sıvı dengesini sağlar, kişiye enerji verir ve açlık hissini bastırır.
İşte tam da bu özellikleri nedeniyle, serumun oruç üzerindeki etkisi, sıradan bir aşıdan veya ağrı kesici iğneden tamamen farklı değerlendirilir.
ORUCU BOZAR MI SORUSUNUN FIKHİ CEVABI VE DİYANET İN GÖRÜŞÜ Halk arasında ve hasta odalarında sıkça sorulan orucu bozar mı sorusunun cevabı, serum söz konusu olduğunda nettir.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu nun fetvalarına ve İslam alimlerinin genel görüşüne göre; oruçlu iken serum taktırmak orucu bozar.
Bunun temel nedeni, serumun ihtiva ettiği maddelerdir.
Serum, vücuda damar yoluyla da olsa su, mineral ve en önemlisi gıda (vitamin, dekstroz vb.) takviyesi sağlar.
Bu maddeler kana karışarak vücudun direncini artırır, kişiyi güçlendirir ve bir nevi yeme-içmenin sağladığı faydayı sağlar.
Orucun mantığı ise bedeni bu tür takviyelerden uzak tutmaktır.
Dolayısıyla serum almak, orucun yeme ve içmeden kesilme şartını ihlal eder.
Burada karıştırılmaması gereken nokta, tedavi amaçlı yapılan diğer iğnelerdir.
Diyanet in görüşüne göre; ağrı dindirmek, tedavi olmak, aşı olmak veya vücut direncini artıracak gıda özelliği taşımayan iğneler (örneğin insülin veya lokal anestezi) orucu bozmaz. Çünkü bunlar gıda değildir ve vücuda enerji verip tokluk hissi sağlamazlar.
Ancak serum, yapısı gereği besleyici ve güçlendirici olduğu için bu istisnanın dışında kalır ve orucu geçersiz kılar.
Serum taktıran bir kişinin orucu bozulur ve Ramazan dan sonra gününe gün kaza etmesi gerekir.
HASTALIK DURUMUNDA ORUÇ VE KAZA MESELESİ İslam dini, hastalık durumunda kullarına büyük bir kolaylık ve ruhsat tanımıştır.
Kuran-ı Kerim de, hasta olan veya yolculukta bulunan kimselerin oruç tutmayabilecekleri, tutamadıkları günleri daha sonra kaza edebilecekleri açıkça belirtilmiştir.
Eğer bir kişi, serum takılacak kadar hastaysa, baygınlık geçiriyorsa veya vücudu susuz kalıp direncini yitirmişse, zaten dinen oruç tutmakla yükümlü değildir.
Böyle bir durumda orucu bozmak veya hiç niyet etmemek bir günah değil, aksine Allah ın verdiği ruhsatı kullanmaktır.
Sağlığı tehlikeye atarak oruç tutmaya çalışmak, İslam ın ruhuna uygun bir davranış değildir.
Dolayısıyla, gün içinde aniden rahatsızlanan ve doktor tarafından serum takılması uygun görülen bir mümin, orucum bozulacak endişesiyle tedaviyi reddetmemelidir.
Serumunu alıp iyileşmeye bakmalı, bozulan orucunu ise Ramazan ayından sonra, sağlığına kavuştuğu herhangi bir günde bir gün olarak kaza etmelidir.
Bu durum herhangi bir kefaret (61 gün ceza) gerektirmez, çünkü ortada meşru bir mazeret (hastalık) vardır.