Haber Detayı

Doğanın gizli interneti: Mikorizal ağlar
Cumhuriyet pazar cumhuriyet.com.tr
25/01/2026 12:35 (2 saat önce)

Doğanın gizli interneti: Mikorizal ağlar

İklim çalışmalarının Nobel’i olarak anılan Tyler Çevresel Başarı Ödülü’nün sahibi Dr. Toby Kiers bakışlarımızı toprağın altına, bitkiler arasındaki devasa paylaşım ağına çeviriyor. Fosil yakıt emisyonlarının üçte biri kadar karbonu depolayan bu sessiz mantar ağları, rekabet yerine dayanışmanın bir hayatta kalma stratejisi olduğunu kanıtlıyor.

Toprağa çoğu zaman üstten bakıyoruz.

Yüzeyine, verimine, üzerine inşa edilecek olana...

Oysa yaşamın karmaşık, yaratıcı ve dönüştürücü ilişkileri çoğu zaman göz hizamızın çok altında, toprağın derinliklerinde gerçekleşiyor.

Görünmeyen bu ilişkiler, ekosistemlerin sürekliliğini belirliyor.

Bugün iklim değişikliğini, biyolojik çeşitlilik kaybını ve ekolojik çöküşü konuşurken belki de en çok unuttuğumuz şey tam da bu: Doğa yalnızca bireylerden değil, ilişkilerden oluşur.

Bu görünmeyen ilişkileri bilimsel olarak görünür kılan isimlerden biri, Amsterdam’daki Vrije Üniversitesi’nde görev yapan evrimsel biyolog Dr.

Toby Kiers.

Kendisi çevre alanında sıklıkla “Nobel çevre ödülü” olarak anılan Tyler Çevresel Başarı Ödülü’ne değer görüldü. 1973’ten bu yana Güney Kaliforniya Üniversitesi tarafından verilen ve 250 bin dolar değerindeki bu ödül, çevre bilimi ve ekolojik düşünce alanında en saygın uluslararası ödüllerden biri olarak kabul ediliyor.

EKOSİSTEMİN SESSİZ DESTEKÇİLERİ Kiers’in araştırmaları, bitki köklerini birbirine bağlayan ve bitkilerin besin, su ve karbon alışverişi yapmasına olanak tanıyan mikorizal mantarlara odaklanıyor.

Mikroskobik ipliklerden oluşan bu geniş yeraltı ağları, yalnızca bitkiler arasında bir dolaşım hattı kurmakla kalmıyor aynı zamanda karbonun toprakta depolanmasını sağlıyor ve tüm ekosistemler genelinde bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Genellikle “orman geniş ağı” olarak tanımlanan bu mikorizal ağlar bitki sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem direnci için temel öneme sahip.

Ancak tam da bu yaşamsal rollerine karşın büyük ölçüde görünmez kalıyor ve yeterince korunmuyorlar.

Kiers yenilikçi deneyler, yüksek çözünürlüklü görüntüleme teknikleri, DNA dizileme ve küresel saha araştırmaları aracılığıyla mantar ağlarının ekosistemleri nasıl stabilize ettiğini ortaya koyuyor.

Aynı zamanda toprak sistemlerindeki bozulmaların, biyolojik çeşitlilik kaybını, ekosistem gerilemesini ve iklim kırılganlığını nasıl hızlandırabildiğini de gösteriyor.

Burada durup kendimize sormamız gereken bir soru var: Neden doğayı hâlâ bireyler üzerinden okumakta ısrar ediyoruz?

İnsan merkezli düşünce biçimi başarıyı rekabetle, gücü büyümeyle, ilerlemeyi ise sürekli genişlemeyle tanımlıyor.

Oysa toprağın altındaki mikorizal ağlar bize bambaşka bir hikâye anlatıyor.

Hayatta kalmanın yolu her zaman daha fazla almak değil, doğru zamanda paylaşmak, geri çekilmek ve ilişkileri gözetmek olabiliyor.

Bu bakış açısı, yalnızca ekosistemler için değil, insan toplumu için de dönüştürücü bir potansiyel taşıyor.

Görünmeyen emeği, sessiz dayanışmayı, arka planda işleyen bakım ve onarım süreçlerini hatırlatıyor.

MANTARLARIN İKLİM GÜCÜ Araştırmalara göre bitkiler her yıl tahmini 13 milyar ton karbondioksiti -yaklaşık olarak fosil yakıtlardan kaynaklı emisyonların üçte biri kadarını- mikorizal mantarlara tahsis ediyor.

Bu veri, yeraltı mantar ağlarının yalnızca ekolojik değil, küresel iklim düzenlemesi açısından da ne kadar kritik bir role sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

Toprağın altında işleyen bu sessiz sistemler, gezegenin karbon döngüsünde düşündüğümüzden çok daha merkezi bir konumda yer alıyor.

DÜNYANIN İLK YERALTI ATLASI Prof.

Dr.

Kiers, kurucuları arasında yer aldığı SPUN (Yeraltı Ağlarını Kormua Topluluğu) girişimiyle, mikorizal mantar çeşitliliğinin yüksek çözünürlüklü dijital haritası olan dünyanın ilk küresel yeraltı atlasının oluşturulmasına katkı sağladı.

SPUN, yeraltı ekosistemlerinin önemini vurgulamak ve bu sistemlerin küresel koruma stratejilerine dahil edilmesini savunmak amacıyla bilim insanlarını, yerli toplulukları, politikacıları, sanatçıları ve teknoloji uzmanlarını bir araya getiriyor.

Böylece bugüne dek büyük ölçüde göz ardı edilen yeraltı yaşamı, kamusal ve politik bir konu haline geliyor.

İlgili Sitenin Haberleri