Haber Detayı
Mustafa Erdoğan: Gülben'le aslan gibi üç oğlumuz var, buna layık olmak gerekir
İlk bakışta ciddi bir görüntüsü var, sohbete başlayınca sıcakkanlı yönü ortaya çıkıyor. Ama sahne gösterilerinde en ufak hataya tahammülü yok. Anadolu Ateşi Genel Sanat Yönetmeni Mustafa Erdoğan, efsaneleşen “Troya” gösterisini uzun aradan sonra yeniden İstanbullu sanatseverlerle buluşturmaya başladı. Erdoğan’la bir araya gelip Anadolu Ateşi’yle 25 yıllık yolculuğunu, projelerini konuştuk. Oğullarının dansa olan ilgisinden de bahseden Erdoğan eski eşi Gülben Ergen’in de dans dersleri almaya başladığını açıkladı.
◊ “Troya” uzun zaman sonra İstanbul’da sahnelenmeye başladı.
Aynı zamanda hem İstanbul hem de Amerika’da iki ayrı dans kadronuz var.
Yeniden İstanbul’da başlama fikri nasıl ortaya çıktı?- İstanbul merkezimiz.
Burada zaten dört tane okul var.
Anadolu Ateşi’nin merkez stüdyolarının da hepsi burada.
Bir de Antalya’da, Aspendos’ta bir üssümüz var.
Yaz sezonunda hep Aspendos’tayız ama İstanbul’u boş bırakmıyoruz.
Bir de bir saygı projemiz var planlarımızın arasında.◊ Nasıl bir proje?- Anadolu Ateşi’nin 25’inci yılındayız.
Sahnelenme tarihi olarak söylüyorum.
Mayıs ayında Ülker Sports Arena’da büyük bir etkinlik yapacağız.
Sanatçı arkadaşlarımız da bizimle birlikte sahne alacaklar.
Anadolu Ateşi’ne saygı projesi...◊ Kimler sahne alacak? - Şu an net değil ama mesela Yılmaz (Erdoğan) bizimle bir şiir okur.
Kardeş Türküler olabilir.
Çünkü onların bazı müziklerini kullanıyoruz.
Onlar canlı çalar, biz de oynarız.
Tabii daha net değil.◊ Hem İstanbul hem Amerika dans grubunuz var, onları yönetmesi zor olmuyor mu? - İki de değil aslında, bazen üç, bazen dört kadroya kadar çıkmışlığımız var.
Bir tarihte bir cast’ımız Antalya’da oynuyordu, bir cast’ımız Filistin’de oynuyordu, bir cast Karayip Denizi’nde Martinik adasında oynuyordu, bir cast’ımız da Paris’te sahne aldı.
Saat farklarını saymazsak, aynı gün bu kadrolarla gösteri yapabiliyoruz.
Fotoğraflar: Murat ŞAKA25 YILDA DÜNYANIN ETRAFINI KAÇ DEFA DÖNDÜK KİM BİLİR◊ Siz nasıl yönetiyorsunuz hepsini?- Hepsinin yanında olamıyorsunuz.
Ben mutlaka bir grubun başında oluyorum ama “Troya” gösterilerinde zorunlu.
Anadolu Ateşi’nde ise bir hoca alıp götürüyor turneye, diğeri alıp Çin’e götürüyor.
Öyle bir trafik yapıyoruz.
Bu 25 yılda dünyanın etrafını kaç defa döndük, onu bir hesaplamamız lazım.
Bir gün arkadaşlar Çin’e gittiler.
Oradan Yeni Zelanda’ya geçtiler.
Sonra Amerika turnesi vardı.
Dünyanın diğer tarafından dönüp gelmek vardı, bir de İstanbul üzerinden Amerika’ya gitmek vardı.
Bir arkadaşımız 2 gün boyunca 5 Şubat’ı yaşadı.
Saat farkından dolayı hep aynı gündeydi! (Gülüyor)◊ Kitap yazmayı hiç düşünmediniz mi?- Bir çalışmamız var aslında.
Onun üzerinde uğraşıyorum.
Başka bir şey yazdığım için biraz erteledim ama nihai olarak başarıyı bekliyorum.
Yani Amerika’da okullarımızı açıyoruz.
Türkiye’den hiç dansçı götürmeden, oradakiler bunu oynuyorlar.
Ya da sadece Çinlilerin dans ettiği bir Anadolu Ateşi yapmak.
Birkaç proje peşindeyiz. 120 etnik kültür var Avrupa’nın genelinde.
Mesela Hollanda’da onları da içeren bir Anadolu Ateşi olacak.
Hollanda Ateşi gibi.◊ “Başka bir şey yazıyorum” dediniz, ona dönersek, ne yazıyorsunuz?- Önce bir film çalışması yazdım.
İsmi “Ninova”.
Sonra baktım ki evde film yapan zaten çok var, onu hemen romana çevirdim.
Öyle gidiyor şimdi.
Roman çıktığı zaman Yılmaz’ın önüne koyacağım, “Sen bunun filmini yap” diyeceğim.
Ninova eski Asur başkenti.
O kültürden hareketle yazıyorum.◊ Yılmaz Bey bu fikrinize ne yorum yaptı? - O çok beğendi, roman olmasını o da destekliyor.◊ Kariyerinizde “Keşke şunu da yapsaydım” dediğiniz bir şey var mı?- Yok, “keşke”li şeyleri sevmiyorum.
Yapılacak daha çok iş var.
Amerika’da 200’ü aşkın temsil yapacağız. 25 yıl oldu ama yolun başındayız.
GÜLBEN’LE ASLAN GİBİ 3 OĞLUMUZ VAR, BUNA LAYIK OLMAK GEREKİR ◊ Gülben Hanım’ı siz mi çalıştırıyorsunuz?- Evet.
Ona da biz ders veriyoruz.◊ Kendisinin dansa yeteneğini nasıl buluyorsunuz?- Pusuda bekliyorum fırça atmak için. (Gülüyor)◊ Artık dostluğa dönüşmüş bir ilişkiniz var.
Her boşanan çift bunu yapamıyor.
Sizin sırrınız ne?- Aslan gibi üç çocuğumuz var bizim.
Buna layık olmak gerekir.
Bunun bir terbiyesi, bunun bir kültürü var.
Çocuk yetiştirmek büyük bir sorumluluktur.
Eşinden boşanırsın ama anne-babalıktan boşanamıyorsun.
Dolayısıyla bu kaliteli mesafeyi korumak çocukların da çok hoşuna gidiyor.
En çok Gülben’le birbirimize takıldığımızda gülüyorlar.
Yani bunu koruyoruz, bu önemli bir şey.
FIRÇA ATMAYI BEKLEDİM ■ Anadolu Ateşi’nde artık kadroda oğlunuz da var.- Oğullarım var.■ Sadece Ares var diye biliyordum.- En son temsilde Ares vardı.
Atlas yurtdışında okuduğu için çıkamadı.
Güney de provalara başladı.
Henüz zeybek aşamasında.
Ama anneleri (Gülben Ergen) bizden ders alıyor.
Demiştim onlara, “Bir gün herkes dans edecek” diye.
Şu anda dördü birden dans ediyor.
Anneleri dahil!■ Ares’i sahnede dans ederken ilk izlediğinizde ne hissettiniz? - Dedim ki inşallah bir hata yapar da güzel bir fırça yer herkesin içinde! (Gülüyor) Sahnedeki diğer dansçılar da çocuklarım.
Tek sorun, çok fazla kız öğrenci var, erkek öğrenci az.
Popüler kültürün, televizyon dizilerinin çocuklara kodladığı şeyler var.
Maalesef etkilerini yaşıyoruz.
Erkek çocukları biraz şiddet eğilimli şeyleri seviyor.
Ben de savaş danslarının oranını artırdım ki erkekler gelsin!
KARDEŞLERİM BAŞARILI İŞLER YAPIYOR◊ Yılmaz Erdoğan ve Deniz Erdoğan oyunculuk yapıyor, üç kardeş sanatın içindesiniz. - Deniz aynı zamanda müzisyen, tiyatrocu, yazar, şair, dansçı.
Estetiğin bütün alanlarının evin içinde olması müthiş bir şey.◊ Birbirinize tavsiye verme, eleştirme gibi durumlar oluyor mu?- Şüphesiz tabii ki.
Çok başarılı işler yapıyor kardeşlerim.
Bunların ekmeğini annem ve babam yiyor.
Özellikle annem. “Vay be çocuklarıma bak” diyor.
Babam diyor ki; “Benden geçmiş sanatçılık”.
Annem de diyor ki; “Yok canım benden geçmiş”. (Gülüyor)◊ Kimden geçti bu yetenekler?- Mizah ve edebiyat babamdan.
Ama artistlik mesele annemden.◊ Üç kardeş olarak birbirinizden ayrılan özellikleriniz neler?- İkisi konuşkan ve komiktir.
Ben asık suratlı ve sessiz olanım.
ORGANİZE İŞLER DİZİSİNDE 1 DAKİKALIK ROLÜM VAR◊ Kardeşleriniz gibi oyunculuk yapmayı hiç düşünmediniz mi?- Yok.◊ Hiç sevmediniz mi?- Sevmek meselesi değil de bir şeyi kendine yakıştıramazsın ya, o yüzden.
Ama yeni çekilen “Organize İşler: Karun Hazinesi”nde oynattılar beni, orada 1 dakikalık müthiş bir rolüm var.
Bir pavyonda kumar oynayan biriyim!
Kostümlerimi görmeliydiniz.
Yeşil gömlek, çizgili beyaz, parlak takım elbise, mafya bir abiyi oynadım.◊ Nasıl ikna oldunuz?- Hatıra olsun diye...
Bütün projelerde sülalem var.
Annem, babam hepsi bir yerlerde göründüler.
Bir tek ben yoktum.◊ Yılmaz Bey’in fikriydi o zaman...- Evet, güzel bir hatıra oldu.