Haber Detayı

‘Pehlevi, İran denkleminin herhangi bir yerinde olabilecek bir isim değil’
Kelebek hurriyet.com.tr
25/01/2026 07:00 (4 saat önce)

‘Pehlevi, İran denkleminin herhangi bir yerinde olabilecek bir isim değil’

Ocak başından beri İran’da düzenlenen protestolar bastırıldı. Resmi rakamlara göre 3.117 kişi hayatını kaybetti. ABD Başkanı Donald Trump askeri müdahale restini halen sürdürüyor. Peki, İran toplumu ne düşünüyor? Ülkenin geleceğine dair ortak bir hedef var mı? Uzmanlara sorduk...

İran’daki protestolar 2025’in son günlerinde yerel para biriminin döviz karşısında aşırı değer kaybetmesi sonrası başladı.

Tahran’daki tarihi kapalıçarşıda başlayan bu gösteriler kısa sürede yayıldı.

ABD’de yaşayan devrik Pehlevi hanedanının son üyesi Rıza Pehlevi’nin açıklamalarından sonraysa bu gösteriler dünya başkentlerine de sıçradı.

İran’daki gösteriler kanla bastırılsa da rejim karşıtlığı hâlâ güçlü.

İran Araştırmaları Başkanı Serhan Afacan “Hangi koşulda olursa olsun herhangi bir dış müdahaleyi başının gözünün üstünde görecek çok insan var” diyor.

Tarihçi Osman Gazi Özgüdenli ise toplumun İran tarihine bakışını özetledi.‘Toplumun önemli bir bölümü monarşinin kokusunu bile duymak istemiyor’Doç.

Dr.

Serhan Afacan, İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı◊ Son eylemlerin daha önceki protestolardan farklı olduğuna dair bir algı oluşturulmaya çalışıldı.

Ben bunlar arasında hiçbir fark görmüyorum.

Mesela 2017’de bazı özel finans kuruluşları batmıştı.

Mağdur olan mudiler de gösteriler düzenlemişti. 2019’da bu sefer akaryakıta yapılan zamla bazı protestolar gerçekleşti. 2022’deyse Mahsa Amini protestoları vardı.

Bugünle bunlar arasında çok büyük bir fark yok.

Hatta 2009’daki Yeşil Hareketi protestolarının çok daha radikal, çok daha sarsıcı olduğu kanaatindeyim.◊ Eğer bugün yapılan protestoların öncekilerden bir farkı varsa o da bazı istihbarat örgütlerinin verdiği destektir.

İnanılmaz bir propaganda mekanizması işletildi.

Ben daha önce böyle bir şey görmemiştim.

Tabii burada İran rejiminin de sert davrandığını göz ardı etmiyorum.

Daha 7 ya da 8 Ocak’ta ölümlerle alakalı 12 bin sayısını duyduk.

Ayrıca İsrail ve ABD istihbarat örgütlerinin çalışmalarıyla ilgili elimizde şöyle somut veriler var: Bir kere İranlı yetkililerin üst üste yaptığı açıklamalar var, bu bir.

İkincisi, İsrail’in Haaretz gazetesi özellikle Rıza Pehlevi üzerinden yapılan algının İsrailli hesaplar tarafından yapıldığına dair haberler yayımladı.

Donald Trump’ın üst perdeden meseleye dahil olması da bu işin içinde ABD’nin de oluğu algısını yarattı.◊ İran toplumu çok heterojen bir toplum.

Dinle kurdukları ilişki, gündelik hayatları, dünya görüşleri...

Bu toplumsal yapının içinde hangi koşulda olursa olsun herhangi bir dış müdahaleyi başının gözünün üstünde görecek çok insan var.

Tırnak içinde: “Bir dış müdahale bu rejimi ortadan kaldıracaksa hiç sakıncası yok!” Ama bunu diyenlerin yüzdesi ne kadar?

Mevzu da bu.

Ben bu yüzdenin çok büyük olduğunu düşünmüyorum.

Ancak büyümekte olduğunu görüyorum.

Bir yandan da İran İslam Cumhuriyeti’ni korumak için ölüme hazır bir kesim de var. ◊ Muhtemelen Rıza Pehlevi büyük bir tatmin yaşıyor. 7 Ocak’ta bir açıklama yaptı; “Sokağa çıkın” dedi.

Ve 8 Ocak’ta birdenbire eşzamanlı müthiş protestolar görüldü.

Nedensellik tartışmaları yapıldı tabii.

Yani bunlar o dediği için mi oldu, yoksa zaten olacak mıydı?

Ama yine de Pehlevi biraz ciddiye alındığını hissetti bence.

Bizim gibi İran’ı takip edenlere de “Ya bu adam o kadar ciddi bir adam değil ama tamamen ciddiyetsiz de değil.

Bir bakalım” dedirtti.

Ama bu kadar!

Ben hâlâ kati suretle güçlü bir karşılığı olduğuna inanmıyorum.

Yine de bir şey paylaştığında ya da bir TV kanalına çıkıp konuştuğunda kulak kabartanların sayısı artmış.

Özellikle gençler arasında böyle olduğunu görebiliyoruz.

Bunu neye bağlamak gerekir?

Kendimce açıklamalarım var: Bir tanesi, İran’da rejime toptan karşıtlık ya da majör politikalarına karşıtlık olduğu kesin.

Bir bölüm bu rejim gitsin diyor, bir kısmı kendilerine gelsinler diyor.

Ve bu iki grubun da bir lideri yok.

Var olan bütün isimleri İslam Cumhuriyeti ortadan kaldırdı.

Geriye Pehlevi kaldı.

Bir de sözünü dinleyen insanların çok özendiği bir hayat yaşıyor.

Seküler, modern...

Daha da önemlisi ABD’den konuşuyor.

İddia ediyorum; İsveç’ten, Norveç’ten konuşsa bu kadar etkili olamazdı.◊ Ben İran toplumunun artık kahir ekseriyeti itibariyle bir şekilde seküler bir toplum olduğunu düşünüyorum.

Monarşi tartışmasıysa bana göre tam bir zaman kaybı.

Rıza Pehlevi’nin de en büyük hatası bu.

Çıkıp demokrasiden bahsediyor, “Monarşi olacak iş değil” diyor ama...

Bir kere bu adam çalışkan bir adam değil, ömrünü bu işe vermemiş.

Humeyni’yi düşünelim...

Sürgün edildikten sonra yıllarca şahı devirmek için çalıştı.

Pehlevi işte böyle çalışkan bir adam değil.

Ayrıca babasının toplumun büyük bir bölümünde bıraktığı hissiyat hiç iyi değil.

İran toplumu monarşinin kokusunu bile duymak istemiyor.

İran bugün devrilse Pehlevi bu denklemin herhangi bir yerinde olabilecek bir isim değil.

Farz edelim ki geldi.

Bu İran’ın parçalanmış bir İran olacağı konusunda hiçbir şüphem yok.

Pehlevi dönemi sadece bir nostaljiden ibaret.◊ İran’daki Türkler bu protestolara katılmadı.

Türklerin meselesi biraz da şu: Pehlevi’lerin babası da oğlu da Türkleri sevmezdi.

İran’da Türkler asli bir unsur ama Pehlevi’ler bir kolektif kimlik olarak Türkleri sevmezdi.

Kimseyi sevmezlerdi çünkü bunlar pan-İranist dediğimiz bir ideolojiye inanıyordu.

Diğer dillere ve etnik unsurlara yer yoktu.

Peki, Türkler ne istiyor?

Bu zor bir soru.

Ben Türklerin arasında kesinlikle yeknesak bir tutumun ve tavrın olduğunu görmedim. ‘Kaçarlar’ın tahtla, siyasetle doğrudan bir ilgisi bulunmuyor’ Prof.

Dr.

Osman Gazi Özgüdenli, Marmara Üniversitesi◊ Türklerin İran coğrafyasına girişi aslında çok eski dönemlere dayanıyor.

Abbasiler döneminde İslam ordularında savaşçı olarak görev yaparlarken adım atıyorlar.

Selçuklu zamanında geniş kitleler halinde önce Horasan sonra orta İran ve Azerbaycan’a geliyorlar.

Anadolu’ya gelmeyen Türklerin bir kısmı burada tutunuyor.

Böylece günümüze kadar gelen bir Türk varlığı oluşuyor.

Çoğunluğu Oğuz asıllı. 16’ncı yüzyılın başlarında Anadolu’dan da bir bölüm göçebe Türk boyunun İran’a göç ettiğini görüyoruz.

Bunlar da Safevi devletinin kurulması ve gelişmesine katkı sağlıyorlar.◊ Selçuklular, Atabeglikler, Harezmşahlar ve sonrasında Akkoyunlu, Karakoyunlu, Safevi, Afşar ve Kaçar gibi hanedanlar İran’da kurulan devletlere hükmetti.

En sonunda da Rıza Şah’ın giderek güç kazanmasıyla 1925’te dokuz asır süren Türk hâkimiyeti sona eriyor.◊ Bu 9 asırlık hâkimiyetin son asrı Kaçar Hanedanı… O dönemle ilgili bilgiler tarih hafızasında yaşıyor ama toplum hafızasında yaşadığını söylemek mümkün olmaz.

Sıradan halkın, etnik kökeni ne olursa olsun, Kaçarlar’la ilgili tarihe bilgiye sahip olduğunu düşünmüyorum.

Kaçar soyundan gelen birçok kişi bugün İran’da da var, başka ülkelerde de… Ama bunların tahtla, siyasetle doğrudan bir ilgisi bulunmuyor.

Zaten toplumda yüksek bir karşılıkları yok.

Sadece ekonomik ve toplumsal sorunlar arttıkça toplumda ciddi bir arayış başlıyor.

İlgili Sitenin Haberleri