Haber Detayı
II. Abdülhamit'in gelini Macide Hanım film yıldızı oldu
Hürrem Elmasçı yazdı...
Çocuklar meğer ne meraklısı varmış Osmanlı Hanedan’nın, bir önceki yazım o kadar çok okundu, okuyanlar o kadar çok mesaj gönderdi ki bir yenisini kaleme almak elzem oldu…Okuyanlar biliyor, Abdülhamid’in saray için aykırı sayılan oğlu Şehzade Abdülkadir’in hayatına giren Macar dansöz ve bu aşktan doğan Otto Orban’dan bahsettim.Yazımda da adı geçen, Abdülkadir Efendi’nin zevcelerinden Macide Hanım’ı anlatacağım şimdi size, pek ilginç bir öyküsü var onun da…Şehzade Abdülkadir ilk evliliğini Mislimelek Hanım ile yaptı, lakin odasına kapatılma cezasını göze alma pahasına hiç istemediğini beyan etti.
Derken gönlünü Şerif Bey’in küçük kızı Macide’ye kaptırdı.
Saray bu evliliği hiç tasvip etmedi, 13 yaşındaki Macide’nin Abdülkadir’le denk olmadığı söylendi.
Ama ne çare, başına buyruk Abdülkadir bu izdivacı yaptı.
Üstelik, saray maaşından mahrum kalmayı göze alarak yaptı.
Bu evlilikten doğacak çocuklarının saraya kabul edilmeyeceğini bile bile yaptı.Velhasıl, Macide’den iki oğlu oldu; Necib Ertuğrul ve Alaeddin Kendir…Alaeddin Kendir, Macide Hanım ve Necib Ertuğrul1902 doğumlu olan Macide Hanım’ın babası Şerif Bey, Rum kökenliydi: İstanbul’da yüksek ilişkilere sahipti, gençliğinde saray muhafız birliğinde görev yapmıştı. 93 harbinden şeref madalyaları ile dönmüştü.
Annesi ise Çerkez kökenliydi.
Anneannesi cariye pazarında Osman Efendi tarafından satın alındı, annesi böylece doğmuştu.
Yetim muamelesi ile büyüyen Macide, genç kızlık döneminde sarayda valide sultanın yanına verildi, burada eğitim gördü.
Macaristan yıllarına en başından tanıklık etti: Abdülkadir’in önceki zevcesi Mihriban’ın 15 yaşındaki oğlu Mehmed Orhan’a bir süre annelik yaptı, Meziyet Hanım’ın 2 aylık bebeği Bidar’ın ölümüne şahit oldu.
Beyinin Macar dansöz Iren Orban’la yaşadığı aşkla kahrolmuştu.
Macarca yayımlanan hatıratında evlat kaybetmenin eşini fazla sarsmadığını, kendini hemen Budapeşte’nin gece hayatına verdiğini yazan Macide Hanım, Iren ile tesadüfen tanıştırıldığını ve Türk konsolosu Celal Bey’in konuyu izah etmesinin ardından orayı terk edip İstanbul’a gitmeye karar verdiğini yazıyor.
Lakin bu planı gerek mali sıkıntılar gerekse hanedan kuralları gereği yürürlüğe alamadı.1925 senesinde annesinin gelmesiyle Şehzade’den ayrılma kararı alan Macide Hanım, şehzadenin yaveri Afif Bey’den yardım istedi.
Macar sınırındaki bir Çekoslovakya köşküne gitmesi için plan yapıldı, evden ayrıldığında gazetelerin kiminde kaçırıldığı yazdı, ammavelakin en büyük detay, Şehzade’nin onu hırsızlıkla suçlamış olmasıydı: Milyarlık mücevherlerle ortadan kaybolduğu söyleniyordu.
Günler sonra bir yazılı açıklama ile kocasını kendi özgür iradesi ile terk ettiğini, hiçbir değerli eşya götürmediğini söyledi.
Ona yardım eden Bayan Meleghy ile dostluğu yıllarca sürdü.Macide HanımBoşanma davası açan Macide Hanım annesi varlıklı olsa da tek başına çocuklarıyla ayakta durabilmek için Budapeşte’de ‘Prenses Manikür Güzellik Salonu’nu açtı.
Lakin işler iyi gitmedi: İş ortağı Bayan meleghy ile halı ve kilim ticareti de dahil başka işler denedi.
Hiçbiri beklediği başarıyı göstermedi.
Eldeki avuçtaki de bitince çocuklarının geleceği için Şehzade Abdülkadir’in yanına döndü, bu defa yanında Bayan Meleghy de vardı.Lakin ‘Lulu’ olarak anılan Bayan Meleghy, şehzadenin hedefindeydi: Macide’yi onun baştan çıkardığını düşünüyordu, her gün tartışıyorlardı.
Sonunda Macide Hanım yine evi terk etti.
Bu defa bir erkekle kaçtığını söyleyen haberler çıktı, hatıratında bunların hepsinin hayal ürünü olduğunu yazdı.
Budapeşte’de bu defa çocuklarından ayrı yaşamaya başladı, film teklifleri aldı, sahneye çıktı, başrolde olduğu bir film çevrildi.
Hatıratını da bu dönem kitaplaştırdı.
Hatıratın çevirisini Macar Gazeteci Adam Persian yaptı, adı “Doğu’nun Peçenin Altındaki Görünmez Yüzü: Özlemler ve Acılar” oldu.Macide Hanım'ın kitabıBu bir hatırat olmanın yanı sıra Macar okur için Osmanlı toplumunu tanıyabilecekleri pek çok bölüm de içeriyordu: Mustafa Kemal’den Enver Paşa’ya, İslam’da evlilikten haremağalarına kadar pek çok konuyu kaleme almıştı Macide Hanım.Film teklifini yapan temsilciler ‘sarışın prensese’ harem hayatını konu alan bir filmde başrol teklif etmişti: Filmin adı önce Harem olarak düşünülmüş, sonra ‘Doğu’nun Hanımefendisi’ olarak kararlaştırılmıştı.
Her ne kadar gazetelerde Macide’nin hanım sultan olmadığı iddiaları çıksa da film tamamlandı, gayet başarılı da oldu.Macide HanımGerek kitap, gerekse film Şehzadeyi iyiden iyiye kızdırdı.
Çocuklar için yapılan münakaşalar sürdü, Macide Hanım’ın adı kitabının çevirisini yapan gazeteci Persian ile anıldı, yıllar sonra çocukları elinden alındı, velayet babalarına verildi.Macide Mustafa’nın hayatının geri kalanında şehzade ile boşanmasından bir süre sonra Dr.
Herczog adında bir Macar ile evlendiğini, 1933 senesinde, henüz 31 yaşında iken verem nedeniyle öldüğünü anlatan ise kendisini ‘sevgili ortağım’ olarak anan Mislimelek Hanım oldu.Ya çocuklar, hep bahsederim size kitap okumanın ehemmiyetini, bakın ne hikayeler çıkıyor tarihe dair… Kaç kişi bilirdi Abdülhamit’in gelininin sinema yıldızı olduğunu…Tarık Demirkan sağolsun…Hürrem ElmasçıOdatv.com