Haber Detayı

‘Keskin kalemi’ yeni kuşakların pusulası
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
24/01/2026 04:00 (4 saat önce)

‘Keskin kalemi’ yeni kuşakların pusulası

Kendisinin öngördüğü olasılıkların tıpkısının aynısı, kurgulanmış katledilmesi senaryosu için düğmeye basılmasının ardından, arabasının kontak anahtarını çevirmesi ile, bedeninin parçalandığı insanlık dışı bir senaryonun gerçekleştirilmesinden günümüze 33 yılı devirmişiz.

Kendisinin öngördüğü olasılıkların tıpkısının aynısı, kurgulanmış katledilmesi senaryosu için düğmeye basılmasının ardından, arabasının kontak anahtarını çevirmesi ile, bedeninin parçalandığı insanlık dışı bir senaryonun gerçekleştirilmesinden günümüze 33 yılı devirmişiz.

Selda ’nın bestesi, sesiyle, yüz binlerin, milyonların beynine kazınan, “keskin kalemi” günümüzün araştırmacı gazetecilerinin de simgesi.

Ankara’nın ayazında yüz binleri, yağmur altında sokaklarda yürüten kaygı, kendilerini yıllarca güven içinde yaşatmış, olanlara ışık tutmuş keskin kaleminin yere düşmüş olması gerçeği idi.

Hep birlikte öylesine yoğun bir kaygının içine sürüklenmiştik ki.

O günlerden bugünlere, “Uğur Mumcu” gibi simge demokrasi şehitlerimize sahip çıkmak, çizdikleri yollardan yürüyebilmek için, sokaklar, meydanlar, salonlar demeden buluşabiliyoruz, en büyük kalabalıkları oluşturabilirsek toplanmaktan, birlikte güçlü seslerle tepkilerimizi haykırmaktan vazgeçemiyoruz.

Gür sesle, ellerinde keskin kalemlerle haykıranlar, sorunlarımızın katlanması ile doğru orantılı olarak yükseliyor, tehditlerin arttığı boyutlarla doğru olarak da yükselmeye devam edecek. *** Geçen 33 yılın geçmişinde, elbette ilk öfkemizi, tepkilerimizi meydanlarda yüz binler olarak haykırmak zorundaydık.

Kendi adıma soğuk kış günlerinin meydanlarında, Uğur Mumcu’nun kişisel savaşımını da yakından izleyebilmiş olmanın acısı, öfkesi de içimde, yüz binlerle Cumhuriyet gazetesi adına sorumlu olarak da paylaşmak sorumluluğunu aldığımı anımsamıyorum.

Sonraki yıllara dönük olarak ise daha sağlıklı değerlendirmeler yapabilmeye dönük olarak da salonlarda soluksuz buluşmak sorumlulukları günümüze kadar taşınmış oldu.

Günümüz koşullarında ülke olarak sorunlarımız daha da katlandığına göre, Uğur Mumcu ile demokrasi şehitlerimizin tümü adına yapmak zorunda olduğumuz görevler de katlanmış bulunuyor.

Uğur Mumcu’nun “keskin kalemi” elden ele, yeni ellere teslim edilmek üzere taşınacak. *** Günümüz gençliğinin içinden fışkıran, gönüllü genç kalemlerin, çevremde pıtrak gibi çoğalmalarına, daha da güzel bir benzetme ile Türkan Saylan Hoca’mızın kardelenleri gibi, karlar altından fışkırıp yükselmelerine bakarak geleceğimize dönük beklentilerimizi yükseltiyorum.

Uğur Mumcu’nun o insanlık dışı tuzakla katledilişinin sonrasında, sevgili Türkan Saylan Hoca’mızın hastaneye kaldırılışının gecesinin sabahına paylaşmak gereğini duyuyorum.

Çapa Tıp Fakültesi’nde yatırıldığı odanın önünde dolanıyordum.

Doktor olmalı, sıcak bir ses “İçeri girin çok sevinecik” demişti.

Girmekten çekindiğimi anlayınca da “Ayakta” demekle yetindi.

Kapıyı çekinerek aralıyordum ki Türkan Hoca’mız bir gün önceki pencere önündeki direnişinin benzeri gülümseyen duruşuyla, sevinç çığlığı ile karşılamasını sürdürdü.

Yatağının üstünde, acil yapılacak işlerin notları çiçekler gibi saçılmıştı.

Kimlere telefon edilecek, kimlerden verilmiş sözlerinin gerçekleştirilmesi istenecekti.

Elbette benim de payıma bir sürü iş düşmüştü.

Özetle “keskin kalem” in sorumlulukları, yapılacak işler hiç bitmeyecek, genç kuşaklara doğru yeni sorumlulukları üzerlerine almak üzere yeni gönüllü ordularımız çoğaldıkça çoğalacaktı.

İlgili Sitenin Haberleri